Zihni Doğru Yönetmek İçin 8 Öneri

Yeni yıl enerjisini seviyorum. Hayatımı gözden geçirmeyi, “önümüzdeki bir yıl nasıl bir ben istiyorum” demeyi, bırakmam gereken şeyleri sakince düşünmeyi. “80ler, 90lar” derken kısa bir süre sonra “10lar” diyerek anacağız geride bırakacağımız 10 yıllık periyodu. Bana heyecan veriyor 2020.:)

Son iki yıldır blogda yeni yıl temalı yazılar yazıp kararlarımı belirliyorum. Bu yıl ise konuyu son haftaya sıkıştırmamak için Yeni Yıla Hazırlık Serisi temasıyla içerik oluşturacağım. İstiyorum ki bu 8 haftalık süreçte konuyu nereden yakalarsanız dahil olun ve neleri hayatımıza çekmek istediğimizi, hangi konularda fark yaratabileceğimizi birlikte netleştirelim. İlk haftanın konusu “Zihni Doğru Yönetmek İçin 8 Öneri“.

  1. Hayatınızın sorumluluğunu %100 alın
  2. Kendinizi sevin
  3. Limitlerden vazgeçin
  4. Değişime inanın
  5. Süreklilik sağlayın
  6. Olumlu açıdan bakın
  7. Varsayımda bulunmayın
  8. Kıyaslama yapmayın

Gelelim her maddenin detaylarına;

Zihnin Önemi

İki aylık yazı akışını belirlerken işe “zihin” ile başlamak istedim. Çünkü yapılan araştırmalar gösteriyor ki hayatımıza çektiğimiz iyi ve kötü tüm olaylar hatta hastalıklar için dahi zihnin rolü çok önemli. Her gün 40.000’den fazla düşünce bombardımanına maruz kalıyoruz. Otomatik olarak sahip olduğumuz limitleyici, eleştirel, negatif pek çok düşünce aklımızdan hızlıca geçiyor ve davranışlarımızı etkiliyor. Davranışlarımız ise tüm hayatımızı etkiliyor.

Yeni yıla girerken harika kararlar alabilirsiniz; ama zihni kendi safınıza çekmediğiniz sürece hiçbir şey kolay olmayacaktır. Bu sebeple ilk yazının konusu “Zihni Doğru Yönetmek” ve tüm hayatımızı etkileyecek bir dosta dönüştürmek.

Yazıma geçmeden önce bir TED videosu paylaşacağım. Daha önce İlham Veren Ted Konuşmaları‘nı yazmıştım. Aşağıdaki konuşma negatif ve pozitif düşüncenin hayatımıza etkisi ile ilgili harika bilimsel çalışmaları içeriyor, izledikten sonra bakış açınızda değişiklikler olabilir;

Not: Linkler zaman zaman kaybolabiliyor. Bu sebeple konuşmanın ve konuşmacının ismini de yazmak istedim: Change your mindset, change the game – Dr. Alia Crum

Zihni Doğru Yönetmek

1)Hayatınızın Sorumluluğunu %100 Alın

Toplumsal bir sorun mu bilmiyorum; ama kurban rolü oynamayı seviyoruz. Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı kitabında da geçer, kendi etki alanına yoğunlaş.

Evet, aileni sen seçmiyorsun, memleketini sen seçmedin. Hava durumuna da sen karar vermiyorsun. Döviz kurları senin suçun değil. Kendi yapabileceklerine ve değiştirebileceklerine odaklan.

%100 olarak sorumluluğu eline al ve “bu durumu daha iyi hale getirmek için ben ne yapabilirim” diye kendine sor, yaratıcı cevaplar ara. Gerekirse bu konuya dair kitaplar oku, videolar izle, filmler bul. Arkadaşından destek al. Çevrenden destek al.

Başarı ilkeleri(The success principles) isimli 600 sayfalık kitap “sorumluluğu %100 üstlenme” ile başlıyor. Diğer tüm ilkelere sahip olmak için önce bu temeli oturtmak gerekiyor.

2)Kendinizi Sevin

Kendini sevmek aslında 6. haftada “Öz İle Barışmak” yazısında daha fazla değineceğim bir konu. Ama zihni yönetme aşamasında da bahsetmeden olmaz.

