Minimalist Yaşam Önündeki Engeller

Geçtiğimiz yıl kışlıkları çıkarırken minimalist yaşam konusunda adımlar atmış ve yaşam alanlarımda sadeliğe ihtiyaç duymaya başlamıştım. O dönem minimalizm ile ilgili blogda da birkaç yazı yayınladım. Bu yıl yazlıkları çıkarırken sahip olduğum kıyafetlerimi yeterli buldum ve bu yaz yeni kıyafet almamaya karar verdim.

Yaşam içerisindeki eylem ya da eylemsizliklerimizde bizi yönlendiren görünür ve görünmez sebepler var. Basit bir alışverişte dahi bizi o şeye sahip olmaya iten pek çok alt faktör olabiliyor. Minimalizm olgusuna yabancıysanız sadeleşme aşamasında kendiniz ve düşünce kalıplarınızla ilgili pek çok şeyi fark edebiliyorsunuz.

Bence minimalist yaşam tarzını benimserken 80 öncesi nesil ile 80 sonrası neslin karşılaştıkları engeller birbirinden ayrılabiliyor.

Günümüzde anne-baba-büyükanne-büyükbaba yaşındaki insanlar genel anlamda bir şeylere zor sahip olmuş. Bu sebeple çok lüzumsuz bir eşyayı dahi atma, verme konusunda sorunları var. Koleksiyoner gibi sürekli bir şeyleri saklamak istiyorlar. Anneme ve teyzeme bir şeyleri attırmak isterken bu engellerle çok fazla karşılaştım.

80 sonrasında ise eşyalar değerini çok kolay yitiriyor; ama tüketim gereğinden daha üst düzeyde. Teknolojik imkanlar ile birlikte artık telefondan sipariş vererek bile her şeye sahip olabiliyoruz. Pek çok ürünün onlarca alternatifi var. Geçmişte bir tanıdığımız ilk cep telefonunu aldığında kimsede cep telefonu yoktu ve çevremdeki büyükler “sanki işadamı ev telefonu neyine yetmiyor?” diye sorgulamışlardı. Bu ne kadar tuhaf bir duyguysa günümüzde her şeye ilk ve hemen sahip olma arzusu, haddini bilmeden borca girerek harcama duygusu da o kadar tuhaf. Sosyal medya ile birlikte gösteriş arzusu had safhada. Tüm bu alışkanlıklar sade, minimal bir yaşamı öcü haline getiriyor.

Minimalist Yaşam

Peki sadeleşme önünde bizi engelleyen duygu ve düşünceler neler?

https://zenhabits.net sitesine göre birkaç faktör var;

Güvenlik: Alışveriş yapmak insanlara kendisini güvende hissettiriyor. “Başıma bir felaket gelse bile aldıklarıma sahibim” düşüncesi oluşuyor. Zen habits’te bu cümleyi okuduğumda güldüm; çünkü bütçesine bakmadan deli gibi harcayan bir tanıdığım geçmiş zamanda birebir bu cümleyi kurmuştu. Güven duygusunu içsel olarak yaşamak gerekli. Korkuya müdahale etmeden meditasyon yapmak, kendini ve hayattaki seçeneklerini geliştirmek pek çok durumda hayatta ve güvende kalabilmemizi sağlayacaktır. Böylelikle tüketime odaklanarak borç içinde kalmamıza gerek olmaz.

Onay: Pek çoğumuz diğer insanları etkilemek adına güzel şeyler satın almaya çalışıyoruz. Genellikle bunu kendimiz de kabul etmiyoruz, ama çoğu zaman yaptığımız alışverişin temelinde başkalarının onayını alma isteği, bulunduğumuz çevrede kabul edilme isteği yatıyor. Peki ya sadece kendi onayımız yeterli olsa? Söylemesi uygulamasından daha kolay, ancak dışarıdan onay aramayı bırakırsak kendimizi onaylama gücü içimizde var olan bir durum. Kendiniz için iyi şeyler yapın ve kendinizi tam da olduğunuz kişi olarak sevin.

