Orman Terapisi

Doğanın Şifa Etkisi

Evde kaldığımız şu günlerde en sevdiğiniz ev objeleri neler, bilmiyorum; ama benim için bitkiler. Objeden ziyade eve ruh katan canlılar tabii ki onlar ve bu korona süreci bittiğinde ilk yapacağım şeylerden biri evi daha çok bitki ile donatmak olacak. Apartmanların arasına gömülenler olarak bu süreçte bir “bahçe”nin özlemini çekiyoruz.

Bugünkü yazımda ise hala okuduğum Wabi Sabi isimli kitapta geçen “shinrin-yoku” yani “orman terapisi” “orman banyosu” kavramından bahseceğim. Orman terapisi diye bir kavramı daha önce duymamıştım, fakat Japon kültüründe yeri olan bir çeşit rahatlama, meditasyon yöntemi. Zaten ismini koyamasak da doğada olup telefon, sohbet gibi dış etkenleri bir kenara bırakıp sadece doğaya kapıldığınızda çok farklı bir varoluş hissi yaşarsınız.

Bunu tek başıma gündoğumu izlediğimde yaşadım, bir ağaca sırtımı yaslayıp sadece kuş ve cırcır böceği seslerini dinlediğimde yaşadım, durgun denizin sakinliğine bakarken yaşadım. Doğadan geliyoruz, ne kadar betonların içine gömülsek de özümüzde doğada olmak var ve doğanın çok büyük bir şifa etkisi var. Japonlar da bu etkiye bir isim koyup hayatlarına daha fazla katmışlar belki de…

Orman Terapisi İçin Öneriler

Peki biz kendi orman terapimizi nasıl yapabiliriz? Tabii ki şu günlerde maalesef yapamayız; ama belki de bu süreç bittiğinde bu özleminizi giderirsiniz. Belki şimdi gözünüzü kapatıp hayal etmek bile iyi gelir? Daha önce de yazmıştım gazetede okuduğum bir araştırmaya göre herhangi bir eylemi yapmak ile daha önce yapılmış bir eylemi hayal etmek vücuttaki hormonları aynı şekilde etkiliyor. Yani bisiklete binmekle bindiğinizi tam olarak hayal etmek vücudu aynı oranda olumlu tetikliyor.

Peki, ormanımıza geldik neler yapacağız?

  • Yavaş yürüyün. Sonra hızınızı yarıya indirin. Sonra bir kez daha yarıya indirin.
  • Orada olun. cep telefonunuz cebinizde kalsın.
  • Çevrenizi keşfetmek için bütün duyularınızı kullanın. Ayağınızın altındaki toprağı, ağaçlardaki rüzgarı, ışığı ve gölgeleri fark edin. Yere, göğe, etrafınıza bakın.
  • Ormanın bütün seslerini duymaya çalışın. Sesler aşağıdan mı yoksa yukarıdan mı geliyor? Uzaktan mı, yoksa yakından mı?
  • Dokunun. Ağaçların gövdelerini, dallarının ne kadar farklı olduğunu hissedin.
  • Yaşam döngüsündeki şeyleri fark edin. Neler öne çıkıyor? Neler büyümekte? Neler ölüyor?
  • Derin nefesler alın. Burnunuza hangi kokular geliyor? (bunu okurken de derin nefes almanız olası:) )
  • Gökyüzüne bakın. Hareket eden neler var? Renkleri sayın. Aynı rengin kaç tonunu görebiliyorsunuz? Değişimleri fark edebileceğiniz kadar uzun süre durup seyredin.
  • Yenebileceğinden emin olduğunuz böğürtlenleri vs. yiyin.
  • Yere düşmüş kozalağa ya da diğer nesnelere bakın, inceleyin.
  • Grup halinde olsanız bile bir süre sessiz kalın. Asında özellikle de grup halinde gittiyseniz sessiz kalmayı deneyin. Meditasyon yapın. Esneme hareketleri yapın ya da sırtınızı bir ağaca dayayıp oturun.
  • Ayakkabılarınızı çıkarıp toprağı hissedin.
  • Acele etmeyin. Olabildiğince zaman geçirin.
  • Hoşunuza giden bir yeri bulun ve orada zaman geçirin. Bir isim verin. Başka bir gün ve mevsimde oraya tekrar gidip nelerin değiştiğini gözlemleyin.

Bunları yaptığımı hayal ettiğimde “huzur” ve “sakinlik” hissediyorum. Doğa iyi gelecektir. Umarım en kısa zamanda kavuşur ve şükranlarımızı iletiriz.

Aşağıdaki yazılar da ilginizi çekebilir;

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.

 

Reklamlar

Biraz da siz kar(g)alayın!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.