Attığın adımlarda kendine karşı anlayışlı mısın? Destekleyici misin? Kendinle yaptığın konuşmalarda “çok aptalım”, “çok şişimanım” gibi kodladığın ya da kendini gereğinden fazla hırpaladığın konular var mı?

İnsan ilginç şekilde bir arkadaşının yaptığı yanlışlarda teselli verip destekleyici davranırken ya da bir arkadaşının kusurlarını görmezden gelirken kendisine karşı çok ofansif olabiliyor. Bu yolculukta daimi olarak kendimizle birlikteyiz ve en çok kendimizi sevmeli, önce kendimizin en iyi arkadaşı olmalıyız.

Öneri: Bu iki aylık sürede her sabah yarım dakikanı ayırıp kendin için destekleyici birkaç cümle ile güne başla. Verimliliği Artırmanın Yolları yazısında beyne aşağıdan yukarıya verdiğimiz mesajların öneminden bahsetmiştim. Derin nefes alıp, güzel bir olumlama ile güne başlamak faydalı olur mu bilmiyorum; ama zararının olmayacağına eminim. 🙂 Biraz da böyle deneyelim.

3)Limitlerden Vazgeçin

Zihnin en büyük sorunlarından birisi bu, koşullanmış şekilde sürekli limitler koymak istiyor. “Geç kaldım, artık başlayamam” “Zaten benden iyiler var onları geçemem” “torpilim yok iyi iş bulamam”.

“Yapamam” demenin destekleyici tarafı ne? Faydası ne? “Yapamam” diye varsayımda bulunduğumuzda bunu “denemeden bilemem” düşüncesi ile değiştirmek gerekiyor.

Öneri: Hayal dahi etmediğimiz onlarca şeyi tüm imkansızlıklarına rağmen başaran pek çok idol var. Onların hayat hikayelerini okumak cesaret ve ilham verecektir. “İlham Verenler” köşesinde ara sıra ben de bazı idol kişilere yer veriyorum. Örnek: Michael Jordan

4)Değişime İnanın

Zinimize kodlanmış bazı cümleler var; “insan 7’sinde neyse 70’inde odur” diye. Çocukken bu cümle üzerine düşündüğümü hatırlıyorum. Bir dönem sanki değişmek ayıp gibi gelirdi. “Sen çok değiştin.” cümlesi yazı dilinde hiçbir tonlama olmadığı halde  ilk anda olumsuz çağrışım yapabiliyor.

Doğduğumuz andan itibaren sürekli değişen, dönüşen bir bedene sahibiz. Yıllar sonra tercihlerimizle, huyumuz suyumuzla birebir lisedeki halimiz gibi olamayız. Deneyim kazanıyoruz, öğreniyoruz, dersler alıyoruz, bilgi birikimimizi artırıyoruz, kendimizi geliştiriyoruz. Dünya değişiyor, teknoloji değişiyor, imkanlar değişiyor. Biz de değişebiliriz. Hayatımız değişebilir.

Alışkanlıklarımızı değiştirirsek, yerine daha güçlü rutinler, daha çok çalışma ve daha farklı bir perspektif koyabilirsek her şeyi değiştirebiliriz. Gelecek denen şey geçmişin kopyası olmak zorunda değil. Dün kötü gitmiş olabilir, bugün de kötü gideceği anlamına gelmiyor. “İstersek” değiştirebiliriz.

5)Süreklilik Sağlayın

Süreklilik hayatımda biraz geç keşfettiğim bir hazine gibi ve hala pratiğimi artırmaya çalışıyorum. Yeni rutinler kazanmaya uğraşıyorum.

