Dijital Minimalizm Kitabı

Dijital Minimalizm Cal Newport‘un kaleme aldığı bir kişisel gelişim kitabı. Kitap bize kapağında vaad ettiği ekran bağımlılığı ve teknoloji yorgunluğu sarmalından kurtulmak için yol haritası sunuyor.

Dijital Minimalizm Nedir?

Dijital minimalizm çevrimiçi vaktinizi, değer verdiğiniz şeylere faydası dokunan, titizlikle belirleyip optimize ettiğiniz az sayıdaki faaliyete odaklı halde geçirmenizi ve geri kalan her şeye gönül rahatlığıyla sırt çevirmenizi öngören bir teknoloji kullanımı felsefesidir.

Ekran Bağımlılığının Yarattığı Odaklanma Sorunu

Uzun süredir kitap okumak gibi konularda odaklanma sorunu yaşıyorum ve çevremde görüştüğüm kişilerde de aynı yakınmaları gözlemliyorum. Malum kitap okurken tek işle ilgilenmeniz gerekiyor. Telefon, tv gibi dikkat dağıtıcı unsurlar çok fazla bölüyor. Ve ilgini yitirdiğinde de sayfalara tekrar dönmek çok kolay değil. Yapılan pek çok araştırma da gösteriyor ki multi tastking(çoklu görev) yani aynı anda birden fazla işle ilgilenmek pek başarılı sonuçlara yol açmıyor. Genel olarak tek işe odaklanmak daha verimli olmanızı sağlıyor. İlginizi çekiyorsa bu konuda yazılmış “Tek bir şey” kitabını da okuyabilirsiniz.

Artık pek çoğumuz telefona bakmadan yemek dahi yemiyoruz. Film izlerken bir gözümüz telefonda. Sohbet ederken bile öyle. Hatta şunu belirtmeliyim Ludovico Einaudi gibi bir isim ülkemize gelip piyano resitali verdiğinde onlarca insan yasak olmasına rağmen sanatçıyı izlemek yerine görüntüye almayı tercih etti. Ki şu an bu isimleri canlı dinleme imkanımız da çok uzaklarda kaldı.

Telefon, tv, ipad gibi araçların odaklanma kasımızı epey zayıflattığını düşünüyorum. Ve tam sosyal medya kullanımlarımı sorgulamaya başladığım dönemde kitaplıkta Dijital Minimalizm kitabına denk geldim ve okumaya başladım. Daha önce blogda minimalizm konusunda pek çok içerik yayınladım. Minimalizm olgusu bizi genel olarak sadeleşme, yaşam alanlarında ve hatta zihinde boşluk alanları yaratma gibi konulara çıkarıyor.

Peki dijital araçlar hayatımızı tam anlamıyla istila etmişken dijital minimalizm en ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri değil mi?

Dijital Minimalizm Kitabından Notlar

Dijital Minimalizm kitabı dijital dünyayla ilişkimizi nasıl gözden geçirmemiz gerektiğini ele alsa da zaman zaman farklı konulara değinerek ufku da açıyor. Kitapta kısaca bahsi geçen Amiş topluluğu hakkında hemen hemen hiç bilgi sahibi olmadığım bir topluluktu. Okuyunca beni araştırmaya itti. Ek olarak finansal özgürlüğü elde etme ile ilgili FI 2.0 konusu, Lincoln’ün, Benjamin Franklin‘in hayatından kesitlere yer verdiği kısımlar, Nietzsche gibi isimlerin yürüyüş alışkanlıklarına değindiği bölümler ya da ellerimizin gerçek işlevlerini yitirdiği ile ilgili pasajlar oldukça ilgimi çekti.

Birkaç saatte bitirilecek bu kitabı okumanızı öneririm. Gelelim kitaptan bazı notlara;

Ekran Süreleri

  • “Mesela hava durumuna bakmak için telefonu elinize alıp yarım saat sonra kendini o galeriden öbürüne, bir başlıktan diğerine şuursuzca atlarken bulmamış pek az insan vardır.”

