Kendi İşini Yapanlar-Atakan Utku: Aikido

Başlarken

Kendi İşini Yapanlar bir söyleşi dizisi. Mavi yaka, beyaz yaka, memuriyet ile haşır neşir olanların çoğu zaman “kendi işini yapma” hayali vardır. Zihnimizde kendi işini yapanlar ile ilgili bir tablo çizer, bir şeyleri kaçırıp kaçırmadığımızı düşünürüz.

Ben de “madem böyle bir iletişim aracım var, neden sormuyorum?” diyerek yola çıktım ve söyleşi yapmak istediğim kişileri belirledim.(eklemeler olacaktır) Listemde söyleşi onayını aldığım çok keyifli iş kolları var.

İlk söyleşime başarılı bir aikido eğitmeni Atakan Utku ile başladım. Şirketim aracılığı ile aldığım aikido eğitiminde Atakan Utku ile tanışma fırsatım oldu. Aikidodan bihaber biri olarak 5-6 saat boyunca tamamen an’da kalarak ve keyif alarak derse odaklandım. 

Kendisi 4. Dan mertebesinde, Türkiye’nin ileri gelen aikidocularından birisi. Benim için çok öğretici ve değerli bir söyleşi oldu. Buradan bir kez daha Atakan Hoca’ya teşekkür etmek isterim. Bu söyleşi için odak noktam kendi işini kurma ve ilerletme süreci. Eğer aikido disiplini ve Atakan Utku kimdir konularıyla ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız, aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz;

Aikido: Atakan Utku

***

  • Aikido kariyerinden önce nerede çalışıyordun? 

İletişim sektöründe çalışıyordum. Türkiye’nin ilk sponsorluk firmasıydı. Murat İçli ile birlikte çalışıyorduk. Daha sonra Murat İçli vefat etti. 2001 krizi patlak verdi ve işten çıkartıldım.

  • İşten çıkartıldıktan sonra tekrar iletişim sektöründe devam etme, başvuru sürecin oldu mu?

Ajans zor bir yer. Müşteri ile olan iş, saha, organizasyon işi ve sektör zor. 24 saat uyumadan çalıştığımı bilirim. O süreçte, bu işin benim çok aradığım bir şey olmadığını da gördüm. Bana çok tatmin edici gelmedi. Belki o kadar tecrübesizken bu yorumu yapmak ukalaca gelebilir; ama şimdi baktığımda doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Benim bu tereddütlerime evren cevap verdi.

  • Kendi işimi kursam, istifa etsem gibi fikirlerin var mıydı?

Yoktu. Anlatmak vardı benim kafamda. Çocukluğumdan beri bir şeyler anlattığım bir iş yapmak vardı.

  • O dönem aikido yapıyor muydun?

Hobi olarak haftanın 3 günü yapıyordum. Aikido ile ilgili bir şey yapma planım yoktu. İşten çıkarıldığım dönem boşta kaldım. Aikidoya aidat ödemek benim için bir yük olmaya başladı. O zamanki hocama gidip “ben burda çalışırım” dedim.(Mustafa Aygün, Süper Baba dizisinde de oynayan aikido eğitmeni) “Eğer burada çalışmazsam aikidoyu bir süre bırakmak zorunda kalacağım” dedim. “Ne yapacaksın burada” diye sordu. “Salonu temizlerim, salonu açar kapatırım, aidatları toplarım ama bütün derslere girmek istiyorum” diye yanıtladım ve orada çalışmaya başladım..

  • Aikidoyu o kadar seviyor muydun? 

Aikidoyu benim sevmem şöyle oldu; 1999 senesinde, abimin önerisiyle bir aikido dersine gittim. İlk derse girdim, çalıştık. Eskiler var, siyah kuşaklar var. “Daha önce nerede yaptın” diye sordular. Daha önce yapmadığımı söyleyince inanmadılar. Aikido çok üstüme uydu. Başlamış gibi değil de buluşmuş gibi olduk. Çok aşina geldi bana bütün hareketler. Aikidonun başlangıcı zordur. “Yürü” der adam yürüyemezsin. Bende öyle olmadı, aktı her şey.

  • İşsiz kaldıktan sonra bir bocalama dönemi oldu mu?