Rahatlamak: Bir şeyler satın almak, stresli olduğumuzda yemek yemek gibi kendimizi rahatlatmanın yollarından biri olabilir. Kendimizi rahatlatmak için pahalı bir kıyafet, güzel bir ayakkabı veya kullanışlı mutfak aletleri satın alabiliriz. Bunda yanlış bir şey yok, fakat bu alışkanlığı kazandığımız zaman bu eşyalara bizi rahatlatacak gücü vermiş oluyoruz. Kendimizi eşyalara bağımlı kalmadan rahatlatma gücüne sahibiz ve bunun farkına varmalıyız. Doğada yürüyüşe çıkarak, kendimize sevgi göstererek, yorgun ve stresliyken dinlenerek, yaşamda sevinç yaratarak ve bularak, başkalarını ve hayatı severek…

Kimlik ve Değer: Bazen sahip olduğumuz eşyaların bize kimlik ve değer duygusu kattığına inanırız. Sahip olduğumuz ödüller, plaketler başarmış hisetmemizi sağlar, bir sörf tahtasına sahip olmak bizi açık havada hissettirir, çok sayıda kitabının olması zeki ve entelektüel hissettirir. Ancak gerçek şu ki kendimiz hakkında hissettiklerimiz nesnelerden kaynaklı değil.

Hatıralar: Bazen eşyalar ile vedalaşamayız, çünkü hepsi bazı anıları ve onları bize veren insanların sevgilerini temsil eder. Ama hatıralar nesnelerden kaynaklı değil. Zihnimizde ve hafızamızdalar. Basit bir dijital fotoğraf bize anıları hatırlatabilir. İnsanların sevgisi eşyalarda değil.

Umut: Hiç kullanmadığımız spor ekipmanlarımızı tutarız çünkü gelecekte birgün spor yapacağımızı ve onları kullanacağımızı umut ederiz. Okumadığımız onlarca kitabı tutuyoruz, çünkü birgün okuyacağımızı düşünüyoruz. Hayatımızda umut ve arzularımızı temsil eden onlarca nesne var(satranç, kamp eşyaları, kek ve pastacılık aletleri vs.) Geleceğe güven duygusu için bu umuda ihtiyacımız yok. Şu an tam da olması gerektiği gibiyiz. Elbetteki bazı eşyaları yakın gelecekte bir şeyler planlıyorsak saklayabiliriz. Fakat hayali bir umut dünyası için kendimizi kandırmamıza gerek yok. Bu tip eşyalarla vedalaşmalı, gitmelerine izin vermeliyiz.

Mutluluk: Ve son olarak tabii ki mutluluk. Nesnelerin bize mutluluk vermesi beklenir. Yeni bir blender bizi sağlıklı ve formda tutacaktır, yeni bir kıyafet kendimizi harika ve kendinden emin hissettirecek, yeni bir çanta kendimizi daha iyi hissettirecek, yeni bir kitap bize neşe ve içgörü verecek. Bunlar doğru olabilir. ancak sonuçta ortaya çıkan mutluluk aslında eşyalardan kaynaklı değil. Multluluk da diğer pek çok duygu gibi içsel bir duygu. Ve nesnelerin verdiği mutluluk hissi çok geçici. Bizi bir alışverişten diğerine sürükleyebiliyor.

Mutluluğu, güven duygusunu, onaylanma ihtiyacını, yeterlilik hissini dış faktörlere(insanlar ya da sahip olduğumuz eşyalara vs.) bağladığımızda hayatı olduğundan daha zor hale getiriyoruz. İçe yönelmedikçe, kendimizi ve yaşamımızı olduğu gibi kabul etmedikçe, biz kendimizi yeterli hissedip onaylamadıkça, kendimize sevgi duymadıkça bir şeyleri yoluna koymak çok zorlaşıyor. Sürekli kendimizi sabote eder şekilde, yetersizlik hissiyle sahip olma arzusunu besleyebiliyoruz.

Minimalizm sadece bir moda ya da popüler bir durum değil, aynı zamanda hayatı daha sakin ve dengede yaşamak için farkına varmamız gereken bir olgu.

Instagram: @yazarkarga

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz. 

 

Reklamlar

3 Replies to “Minimalist Yaşam Önündeki Engeller”

  1. daha bugün pazarda dolaşırken söylediğim cümle ; “ben bu sene hiç yazlık bişey almadım ve bunu şu an farkediyorum”
    yazının ilk paragrafını okurken yalnız olmadığımı hissettim. Teşekkürler=)

    1. 😊😊 yorum için ben teşekkür ederim. Yazı atlatırız bence tatildi şuydu buydu derken göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Mesele kışı kıyafet almadan geçirmek.😂

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.