Gerçekten şu konuyu hiç yaşamadıysanız belki de dijital minimalizmi çoktan hayatınıza katmış olabilirsiniz. 🙂 Defalarca kez bir konu için telefonu elime alıp dakikalar boyunca başka şeylere girip aradan süre geçtikten sonra “aaa şuna bakacaktım” diye hatırladığım oldu. Bu durumun beni aptallaştırdığını düşünmüşümdür.:)

  • Bir diğer konu ekran süreleri. Şu an hepimiz telefonun sağladığı özellik sayesinde ekran sürelerimizi görebiliyoruz. Hangi uygulamada kaç dakika vakit geçirdiğimizi tespit edebiliyoruz. Şu an bakın mesela bugün ve bu hafta ortalama kaç saatinizi telefonda harcamışsınız? Kitap belirtilen konu “telefon kullanımlarını ölçmeyi akıllarına bile getirmeyen veya bunu umursamayan milyonlarca akıllı telefon kullanıcısı var. Bu insanların günde üç saatten fazla zamanı telefonlarıyla oynayarak geçiriyor olma ihtimalleri hayli yüksek.”

3 saat! Ve 3 saat benim için çok iyimser tahmindi. Ki özellikle eğitim çağındaki erkeklerde bu konuya ek olarak play station ya da bilgisayar oyunları da ilave oluyor. Ve tabii ki Netflix gibi uygulamalarda ard arda onlarca bölüm dizi izlemek vs. derken vaktimizin ne kadarının bu araçlarla geçtiğini hesap etmek gerek.

Gerçek Sosyallikten Uzaklaşmak

  • “Yapılan araştırmalar gerçek dünyada kurulan kanlı canlı ilişkilerin yerine sosyal medyayı koymanın, ruh ve beden sağlığına zarar verdiğine dair kanıtlar sunuyor.”
  • “Mesele sosyal medya kullanımlarının bizi doğrudan mutsuz etmesi değil. Belli sosyal medya faaliyetleri az da olsa moral yükseltici olabilir. Esas mesele, sosyal medya kullanmanın bizi gerçek dünyadan uzaklaştırması. Sosyal medyayı çok yoğun kullanan insanların yalnız ve mutsuz hissetme ihtimali artar. Arkadaşınızın duvarına bir şeyler yazmanın veya Instagram’daki son fotoğrafını beğenmenin getireceği ufak tatminin, bu arkadaşınızla artık gerçek dünyada yüz yüze zaman geçirmediğiniz için hissettiğiniz büyük kayıp duygusunu telafi etmesine imkan yoktur. Bir sesin tınısını veya bir arkadaşla kahve içmenin yerini “beğen” butonu aldığında uyanıp kendimize gelmemiz gerekiyor.

Psikolojik Sorunlar

  • Kitapta yapılan bir araştırmada dijital çağ öncesinde Üniversitelerin psikolojik danışmanlık alanlarına aileden uzak kalma, yeme bozuklukları gibi konulardan başvuru olurken çok kısa bir zaman dilimi içinde gençler arasında kaygı bozukluğu gibi konuların yaygınlaştığından ve bu konudaki başvuruların ciddi oranda arttığından bahsediyor.
  • Ben de sosyal medya uygulamalarında bir illüzyon olduğunu bilsek de etkilendiğimizi düşünüyorum. Örneğin kendi instagramımı baz alırsam sadece mutlu, göze hoş gelen fotoğraflar var. Seyahat fotoğrafları, bitkiler, benim iyi hissettiğim fotoğraflar. Fakat gün içerisinde onlarca zorlayıcı ve bizi üzen olay yaşıyoruz. Sosyal medyayı incelerken bunu fark etmediğimizde “herkes ne kadar mutlu ben niye sorun yaşıyorum” diye düşünmek mümkün.
  • Ek olarak kıyaslama, yetersizlik hissi, sürekli bir yarış hali, gösteriş çabası gibi konular da hepimizin mücadele verdiği ya da bazen farkında bile olmadan çoktan girdabına düştüğü konular.
  • Aşağıdaki yazı da ilginizi çekebilir;