Evet, mutlaka olmuştur. Ama çok uzun süre kaygılanmama neden olacak bir boşluk olmadı. Çünkü çok umutlu bir dönem başladı benim için.

  • Aikido kariyerin nasıl başladı?

Hillside Trio ilk açıldığı zaman ders vermem istendi.(yeni siyah kemer olduğu dönem) Ama benim aikidoda kademe değiştirmem bir tesadüfle oldu. Benim Christian Tissier(Aikikai 8. Dan Shinan, Dünya’nın aikido öncülerinden biri) ile tanışmama vesile olan, Lyon’da yaşayan bir öğrencisinin İstanbul’a gelmesi ve bizim dojoda(aikido yapılan alan) öğrencileriyle birlikte 1 hafta kalması ile oldu.

Mustafa Hoca’nın sınıfında hobi olarak aikido yapıyordum. Tissier’nin öğrencisini izleyince dedim ki “ben bu ekolde aikido yapmak istiyorum.” Daha esnek, akıcı. Öğrenci ile kurduğu iletişim ve dersi işleyiş şekli beni çok etkiledi.

Ve o süreçte ben Lyon’a gittim. Bahsettiğim ekole geçişimi sağlayan kişi bir şirkette Genel Müdür Yardımcısı’ydı. “Benimle aikido çalışmak ister misin” dedi. O umut beni tetikledi.

Benim Mustafa Hoca’nın salonundan ayrılmam ile ajanstan ayrılmam arasında geçen süre çok yakın zamanlarda oldu. Aslında şimdi anlıyorum ki tüm iplerimi ,eski yüklerimi bırakmışım.

  • Bu süreçte ailenin desteği nasıl oldu?

Benim kararlarıma çok saygı duyan bir ailem vardı. Babamın en büyük hayali bütün çocuklarının üniversite mezunu olup meslek sahibi olmasıydı. Babam için iş demek “bir erkeğin takım elbisesini giyip yapacağı şeyler”. Aikidoyu ilk başta geçici bir heves olarak düşündü. Ama hep saygı duydular.

  • Daha sonra kendi işini kurdun, kendi işini yapmak nasıl bir duygu?

Hobini işe dönüştürmek başta çok pırıltılı bir şey. İnsanın kendi işini yapması ile ilgili iki tane zor taraf var. Birincisi, hobi işe döndükten sonra hobi olmaktan çıkabilir ve artık senin rutinin, yapmaktan sıkıldığın şey haline de gelebilir.

İkincisi hobiyi işe dönüştürmek başka sorumluluklar da getiriyor. Kendini ve aileni geçindirecek aşamaya gelene kadar geçmesi gereken bir süre var.

Bence insanlar iki aşamada bu yola giriyorlar. Birincisi, belirli bir birikimi olan, kendi işini kurduğu zaman “1-2 sene çalışmasam hayat standardımda hiçbir şey değişmez” diyenbilenler. İkincisi kariyerinden çok fazla bıkan “ne olursa olsun” deyip gözünü karartan insanlar.

Gözünü karartmak bir yandan iyi bir şey. Başka seçeneği olmayanların hikayesi diye bir şey vardır ya? Bu durum seni o yolda daha hızlı sonuç almaya iten bir şey; ama bir yandan da zor bir durum.

  • İletişim sektöründen kopman, kendi işini kurma sürecini ne kadar etkiledi? 

Ben erken yaşta başladım. İletişim sektöründeki kariyerim ilerlese böyle bir karar verebilir miydim bilmiyorum. Yaş ilerledikçe daha da zorlaşıyor. Maaşın var, garanti paran var. İyi pozisyonlarda çalışan arkadaşlarım var. Bazı garantilerden vazgeçmek zorundasın, Hele evli ve çocuğun varsa vazgeçmek çok zor. O aşamadan sonra da olur; ama çok zor. Şu an bir krizin ortasındayız, bazı iş yaptığınız yerler ödemelerini geciktiriyor. O gecikmelerde aikidonun tatlı tarafındansa zor taraflarını görüyorsun.

  • Kendi işini yapmanın ne gibi zorlukları var?