Yıllar önce birinin bana minik minik eylemlerimin çok güzel sonuçlar doğurabileceğini, işin sırrının süreklilik olduğunu söylemesini çok isterdim. Başladığım pek çok konuda sabır göstermedim, çok hızlı ve yoğun başlayıp erkenden tükendim, bahaneler ürettim. Fakat süreklilik başarma konusunda en büyük etkenlerden biri. Hal böyle olunca Yeni Yıla Hazırlık Serisi ‘nde apayrı bir yazı konusu. 5. haftada bu konuya daha fazla değineceğim. Geçmişte yazdığım bir yazı için; İstikrarsızlık İçin 9 İpucu

Her bir madde çok önemli; ama önümüzdeki dönemde hiçbir şey yapamıyorsanız bile en azından seçtiğiniz bir konuda süreklilik sağlayın. Belki günde 1 dakika meditasyon yapabilirsiniz, her gün 5 sayfa kitap okuyabilirsiniz, 1 dakika plank duruşu yapmaya çalışabilirsiniz. Süreden ve eylemin küçüklüğünden bağımsız olarak süreklilik sağlayın. Bir yılın sonunda başarınızı takdir edeceğinize %100 eminim.

6)Olumlu Açıdan Bakın

Blogumla ilgili “hala çok yolum var, istediğim seviyede değilim” deyip kendimi baskı altına alabilirim, mutsuz hissedebilirim. Ya da “daha gidecek yolum var, ama şimdiye kadar harika şeyler başardım, bir sürü şey öğrendim” diyebilirim.

Kendimizi eleştirebiliriz, hatalarımızdan ders alabiliriz, objektif olabiliriz; ama illüzyon yaratarak sadece negatifi görmek, tüm pozitif şeyleri yok saymak gerçekçi bir yaklaşım değil. Destekleyici ya da faydalı da değil. Üstelik cesaret kırıcı. Bu konuda birkaç yazı;

7)Varsayımda Bulunmayın

Bilimsel çalışmalarda varsayımlar işi geliştirmeye yarayabilir. Aşağıdaki varsayım ile arasındaki farklı kolayca anlarsınız zaten.:)

Dört Anlaşma kitabının en değerli maddelerinden birisi. Gün içerisinde o kadar çok ve anlamsız varsayımlarda bulunuyoruz ki bizi korkutan, bloke eden düşüncelerimiz ile ilgili “bu düşünce gerçek mi” sorusunu sormamız gerekli. Gün içerisinde aklımızdan geçen 40.000’den fazla düşüncenin içinde çok fazla varsayım olabiliyor. Durduk yere insanlara ya da olaylara karşı kendimizi kurabiliyoruz.

Varsayım konusu tam bir enerji kemirgeni. Beyin otomatize olduğu için ilk başta aklımızdan geçenin “gerçek” olmadığını, sadece bir “varsayım” olduğunu fark edebilmek bile büyük bir adım.

8)Kıyaslama Yapmayın

Zihnin diğer oyunlarından birisi de karşılaştırma hastalığı. Lunaparklardaki aynalar gibi birilerinin çok başarılı, çok mutlu, çok çok çok olduğunu düşünmek. Kendini eksik bulmak, başarısız hissetmek, yetersiz hissetmek, yine kendi etki alanın dışında sürüklenmek anlamına geliyor.

Bir yarışta değiliz. Evet zaman zaman birbirimizle rekabet ettiğimiz ortamların içinde olabiliriz. Ama günün sonunda herkes kendi yolculuğunu yaşıyor. Kimse hiçbir şeye sonsuza dek sahip değil. Deneyim elde etmek için buradayız. İyi ve kötü her şey geçici. Galip gelmek diye bir şey yok. Bu senin kendi hayatın, onlar kadar iyi yapmana gerek yok. Kendi en iyini ortaya koy ve çıkan sonuç için kendini tebrik et.

***

Yazımı Maya Angelou‘nun çok hoşuma giden bir cümlesi ile noktalayacağım; “Daha iyisini bilene kadar elinden gelenin en iyisini yap. Daha iyisini öğrendiğinde daha iyisini yap.” Eğer geçmişte yaptığın hatalar kafanı çok kurcalıyorsa, “o zamanki karakterimle ve bilgimle en iyi bildiğim şekilde davrandım” de ve şu an daha iyi şekilde davran. Hatalardan ders almak çok değerli; ama bitmek tükenmek bilmeyen bir suçlama içine girmenin hiçbir faydası yok.

Not: Haftaya Pazar serinin devam yazısı “Bırakmak ve Sadeleşmek” konusunda görüşmek dileğiyle.✨

Instagram: @yazarkarga

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz. 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.