Sosyal Medyanın Psikolojimize Etkisi

Dijital Minimalizm İçin Öneri Ve Uygulamalar

  • Kitap keskin biçimde dijital minimalizm konusunda adım atmak istiyorsanız önce 1 ay süreyle zaruri uygulamalar dışındaki bütün keyfi araçları hayatınızdan çıkarın diyor. Bu sürenin ilişkinizi tekrar revize edeceğini, yeni bir dönem yaratmada etkili olacağını belirtiyor. İlk haftalar zorlu geçse de sonradan alışacağınızı söylüyor.
  • Ben geçmiş dönemde bunu yaptım. 2019’da Mayıs ayına girdiğimizde Instagram’ımdan bir ay boyunca paylaşım yapmayacağımı duyurdum. (duyurmamın sebebi kararıma daha bağlı kalmaktı) Bu eylemim beni rahatlatsa da Instagram’da paylaşım yapmamak yeterli değildi. Çünkü 1 ay sonrası için bir yol haritası oluşturmamıştım. Ve döndüğümde her şey kolayca eskiye sardı. Ek olarak Instagram dışındaki kullanımlarıma bir sınırlama getirmemiştim.
  • Kitabın diğer önemli önerilerinden biri “düşük kaliteli boş zaman faaliyetlerine ayıracağınız zamanı belirlemeniz”. Nedir düşük kaliteli boş zaman faaliyeti diye soracak olursanız; örneğin Instagram’da milletin hikayelerine bakmak tamamen düşük kaliteli bir zaman faaliyeti. Kim çok ilginç bir şey paylaşıyor ki? Bu öneri beslenme tarzını değiştirmek için de önerilir. Beslenirken düşük kaliteli konu; atıştırmalıklardır. Belki kahvaltıyı, akşam yemeğini planlıyoruz; ama en önemli önerilerden biri atıştırmalıkları planlamaktır. Ki gaza gelip bir minik bitter çikolata yerine koca dondurmayı yemeyelim.:)
  • Önerilerden bir diğeri mevsimlik ve haftalık boş zaman planı yapmanız. İlla mevsimlik olmasına gerek yok. İş hayatındaki gibi çeyrek bazlı yapabilirsiniz. 6 ayda bir yapabilirsiniz. Ama kitap diyor ki mevsimlik bir plan yap sonra da bu planı haftalık planlarla destekle, kontrol et.

Örneğin haftalık planınız;

  1. Hafta boyunca düşük kaliteli boş zaman faaliyetlerine sadece 6 dakika ayır.
  2. Her gece yatakta bir şeyler oku.
  3. Haftada bir kültürel etkinliğe katıl olabilir.
  • Kitabın değindiği önemli kısımlardan biri de yasak getirirken bu eylemlerin yerine neyi koyacağınızı planlamanız. Örneğin telefona bakmayacaksınız; ama akşamları yoga mı yapacaksınız?  Sabah uyanıp yarım saat telefona bakmak yerine günlük mü yazaksınız? Yürüyüş ya da farklı bir sporla mı ilgileneceksiniz? Bunları planlamadığınız zaman sıkılmanız ve tekrar telefon, bilgisayar gibi eylemlere dönmeniz mümkün.
  • Diğer bir öneri de telefondan uygulamaları silip sadece bilgisayardan kullanmanız. İnsanların bu durumda üşenip eskisi kadar kullanmayacağını belirtiyor. Ama Instagram gibi uygulamalarda bu yöntem uygulanabilir değil.

Dijital Minimalizm Kitabının Eksik Yanları

  • Kitabı incelediğimde genel olarak Facebook’a çok fazla değindiğini gözlemledim. Facebook artık x kuşağı ve sonrasının çok odağında bir uygulama değil. Özellikle z kuşağı ve sonrası hiç kullanmıyor.  Muhtemelen on yıl sonra gelişen teknoloji ile birlikte kitaptaki bazı kısımlar çok eski gelmeye başlayacak.
  • Kitapta yukarıdaki madde ile paralel şekilde özellikle z kuşağında yaygınlaşan tik tok, pinterest gibi uygulamalara hiç değinilmemiş. Instagram çok kısa kısa kesilmiş.
  • Ekran süreleri konusuna da sanırım kitap yetişememiş. Bendeki kitabın birinci basım tarihi 2019 gözükse de kitapta telefonların ve uygulamaların getirdiği ekran süreleri kısıt özelliğinden hiç bahsetmiyor. Bunu farklı uygulama geliştiricilerinin yaptığını anlatıyor. Bu konuda da biraz eski kaldığını belirtebiliriz.
  • Ek olarak kitapta iş konusunda sosyal medyadan faydalanan insanları tam anlamıyla ele almıyor. Onlar için bir yol haritası çıkarmıyor. Örneğin ben bir blog yazarıyım. Blogumun trafiğini Instagram üzerinden arttırmaya çalışmam çok normal. Fakat nasıl bir strateji belirlememiz gerektiğine doyurucu şekilde değinmiyor. Ki Instagram ve Youtube’u yeteri kadar ele almaması bu konuda ciddi bir eksiklik yaratıyor. Özellikle günümüzde binlerce insan bu mecralar üzerinden az ya da çok para kazanıyor.
  • Diğer bir dezavantaj da her ne kadar yazarı konuyu baştan reddetse de Cal Newport’un sosyal medyayı hiç kullanmayan birisi olması. Bunun kitap için iyi yönleri olduğu gibi bazı konularda eksik kısımlar bıraktığını düşünüyorum.

