Dut Ağacı-3

Bir dut ağacının altına oturdum, burnumda yanıbaşımdaki melisanın kokusu. Keşke minik bir kutumuz olsa sevdiğimiz kokuları ölene kadar saklasak diye geçirdim içimden.

Bir dut ağacının altına oturdum, tenimde tuz, denizle ilk kez selamlaştım bu yıl. Hasreti burnumda tüten bir arkadaşa sarılır gibi sarıldım. Bütün huzuru çektim içime. Mutlu olmak parmaklarımın ucundaymış gibi hissettim. Bazen her şey olduğundan daha kolay, bazen her şey olduğundan daha zor…

Bir dut ağacının altına oturdum, birkaç yıl sonra aynı denizde su geçirmeyen telefonlarla yüzeceğimiz gün geldi gözümün önüne. Gelecekten soğudum, içimden arkadaşım denize söz verdim; “o gün geldiğinde arkadaşlığımıza ihanet edip aramıza telefon sokmayacağım.”

Bir  dut ağacının altına oturdum, şaka değil kafamı kaldırdığımda gördüğüm şey gökyüzü ve dut yapraklarıydı her seferinde. Sabah 9’dan beri elektrik yok, komşu erimeye başlayan dondurmasını almış getirmiş birlikte yiyelim diye… Komşuluk ölmemiş diye geçirdim içimden.

Bir dut ağacının altına oturdum, yalnızlık korkusu kapladı kalbimi. Herkesi, her şeyi sevmek istedim. Hislerim beni yanıltmaz, çok seven insanlar yalnız kalmazlar.

Bir dut ağacının altına oturdum, en son ne zaman bir yıldızın kaydığını görmüştüm? Çocukluğumda daha sık mı kayıyordu yıldızlar, yoksa daha çok mu bakıyordum gökyüzüne? İlk gökkuşağı gördüğüm günü hatırladım. İnsan kaç kere öylesine büyülenir hayatta?

Bir dut ağacının altına oturdum, her saniye kalbimi dinleyen bir varlık vardı. “Ben buradayım” dediği anlara şükrettim içimden.

Bir dut ağacının altına oturdum, minik bir böcek ekranımda dolaşıyordu. Köpekten, kediden, kuştan korkmayıp böcekten korkmak garip geldi. Kafka haklıydı, kontrol edemediğim için korkuyordum böceklerden. Ne pistten anlarlar, ne hoşttan hiçbir iletişim yöntemi keşfedemedik şu varlıklarla.

Bir dut ağacının altına oturdum, alıp uygulamadığım kararlar geldi aklıma. Teori ve pratik, bilmek ve yapmak ne kadar farklı şeylerdi. Kocaman cümleler edip yarı yolda bırakanlara da selam gönderdim içimden. Kocaman cümleler kuranlar pratikte ne kadar da küçüktüler…

Dut Ağacı

Dut Ağacı-2

Reklamlar

3 Replies to “Dut Ağacı-3”

  1. Akşam iş çıkışı yolun hemen kenarında arabasıyla meyve sebze satan amcadan arkadaşım bir şeyler alırken, amca da bize, bunlar son dut daha yok dedi…içim bir garip oldu aslında çok sevdiğimden değil sırf memleketimi çok özlediğimi hissettiğim için aldım ev girerken, yazanlar bilir “dutlu”kelimeler uçuyordu kafamda sonra vazgeçtim…memlekette evimizin hemen yanında bir dut ağacı var herkesin sahibi olduğu gelenin geçenin yediği bir dut geçen yıllarda fırtına kopmuş yan yatmış neyse uzatmayım yazınızı görünce çok duygulandım 😊 kusura bakmayın kafamda uçuşan dutlu kelimelerin bazılarını sizin sayfaya konduruyorum..

    1. Kusura bakmak bir tarafa keyifle okudum. Dut ağacınız için üzgünüm içi sızlar insanın. Bazen beni bile durduk yere endişe kaplıyor keserler bir şey olur diye… Teşekkürler dutlu kelimeler için:)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.