Kolay Karar Vermek İçin Öneriler

Sınırsız Seçenek Dönemi

Karar vermekte zorlanır mısınız?

Ben özellikle bazı konularda net bir karar verene kadar kafası çok fazla karışan ve yorulan biriyim. İzlediğim bir TED konuşmasına göre insan beyni günde yaklaşık 30.000 karar veriyor. Bu kararların büyük bir kısmı otomatik ve çok hızlı gelişiyor. Örneğin, “trafikte hangi yoldan gitmeliyim” , “sofraya hangi tabakları koymalıyım?” gibi gündelik basit kararlar var. Hatta “su içmeli miyim” bile bir karar evresi. Şu çok açık ki “karar vermek” 7’den 77’ye hepimizin hayatında büyük önem kaplayan bir süreç. 

Bugünün yazısında Patrick McGinnis isimli girişimci, konuşmacı ve yazarın karar vermekle ilgili birkaç öneri ve gözlemini ele alacağım. 

Patrick McGinnis günümüzde çoğumuzun yaşadığı “fear of better option”(FOBO olarak kısaltıyor) yani “daha iyi bir seçenek” korkusunu ele alıyor. 

Online Alışverişin Karar Verme Sürecine Etkisi

Trendyol‘dan alışveriş yapabiliyor musunuz? Ben yapamayanlardanım. Herhangi bir uygulamaya girdiğimde karşıma yüzlerce seçenek çıkıyorsa, zaten karışık olan kafam iyice çorba haline geliyor ve karar verip bir şey almam imkansızlaşıyor.

2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre günümüz gençleri alışverişlerinin %60’ını online olarak gerçekleştiriyor. Bu yüzdesel dilim gittikçe artacaktır. Ve paradoks şu ki, çok fazla seçenek arasından seçim yapmak zorunda kalmak insanlarda daha fazla stres ve daha az tatmin duygusuna yol açıyor. 

Muhtemelen tatminin azalma sebebi FOBO, yani “acaba daha iyi bir seçeneği kaçırdım mı?” korkusu. 

Bu noktada Patrick McGinnis diyor ki hayattaki kararların 3’e ayrılır;

  1. Risk içermeyen kararlar
  2. Düşük risk içeren kararlar
  3. Yüksek risk içeren kararlar

Bu konuyu biraz açalım;

Risk İçermeyen Kararlar

Yazıya başlarken de belirttiğim gibi, “sofraya hangi tabakların koyulacağı”, öğlen yemeğinin hangi restaurantta yeneceği(ki işyerinde uzun tartışmalara sebep olmuşluğu vardır:) ), maddi değeri çok düşük bir ürünün alışverişi… Bunlar hep risk içermeyen ve muhtemelen bir iki saat içerisinde tamamen unutacağınız kararlar. 

Netflix‘i ele alalım. Yüzlerce dizi, film, belgesel seçeneğimiz var. Bazen hangisini izleyeceğimiz konusunda dakikalarca düşünebiliriz.

Kendi adıma bir örnek verecek olursam 2005 yılından beri az ya da çok sıklıkla yemeksepeti kullanıyorum ve basit bir yemek siparişi için ciddi anlamda saatlerimi uygulamada geçirdiğim olmuştur. Yemeklerin fotoğraflarına bakarım, yorumlara bakarım. Bakarım da bakarım. Öyle ki yeri gelir, instagram hesaplarına bile bakarım.(???)

Dolayısıyla bazen çok fazla ve hepsi de çok iyi seçeneklere sahip olmak bir ayrıcalık gibi gözükse de zararlı bir hal alabiliyor.

Gündelik eylemlerimizi sürdürebilmemiz için bir enerjimiz var. O enerjiyi sağlamak için; uyuruz, yemek yeriz vs. Ve o enerji bu gibi risk içermeyen kararlarda bizi felç ettiğinde değerli zamanımız ve enerjimiz harcanmış olur.

Bu noktada Patrick McGinnis, diyor ki bu gibi antin kuntin kararlar üzerinde oyalanıp vakit kaybetmeyin. Gerekirse hızlıca ikiye indirin ve yazı-tura atın.

Kısacası birinden birini seçin gitsin kardeşim!

Düşük Riskli Kararlar

Düşük riskli kararların bazı sonuçları var; ama dünyayı da değiştirmiyorlar. Örneğin otel rezervasyonu yapmak düşük riskli bir karar. Düşük riskli kararların üzerinde biraz düşünmeye değer. Çünkü sonrasında sizi bir süre mutlu ya da mutsuz edebilecek etkileri olur. Ama birkaç hafta içinde unutacağınız için çok fazla paralize olup günler boyunca irdelemenize de gerek olmadığını belirtiyor.

Bu noktada yapabileceğiniz şeylerden biri referansına güvendiğiniz bir iki kişiye fikir danışmak olabilir.

Yüksek Riskli Kararlar

Yüksek riskli kararlar, “hangi evi satın almalıyım”, “hangi işe girmeliyim” gibi hayat kalitemizi uzun vadede etkileyebilecek konular.

Bu gibi konularda Patrick McGinnis’e göre boş boş düşünüp durmaktansa çeşitli kriterler belirlemek yardımcı oluyor. (özellikle de yazmak) Senin için nelerin önemli olduğunu belirle ve eleyerek ilerle. Örneğin ev alırken;

  • x, y, z semtlerinde olması
  • güvenliğinin olması
  • park yerinin olması
  • güneş alan ferah bir ev olması
  • fiyatının x-y aralığında olması
  • en üst kat olması
  • asansörlü olması 

gibi kriterlerini çıkart. Ev seçeneklerini elediğinde sona kalan evlerde bu kriterlerine göz at. Benzer özellikte iki evden birinin park yeri yok diğerinin ise asansörü yoksa hangi kriterin senin için daha önemli olduğunu belirle ve geriye dönüp bakma. 

Diğer bir nokta da  yine bu gibi önemli kararlarda size koçluk, mentorluk ya da akıl hocalığı eden ya da fikrine referansına güvendiğiniz maksimum 5 kişilik bir gruba konuyu danışmak. 

Burada bence önemli olan kararınızın sorumluluğunu o kişilere atmamaktır. 🙂 Benim ömrümün bir döneminde lise bölüm seçimim sebebiyle ailemi suçladığım olmuştu. 🙂 Dolasıyıla son kararın size ve iç sesinize ait olduğuna emin olun bence. “Keşke kendimi dinleseydim” demek, “keşke seni dinleseydim” demekten daha acı geliyor bana.:)

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.

Biraz da siz kar(g)alayın!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.