Çekim Yasası Mucizesi

Yaşadığımız dünyada içi boşaltılan bazı kavramlar var. Örneğin; carpe diem, anı yaşa, pozitif düşün… Çekim yasası da bunlardan birisi.

Çünkü sürekli aynı şeyleri duyuyoruz ve bu kavramları 2 kez uygulayarak o kitaplarda okuduğumuz ya da videolarda izlediğimiz hayatlara anında kavuşacağımızı sanıyoruz.  Fakat gündelik hayatın kaosu ve stres seviyesi içerisinde bu kavramlara sadık kalmamız pek kolay olmuyor. Beklediğimiz mucizeler gerçekleşmeyince de suçu bu kavramlara atıyoruz.

Diyelim ki bir kişisel gelişim kitabı okudunuz. Pozitif düşüncenin önemi sizi çok etkiledi. Bizim tabirimizle “gaza” geldiniz.

Ertesi gün güleryüzlü, pozitif, olaylara sakin yaklaşan birisi olmaya karar verdiniz. Sabah kalktınız, her şey harika. Yüzünüzü pür neşe yıkıyorsunuz, en güzel kıyafetlerinizi giydiniz. Sokağa çıktınız, bum aracın biri üzerinize yolda biriken suyu sıçrattı. “Olsun, ben pozitifim” diye düşündünüz. İşe gittiniz, yöneticinize bir garip haller gelmiş. Belli ki o sizin aksinize hiç de pozitif değil. Kendi kendinize telkin vermeye devam ettiniz. Öğlene doğru işle ilgili bir hatanız çıktı. Başınız belada. Artık kalbiniz ağrımaya, midenizde yumruk hissetmeye başladınız.

Hadi şimdi pozitif düşünün ya da o kitabın yarattığı etkiyi bir hafta korumaya çalışın. Pek mümkün olmuyor.:)

Eğer size mucize vaadetmeyen bir kişisel gelişim kitabı arıyorsanız; Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı‘nı okuyabilirsiniz. Tüm sorumluluğu almanız, proaktif olmanız, kendi yapabileceklerinize ve en iyinize odaklanmanız, değerler oluşturmanız için okunması ve uygulaması zor ama faydalı bir kitap. “Pozitif olun hayatınız değişecek la la la la la” gibi şeyler yazmıyor. 🙂

Bu kitap ile ilgili yazıları aşağıda ekliyorum;

Peki ben neden Çekim Yasası ile ilgili yazıyorum. Çünkü bir kavramı uygulayamamak, o kavramın yalan ya da saçma olduğu anlamına gelmiyor.:)

Daha henüz bu yasadan haberim yokken, lise son sınıfta üniversite sınavına hazırlanırken, ders çalıştığım esnada çok sıkıldım. Kalemi kağıdı aldım, nerden esti bilmiyorum; ama sınava girmişim gibi yazmaya başladım.

“İstanbul’da deniz kenarı bir üniversite kazanıyorum. Yurtta kalıyorum.(kızlar yurdu dizisinden ve ablamın arkadaşlıklarından dolayı bu konu aklıma kazınmış) Yurt arkadaşlarım çok iyi. Şunlar bunlar…”

Bir A4 kağıdının tek sayfasını doldurana kadar yazdım. Kağıt hala annemlerin evinde bir dosyada durur.

Normalde tercihlerimi ailem sebebiyle Kocaeli’den yana yapıyorum, kazanacağımı düşündüğüm bölümün bir önceki yıl ki taban puanına göre 7-8 puan yukarıdayım. Kesin kocaeli tuttu diyorum.

Sınav açıklanmadan bir gün önce televizyonda Rumeli Hisarı konserleri var.(Yıldızlı Geceler’di sanırım) O kadar moralim bozuk ki. O dönem hayat istanbul’da gibi geliyor, içten içe bu hayalim var ama tercihlerime yansıtmadım.

Sınav açıklandı. Pencerelerinden Boğaz’ı seyrettiğim bir okul kazandım.(sırf yengemin kuzeni orda dekan ve bölümü övdü diye yazmışım. Okulun nerede olduğunu kayıt olduğum gün öğrendim. Görüldüğü üzre çok bilinçli bir öğrenciydim 🙂 ) 15 senedir görüştüğüm yurt arkadaşlarım var. Kağıda yazdığım ne varsa hemen hemen tutmuş. Şimdi şimdi anlıyorum ki bazı şeyleri hiç hayal etmemişim. Onlar da olmamış zaten.

Ben çekim yasasına bizzat inanan, fakat inandığı şeyi kullanmayan birisiyim. Bu bize sunulmuş bir güç. Bu gücü deneyimlemiş pek çok insan yanılmıyor. İnançlarımızın, hislerimizin, düşüncelerimizin kötü ya da mucizevi olaylar yaratma gücü var.

Bir sonraki yazımda çekim yasasının işleyişinden, bu konuyla ilgili tarihteki ünlü kişilerin sözlerinden ve bizim bu gücü kullanmak için neler yapabileceğimizle ilgili önerilerden bahsedeceğim.

Çekim Yasası

Instagram: @yazarkarga

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz. 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.