Kurumsal hayattaki arkadaşlarım “Abi çok sıkıldım, müdürle şöyle oldu müşteri ile böyle oldu” diyebiliyor. Ama başkalarının yanında çalışanlar 6’da işten çıktıklarında ertesi sabaha kadar o hayat onların. Şirketin vergisi seni bağlamaz, şirketin hedefleri tamamen senden sorulmuyor, şirketin devletle olan izinleri ruhsatı vs. umrunda olmaz.

Kendi işinin sahibi olmaya başladığın zaman, mesai kavramın ortadan kalkıyor. “ne güzel çok sevdiğin işi yapıyorsun işe gitmiyorsun.” diyorlar. Olur mu? Ben 24 saat mesai yapıyorum. Özellikle Zincirlikuyu’daki merkezimizi açtıktan sonra o kadar zorlu süreçlerim oldu ki; vergi, ruhsat, belediye, maliye, yapılandırma, kdv bunlar o zamana kadar hayatında olmayan kavramlar ama bunların sorumluluğunu yaşamak zorunda kalıyorsun. Maaşlar ödenecek mi? Vergi ödeyebilecek miyiz? Yapılandırmamız geldi, ödeyebilecek miyiz? Ruhsat için belediyeden geldiler onu nasıl yapacağız?

Kendi işinin patronu olmak dışarıdan çok kolay gözükse de sürece başladığında 8 asistanın, genel müdürlerin olmuyor ki. Başlangıçta temizlikçisi de sen oluyorsun, salonu açıp kapatan muhasebeci de sen oluyorsun, pazarlamacı da sen oluyorsun. O süreç çok zor bir süreç.

Bu hikaye sadece mutlu başarı hikayesi değil. Hayalkırıklıkları var, borçlandığım anlar var, zorlandığım anlar var. O dönem bankadan kredi aldım. Çok korktum, ödeyemem diye. Ondan bir süre sonra aylık ciron olmaya başlıyor. Rakamlar büyüyor ama günün sonunda kalan rakam kazandığın rakamla her zaman orantılı olmuyor. Önce maaşlarını ödemen lazım, vergi ödüyorsun. Hiç unutmuyorum, benim muhasebecim şirketi kurduğumuz zaman “hocam senin bir ortağın var haberin olsun” dedi. Şaşırdım “kim benim ortağım” diye sordum. “Devlet senin ortağın. Bu arada o büyük ortak sen küçük ortaksın” dedi. İkinci yılın sonunda ödediğimiz vergiyi görünce çok iyi anladım. Kendi işini yapmak çok zor. Türkiye’de girişimci olmak çok zor.

  • Ama istediğin zaman izin alabilirsin, istediğin zaman seyahate çıkabilirsin? 🙂

Gezmek için bir iki günlük gidebilirsin. Ama devamlı tatil yapamazsın. O zaman “hocam biz sana öğrenci getirdik; ama piyasada yoksun hep asistanın var” derler. Yazın yapıyorum izin. Ama güzel tarafları var, sabah erken kalkmam. Akşam istediğim kadar takılabilirim. Ama bunu yapabilmek için çok çabalıyorsun.

  • Emeklilik kaygısı var mı? 

Bu bana ailemden de çok sorulan bir konu. Eğer emekliliğe kaldıysam ben yanmışım. Emekli maaşına kalmamak için uğraşıyorum. Bu sistem bensiz de yürüyebilsin, sadece bana bağımlı kalmasın diye eğitmenler, asistanlar var. İş; ben varsam var, ben yoksam yoktu. Onu bu noktaya getirdik ki bu sistem olsun diye. Benim de fikir aldığım büyükler, fikrine değer verdiğim insanlar var. Hep “sana bir şey olursa” kısmını konuştuk. O yüzden eğitmenler yetiştirdik. Belki ileride daha az ders verip başka şeylerle ilgileneceğim, bilmiyorum. Mecburiyetten bir şey yapmaya başladığın zaman, başarı ve ışıltı ortadan kalkıyor.

  • İstediğin standarda ne zaman kavuştun?

