Aylık Hedefler – Eylül 2020

Domatesler kışa hazır, peki siz hazır mısınız? 🙂 Orada dur karga! Daha sonbahar var. Bu yazının ön hazırlığını yaparken istemsizce mutlu oldum. Okuduktan sonra sizin de motive ve mutlu olacağınızı umut ediyorum.:)

Huzur  ve mutluluk veren kavramları, ritüelleri sevdiğimi aşağıdaki yazılardan anlayabilirsiniz;

Eylül, yazın sıcaktan erimeye başlayan mumları tekrar ortaya çıkarma zamanı, Ekim’de de battaniyeler eşlik edecek.:) Pandemi sağ olsun dolabımdaki kıyafetlerin sadece %25’ini giydim. Hala evden çalışıyoruz ve “işe gitmek” denen kavram olmadığında bazı masraf kalemlerinin ortadan kalktığını, bazı eyşaların gereksiz hale geldiğini ve insanın hafiflediğini gördüm. Tüm bunlar ışığında Eylül hedeflerine gelirsek eğer;

Minimalizm

Daha önce sadeleşme ve minimalizm gibi konularla ilgilenirken yaşam alanlarımın tamamında ferahlık, boşluk alanları yaratmış, kullanmadığım ya da iyi enerji vermediğine inandığım eşyalardan kurtulmuş, kıtlık bilinci yerine bolluk bilinci koymaya çalışmış(örn. yıllardır giymeyip “ya moda olursa” diye sakladığım şeyleri “moda olursa ve çok istersem yenisini alabilirim” düşüncesiyle değiştirmek), istifçiliği bırakmış, alışverişteki bilinç düzeyimi yükseltmiştim. Ve bloga da envai çeşit yazı eklemişimdir. İşte birkaçı;

Eylül’de geniş bir açı ile yaşam alanlarında sadeleşebileceğim, ferahlatabileceğim şeyler neler? Düzenleyerek kullanıcı dostu haline getirebileceğim dolaplar var mı? Göz önünde olmayan bazaların vs. içinde hala istiflenmiş şeyler var mı? gibi sorularla biraz daha hafiflemek niyetindeyim. Bu kez ayakkabı ve ayakkabı kutuları da nasibini alacak.

Tamamlanmayan To Do List Maddeleri

Eşyaları hafifletmek en kolayı. Asıl mesele zihni hafifletmekte.

“Sakin bir zihne bütün evren teslim olur.” Lao Tzu -bir ara ilham veren cümlelerini yazacağım.-

Aklımı meşgul eden bazı to-do list maddeleri var ve şunu fark ettim; bu maddeleri ne yapıyorum ne de siliyorum. 🙂 Öncelikle içlerinde mutlaka tamamlamam gerekenler var, doktor randevuları gibi. Fakat inanılmaz derecede ertelemiş durumdayım.

Diğer bir örnek evdeki bir balkonun jaluzi ya da perde, store her neyse kapatılması. Bunu yapmadığımız için balkon deli gibi güneş alıyor.:) Ve oturamıyoruz , oturamadığımız gibi evdeki milyonlarca bitki(çok az abarttım) küçücük balkona tıkılmış durumda. Ve hayatını sadeleştirme üzerine oturtmaya çalışan biri için o balkon sinir bozucu bir hal almaya başladı. 🙂 Ki ben fotoğraf çekmek için bitkileri salona, odaya vs. alsam da genel olarak balkonda mutlu olduklarına inandığım için hepsi balkonda yaşıyor.:) Hatta o küçük balkonun adı mutlu bitkiler balkonu. -bunu tabela yaptırıp assam mı? :):)

Neyse bugün aklımda yer eden to-do maddelerini listeleyip, hiç yapmayacaklarımı silip zorunlu olarak yapacaklarım konusunda da anında aksiyon planlayacağım. Sı-kıl-dım.(bu mutlu bir yazı olacaktı)

