Persepolis

İsmini Pers İmparatorluğunun başkentinden alan nadir bir iki an dışında tamamı siyah beyaz olan, bol ödüllü yetişkinlere yönelik animasyon filmi.

Türkiye İran Olur Mu?

Sanırım her 20 Türk insanından birinin ömründe en az bir kez kullandığı sorulardan biri “Türkiye İran olur mu?” 🙂

İran’ın çok da uzak olmayan geçmişini, şeriatin gelişini sürükleyici bir anlatım ile izlemek istiyorsanız, her şeyden öte iyi bir film izlemek istiyorsanız Persepolis’i öneririm.

Rejimden ya da İran’ın politik değişiminden önce bir kadın filmi olduğunu düşünüyorum. Toplumundan uzak yaşayan bir batılı belki filmi doğulu ya da müslüman kadınlara acıyarak izleyebilir; ama doğru değerlendirirsek Türkiye’de her ne kadar şeriat ile yönetilmesek de aynı zihniyete maruz kalan pek çok kadın var. Haber arşivlerimizde; üvey abisinin tecavüzüne uğrayan ve bakire olmadığı için(tecavüze uğrayan kişi nasıl bakire olacaktı?) babası tarafından kabloyla boğulan kişilerin vakaları çok taze. Ki bu sadece bir haber Türkiye’de böylesi tonlarca insan var…

Filmde sakallı bir adam Marjane’in annesine; “ne saygısı senin gibileri düzüp kenara atıyorum” gibi bir cümle kullanıyor. Boşanan kadın olma zorluğuna değiniliyor.

img_5148.png

 

İdam Geri Gelmeli Mi?

Bu da ülkemizde bıkmadan usanmadan tartışılan konulardan biridir. Her seferinde aklıma filmdeki şu hadise geliyor; İran rejiminde bakire birini idam etmek yasak olduğu için bakire kızların gardiyanlarla evlendirilip bekaretlerinin bozulduğuna değinilmiştir. Annesi Marjane’e bunu anlatırken hüngür hüngür ağlamaktadır… Bazı vakalar var ki gerçekten zanlının ölümünden başka bir şey istemiyoruz; ama adil yargılama böyle bir şey mi? Hiç suçu olmayan kişiler bize suçlu gibi gösterilebilir mi? Devran döndükçe her görüşten insan geçmişte olduğu gibi idam edilebilir mi? İdamı isterken duygulardan sıyrılıp biraz daha mantıklı ve derin düşünmek gerekir.

Filmde kadınların bol pantolonlarına bile çeşitli yasaklar getirilirken aynı sınıfta haremlik selamlık oturan erkeklerin pek çok özgürlüğe sahip olduğunu yansıtılmıştır.

Güçlü duruşuyla ve kitap olsa altını çizeceğim aforizmalarıyla babaanne tam bir feminist lideri gibidir. Boşanmanın en zor olduğu dönemde eşini boşadığını anlatır.

Aynı zamanda yurt dışında çıkan Marjane’in memleketini söyleyip söylememe ikilemi ülkemizde doğulu insanların yaşadığı yaşamak zorunda hissettiği ikilemlerden biridir; ama sonunda özüne sahip çıkmayı öğrenmiştir.

Ülkede rejimle birlikte alkol yasaklanmıştır. Marjane’in ailesi ve arkadaşları içmeye, gizli partiler düzenlemeye devam etmektedir. Polis baskını sırasında alkolü tuvalete döküp sifonu çekmeleri, yıllar öncesinin Türkiyesi’nde  kitaplarını sobaya atıp yakmak zorunda kalan Türk insanını anımsatmıştır.

“Ne uğruna savaştığını(iran/ırak) iki taraf da bilmiyordu. batı iki tarafa da silah satıyordu” cümlesi ise pkk çatışması sayesinde beslenen içten içe bu savaşı destekleyen kesimleri akla getirir…

Filmde geçen “Atatürk gibi modern bir Cumhuriyet yaratmak istiyorum.” cümlesi aslında ne kadar önemli bir şeye sahip olduğumuzu çok iyi ifade ediyor. Fakat Atatürk’ün sağlamaya çalıştığı demokratik ortam en başta da belirttiğim gibi Türkiye geneline yayılabilmiş bir hadise olmadı. Yasaklar ve yaşanan baskılar bunun en büyük belirtisi. hem dublajlı hem Fransızca izlemiş biri olarak söylemeliyim ki zerre Fransızcam olmamasına rağmen(türkçe alt yazılı izledim) orijinali tercih ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s