Dijital Minimalizmin Yarattığı Etkiler

  • Ben kitabı okuduktan sonra ilk yaşadığım şey yine için boşaltılan kelimelerden biri olan; farkındalık duygusuydu. Telefonu elime alıp Instagram’a girdiğimde kendimi sorgulamaya ve frenlemeye başladım. Son günlerde Instagram kullanım sürem saatlerden 10-15 dakikalara indi.
  • Şunu fark ettim otomatik giriyormuşum. Yani refleks olarak o ekrandan bu ekrana girmek, biri bir şey paylaştıysa hemen beğenmek, hikayelere anlık bakmak. Yukarıda da belirttiğim gibi ben dahil yüzde 99’umuz zaten ilginç bir şey paylaşmıyor. Ve çoğunu merak bile etmiyorum.
  • Otomatik olarak yemek yerken, farklı konularla ilgilenirken aynı zamanda anlık olarak Instagram’a bakıp durmak yerine akşam 4 dakika vakit geçirerek herkesin o gün yaptığı tüm paylaşımları görmek de mümkün.
  • Diğer beni sarsan konu ise şuydu çoklu görev esnasında ekranı kullandığımda zaman harcamadığımı düşünürdüm. Yani yemek yerken telefona bakıyorsam ek bir vakit gitmiyor. “Blog yazarken bakıyorsam vaktim gitmiyor” vs. gibi. Fakat bu konuların beni mental olarak yorduğunu ve verimsizleştirdiğini tam manasıyla vaktimi çaldığını kitabı okuduktan sonra daha iyi anladım.
  • Netice itibariyle kitabı okuduktan sonra öncelikle telefonumdaki tüm uygulamaları gözden geçirdim. Kullanmadıklarımı sildim. Ve hepsini tekrar klasörledim.
  • Uygulamaları kullanıp/kullanmama ve amaç bazlı değerlendirdim;
  1. Kullanmadığım çok popüler uygulamalar benim için avantajdı: Facebook, twitter, tik tok, linkedin
  2. Seyrek kullandığım uygulamalar: Pinterest, spotify, youtube, finans uygulamaları, podcast, eğitim uygulamları
  3. Sık kullandığım uygulamalar: Instagram, whatsapp, ekşi sözlük, Netflix ya da tv.
  4. Faydalı uygulamalar: Daily yoga, eğitim uygulamaları(online yabancı dil vs.), yol tarifi uygulamaları
  • Netflix ve tv anlamında pek bağımlılığım yok. Hayatımdan tv’yi tamamen çıkarsam da büyük bir eksiklik hissetmem. Yabancı diziler yine telefona baktığım için odaklanma sorunu yaratabiliyor. İlgim dağıldığı için çoğu diziyi baştan yarım bırakıyorum. Fakat zaman zaman bir diziye sarıp ard arda onlarca bölüm izlediğim de oluyor. Bu sebeple çoğu zaman aksiyon ve merak düzeyi yüksek dizilere başlamaktan kaçınıyorum.
  • Günlük hayatımda boş vakitlerimi düzenlemeye karar verdim. Günde bir saat yoga ya da yürüyüş yapmak, günde bir saat blog için çalışmak, akşamları kitap okuma rutini geliştirmek, meditasyon yapmak, günlük yazmaya devam etmek gibi eylemlerle aylak vakitlerimi dolduracağım.
  • Ek olarak sabah uyanır uyanmaz telefona bakmamak, akşam telefondan bir şeyler izlemeden uyumak da eylemlerim arasında olacak.
  • Kitaptan bir cümle de hoşuma gitti, “Her gün Facebook gibi bir uygulamada saatlerini geçirirsen Facebook gibi bir uygulama üretemezsin.”

***

Dijital Minimalizm kitabını bitirdikten sonra Prokrastineyşın kitabına başladım. Erteleme konusu ile ilgili çok ince ve birkaç saatte bitirilecek bir kitap. Dijital Minimalizm üzerine erteleme konusunu okumak da faydalı oldu. Böylelikle uygulamaları ve kullanımlarımı sadeleştirirken ertelediğim şeyleri de tekrar gözden geçirmeye başladım. Prokrastineyşın notlarını da bloga aktaracağım. Sonrasında da Checklist Manifesto kitabına başlayacağım. Ve bu üç kitabın birbirini tamamlayacağını düşünüyorum. 🙂 Bu gibi konularda kitap arayışınız varsa diye önermek istedim.

Aşağıdaki kitaplar da ilginizi çekebilir;

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.

Biraz da siz kar(g)alayın!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.