Şairler ve Şiirler

Roman ve sinema konusunda istisnalar hariç yabancıları tercih ederim; ama şiir “iyi ki Türkçe biliyorum.” dedirten şeylerin başında geliyor. Eksik kalırdım; Cemal Süreya, Nazım Hikmet, Edip Cansever, Özdemir Asaf, Turgut Uyar, Orhan Veli, Behçet Necatigil ve nicelerinin yazdığı şiirleri okumasaydım. Yazımda sevdiğim şairlerle ilgili kıyıda köşede tuttuğum notları derleyeceğim. Aslında bir nevi kendim için yazıyorum bu yazıyı.

En İyi Şiirler

Cemal Süreya

Soyadı sürekli “Süreyya” olarak yazılır. Bir televizyon programında girdiği bir iddia sonucu soyadından bir “y” harfini attığından bahseder. (Videolar youtube’da mevcut) Daha ilginç olan aynı televizyon programında yayın esnasında sigara içilmesidir.

“Ölüyorum tanrım
Bu da oldu iste.
Her ölum erken ölümdür
Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
fena değildir…

Üstu kalsın…”

Özdemir Asaf

Ne kadar doğru olduğu bilinmez; ama şöyle bir anektod okumuştum. Birgün Sirkeci’ye gitmek üzere taksiye biner. Taksici güzergahı sorar; fakat taksicinin r harfini söyleyemediğini farkeden Özdemir Asaf kendisi de r’leri söyleyemediği için taksici dalga geçildiğini düşünmesin diye “Eminönü” der.

“Dün sabaha karşı kendimle konuştum.
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı.
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.”


“Bekle dedi gitti
Ben beklemedim, o da gelmedi…
Ölüm gibi bir şey oldu
Ama kimse ölmedi.”

Ahmed Arif

İsmi sıklıkla yanlış yazılanlardan biridir.

Genel olarak burada yazdığım tüm şairleri çok seviyorum; ama Ahmed Arif’e farklı bir sempatim var.

Rivayet bu ya; Ahmed Arif’e sormuşlar “tek bir kitap şair olmak için yeterli mi” diye, “tek kitapla peygamber olunuyor şair neden olunamasın” demiş. Sadece “Anadolu” şiirini seksen kere bıkmadan okumuşumdur. Hele de “öyle yıkma kendini” diye başlayan kısım… tek bir kitap değil, tek bir şiir yeterli bence.

Şiirden bir kuple;

“öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip…
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne – üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının…
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.

gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin goncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim,
bir umudum sende,
anlıyor musun ?”

Anadoluyum ben, tanıyor musun?

Nazım Hikmet

Şu an mitinglerde şiirleri sos yapılsa da muhtemelen yaşasaydı gene sürgüne giderdi. Fikirlerde değişen bir şey yok, tek değişiklik Nazım’ın artık tehdit görülmemesi.

Nazım Hikmet’in “Tahirle Zühre Meselesi” şiiri edebi anlamda ders niteliği taşır. Anlamdaki derinliğin dışında, hiçbir Türkçe hocamın öğretemediği kadar güzel öğretmiştir bağlaç olan de/da kullanımını;

Örnek 1;

“Yani sen elmayı seviyorsun diye,

Elmanın da seni sevmesi şart mı?”

Örnek 2:

“Tahir olmak da ayıp değil,

Zühre olmak da

Hatta sevda yüzünden

Ölmek de ayıp değil”

Genelde bizim insanımız bu kısmı “olmakta ayıp değil” “ölmekte ayıp değil” şeklinde yazar. Her şeyi geçtim ta diye bir bağlaç varmış gibi “olmak ta” türünde şeyler yazanlar var.

İçimi aydınlatan bir başka Nazım şiirinden kesitler;

“Çeneni avuçlarının içine alıp,

Duvara dalıp kalma!

Pencereye gel!

Havaları dinle bir,

Sesimiz yanındadır,

Sesimiz seninledir…”

Orhan Veli

Nedense hep bir mutluluk veriyor bana Orhan Veli şiiri…

“Bekliyorum

Öyle bir havada gel ki

Vazgeçmek mümkün olmasın”


“işim gücüm budur benim
gökyüzünü boyarım her sabah,hepiniz uykudayken.
uyanır bakarsınız ki mavi…
deniz yırtılır kimi zaman
bilmezsiniz kim diker ; ben dikerim.
dalga geçerim kimi zaman ,
o da benim vazifem.”

Bertolt Brecht

Genelde tiyatroda Bertolt Brecht oyunları Türkçe’ye çevrilerek sahnelenir. Tiyatroya ilgisi olanların bildiği kişilerdendir. Birgün çok güzel birkaç dizesini okumuştum. “İsmini unutmak saygısızlık olur” diye düşündüm ve on beş yirmi kere tekrarladım kendi kendime. O günden beri unutmuyorum.

“serüvene koşmak için
trenler bekliyorsan,
güneşini yakalayıp gözüne yerleştirmek için
beyaz yelkenlerin gelip seni almalarını bekliyorsan,
yarına inanmak için
gün batımına,
iyi kalpli görünmek için
zayıflığa,
ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacın varsa,
demek ki hiç bir şey anlamadın”


“ey mutsuzlar! kardeşlerinizi boğazlıyorlar, göz yumuyorsunuz.
çığlıklar duyuluyor, ama siz susuyorsunuz.
aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki,
sessiz kalırsak bize dokunmaz diyorsunuz.
bok yiyorsunuz!

ne tuhaf yer burası, sizler nasıl insanlarsınız!
haksızlık varsa bir yerde eğer ayaklanmalı insan.
ayaklanma olmuyorsa batsın o şehir yerin dibine.
yansın bitsin, kül olsun karanlıklar basmadan!”

Yazımda Turgut Uyar, Edip Cansever, Attila İlhan, Didem Madak ve şu an aklıma gelmeyen pek çok şairin şiirlerine yer veremedim. Belki ikinci bir yazıda tekrar derlerim. Ama belirtmeden geçemeyeceğim Neyzen Tevfik’in “Be hey dürzü” diye bir şiiri bulunmamaktadır. Hani sürekli olarak “sen anandan gene çıkardın amma, baban kimdi bilemezdin şerefsiz” vs. gibi bir şiir Neyzen Tevfik ismiyle paylaşılır. Bu şiir bir emniyet müdürüne aittir. İnternette röportajları vardır.

Mevlana’nın da “ne olursan ol gel” diye bir sözü bulunmamaktadır. Mevlana bu sözü alıntılamıştır.

Aynı şekilde Ömer Hayyam, Can Yücel yukarıda geçen tüm şairlerin ismiyle de yüzlerce satır paylaşıldı. Çoğu ilgili kişilere ait değil. Bilgi kirliliği çok fazla olduğu için kitaplarda yer alan şiirlere yer vermeye çalıştım. Olur da hatalı bir bilgi paylaştıysam uyarmanızı rica ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s