Son 5-6 senedir. Salonu ilk açtığımız zamanlar çok ciddi ödemeler oldu. İşletme giderleri, banka borcu, kredi borcu… Hacim artıyor; ama karlılığın düştüğü zamanlardı. Öğreniyorsun. Verimlilik öğreniyorsun, nerelere hoca göndermem gerekir, hangi okullar ile çalışmalıyım? Mesela biz bu senenin zorluklarını tahmin ederek bazı değişiklikler yaptık. Kriz zamanını daha rahat geçiriyoruz. Bunlar tecrübe ile oluyor.

  • Marjı ve kitleyi belirlemek zor değil mi? 

Ben ilk başladığım zaman, bir saatim, bir dakikam, bir saniyem ne kadara geliyor hesaplardım. Nerede ders veriyorsun, oranın satın alma gücü ne? O satın alma gücünde “bana gelsinler” diye fiyatı çok düşersen fiyat ve kalite arasında da bir algı var. Sen çok kaliteli bir dersi çok ucuza veriyorsan, “niye bu kadar ucuz ki?” yaklaşımı olur. İkincisi “ben ne kadar isteyebilirim?” Biraz deneme yanılma ve zamanla oturuyor.

Ürünü nerede satacaksın? Ben 100 kilo mal satmak istemedim, 10 kilo satayım; ama 10 kiloyu istediğim fiyattan satmayı planladım. Bugün hala omzunu yara yapan çanta ile dolaşabilir miyim? Evet, ama o zaman ben bir yerden bir yere geldiğimi hissetmiyorum. Ben kendimi gerçekleştirmek istiyorum, piramidin tepesindeki ihtiyacım o benim. Hayal ettiğim şey. Benimle birlikte çalışan insanlar, onlara verdiğim maaş skalası, bir şeye ihtiyaçları olduğu zaman şirket destek verebilmeli. Nasıl yaşamak istediğinle alakalı.

  • Bir şeyi iyi yapıyorsan maddi başarı geliyor mu? 

Bir şeyi iyi yapmak tabii çok büyük bir konu; ama iyi yaptığını anlatabilmek de lazım. Çok yetenekli insanlar biliyorum; ama kendi evlerinin içinde yetenekliler. İyi olduğun konuyu anlatabilmelisin iletişim ve algı her şey. Yaptığın iş ile ilgili iyi bir şekilde kendini ifade edip iyi bir algı yaratabiliyorsan sana iyi bir şekilde geri geliyor.

  • Sürekli bir şeyler öğrenme geliştirme kaygın var mı?

Her şeyi yapmana öğrenmene, devamlı bir şey öğrenme gerek yok. İnsanlarda şöyle bir hal var, devamlı bir şey öğrenmekten uygulama noktasına geçemiyorlar. Bu konu, karnı aç olup yemek yapmak için alışverişe giden kişinin sürekli alışverişte kalmasına benziyor. Devamlı eğitim pohpohlanan bir şey. Her yer kurs, her yer eğitim, her yer yaşam koçu. Bir dur, heybende kullanacağın şeyler var. Heybendekilerle sen sen olmaya çalış, ben ben olmaya çalışayım. Ondan sonra bir şeye ihtiyacın olursa gider alırsın. O yüzden bir hırsım yok. Durmak da lazım.

  • Derse gelip diğer haftalarda azalan oluyorsa bozuluyor musun?

Ben çok şey istiyorum öğrenciden. Olmuyorsa “zorlamayın” derim. Orada olmak isteyen için elimden gelen her şeyi yaparım. Ama orada tutmak için ekstra bir şey söylemem. Olmuyorsa, 500TL daha almak için “harikasın bugün süper yaptın” demem. Benim enerjim var, diğerlerine harcamam gereken vakti isteksiz kişiyle tüketemem. Sırf para yüzünden bunu yapmak istemem.

  • Aikido dışında hobilerin var mı?

Motorsiklet merakım var. Küçük bir garajım var, bir ara kendi motorsikletimi yaptım, iki tane. Bir dönem onunla çok ilgilendim. Uzun yıllar perküsyon çaldım. Maça giderim, seyahat ederim. Haftaiçi zaten çok fazla çalışıyorum. Yeme içmeyi severim. Sezon yoğun olduğu için çok fazla gezemiyorum. Haftanın 7 günü dersim oluyor.

***

Atakan Utku’nun sitesine erişmek için;

https://www.atakanutkuaikido.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.