Processed with VSCO with hb1 preset
Bitkilerimin bir kısmı

Kötü Alışkanlıklar

Blogda yine alışkanlık konusuna kaç kez değindim bilmiyorum. Seviyorum rutin, alışkanlık gibi konuları. İlginizi çekerse birkaç yazıyı da serpiştiriyorum;

Dün Charles Duhigg’in aşağıdaki videosunu izledim. Alışkanlık döngüsünden ve bir alışkanlığı nasıl bırakabileceğimizden kısaca bahsediyor. İzleyince şunu düşündüm, genelde alışkanlık kazanmaya yönelmişim. Ve bazılarını kazanmayı başardım da. Evde yoga yapmak gibi, her sabah 3 sayfa günlük tutmak gibi… Ama kötü alışkanlıklarımı bırakmayı pek düşünmemişim. Sanırım “sigara içmiyorsam, alkolle aşırı bir bağım yoksa kötü alışkanlığım yoktur” gibi kodlanmış. Gerçi kendime haksızlık etmemeliyim geçtiğimiz Mart itibariyle tükettiğim kola miktarı çok çok çok azdır.

Ama videoyu izlerken şunu fark ettim her yemek sonrası tatlı yemek gibi bir alışkanlığım var. Ve örnek veriyorum kahvaltıda reçel yemişsem bu tatlı değil.:) Benim tatlı anlayışım koca bir dondurma, bir kutu çikolata, künefe gibi şeyler. 🙂 Yoksa şekeri bırakmak benim için hala büyük bir challenge ve şimdilik mümkün görmüyorum.

Diğeri gözüme çarpan alışkanlığım ise akşam yemeği itibariyle tv karşısındaki koltuğa kurulma ve boş gereksiz şeyler izlemek. Tamam zihnimi sürekli yoramam; ama bu eylem de bana mutluluk, sakinlik, keyif vermiyor. Hatta çoğu zaman kafam daha da yorulabiliyor. Ek olarak akşam yedi, sekiz gibi bu eylemi yapsam ve on bir gibi uyusam her gün 3-4 saatimi bu şekilde geçirmiş oluyorum. İleride bunu yapabilecek çok vaktim olacağına inanıyorum. Ve zaman en değerli hediye cümlesine katılıyorum. Sabah muhteşem rutinlerle güne başlarken akşamı bu kadar vasat bitirmek hoşuma gitmiyor. Yemek sonrası için kendime bir iki saatlik eylem planlayıp ödül olarak tv izleyebilirim. Henüz bu konuda berraklaşamadım, deneye yanıla çözeceğim. Ekim’de yazarım.

Mutluluk Veren Küçük Şeyler

Son olarak Eylül’de kendime blogla ilgili bir hedef verdim. Belki siz de ilgilendiğiniz, dönüştürmek istediğiniz bir konu varsa benzer şeyi yapıp etkilerini gözlemleyebilirsiniz. Her gün 1 saatimi bloga içerik araştırarak geçireceğim. Linkedin eğitim uygulaması, yabancı vlog ya da bloglar, TED uygulaması podcastler, kitaplar, Netflix’in bazı içerikleri merceğimde olacak.

Ve haftamın içinde Ingrid Fetell Lee‘nin TED konuşmasındaki gibi neşeye yer vereceğim.  Yeni tarifler, Hygge, Wabi Sabi etkisi veren şeyler, denediklerim, izlediklerime dair notlar alıp sizlerle de paylaşacağım.

Eveeeet benim tarafımda Eylül böyle planlandı. Bakalım hayat bize neler planlayacak.:)

Son 3 ayın, Aylık Hedefler yazıları için;

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.

3 Replies to “Aylık Hedefler – Eylül 2020”

  1. :):):):) Kargo da iyiymiş.😊 Çoook teşekkür ederim. Güzzel bir ay olsun.💫💫💫

  2. Harika bir yazı olmuş Sn. Kargo tebrik ediyorum ilhamımız, (pozitifi) çekim gücümüz bol olsun 🙂

    1. Sn. Karga* olacaktı klavye düzeltmesinin azizliği 🙂

Biraz da siz kar(g)alayın!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.