Clubhouse Uygulaması Nedir?

Clubhouse uygulamasından ekşisözlük gündemini birkaç gündür meşgul etmesiyle haberdar oldum. Paralel şekilde bazı ünlüler/yarı ünlüler de Instagram’da bahsetmeye başladı. Peki Clubhouse uygulaması nedir? Temelde yeni bir teknoloji ya da hizmet sunmuyor. Graham Bell’in vaktiyle bulduğu şeyi daha kalabalık odalarda gerçekleştirebiliyorsunuz.(ki bunu daha önce de sağlayan uygulamalar vardı) Görüntüsüz, kamerasız sesli sohbet hizmeti sunan bir uygulama. Bunu da chat odaları gibi odalara girerek ya da kendi odanızı açarak yapıyorsunuz.(aşağıda bir görüntü ekledim)

Clubhouse uygulaması zamanla tüketilip kenara mı atılacak, yoksa yeni bir akıma mı evrilecek göreceğiz. Çeşitli tahmin ve teoriler olsa da sanırım bunları konuşmak için henüz biraz erken. Ülkeye, topluma, kültüre ve ihtiyaçlara göre de kullanım şekilleri değişkenlik gösterecektir.

Zaten şimdiye kadar katıldığım odalarda daha çok Clubhouse uygulaması üzerine sohbet dönüyor. Henüz yabancı dilde yayın yapan odaları incelemedim, ama ülkemizde yeni olduğu için pek çok odada sanki ilk sosyal mecraymışcasına büyük bir heyecan var. Facebook, Twitter, Instagram’dan sonra hayatımıza onlarca sosyal medya uygulaması girdi. Snapchatler, Tiktoklar, Pinterestler, Periscopelar ve niceleri dolayısıyla sadece görüntüsüz sohbet imkanı sunan bir uygulamanın bu denli gündem yaratması şaşırtıcı. Peki bunun sebepleri neler? Öncelikle Clubhouse uygulamasına nasıl üye olunur, Clubhouse davetiyesi gibi konuları açalım;

Clubhouse’a Nasıl Üye Olunur?

Clubhouse uygulamasının bu denli histeri yaratmasının temel sebeplerinden biri üye olma yöntemi. Öncelikle Clubhouse uygulaması hala gelişim aşamasında olduğu için henüz Android’e hizmet vermiyor. Dolayısıyla sadece IOS kullanıcılarının giriş sağlayabildiği ve onların da sadece IOS 13 güncellemesi sürümüne sahip olanlarının girebildiği bir uygulama.

Clubhouse uygulaması için ikinci ve daha sorunlu konu ise sadece “davetiye” usulü girilmesi. Bu da insanların kendilerini “ayrıcalıklı” hissetmelerine yönelik bir etki oluşturmuş gibi. Davetiyesi olmayanlar sosyal bir panik içinde. Bunu en net olarak ekşisözlük’te görebilirsiniz. Clubhouse başlığındaki sayfalarca entrynin abartısız %95’i “davetiyesi olan atsın” entrysi içeriyor. Ki bunların içinde davetiye satandan tutun da, “şunun karşılığı alırım” diye yazıp duran kişiler de var.

Clubhouse uygulaması
Clubhouse uygulaması

Clubhouse Uygulaması Davetiye Sistemi

Uygulamaya giriş yaptığınızda size iki davetiye tanımlanıyor ve rehber ile senkronize edebildiğiniz için rehberinizdeki kişilere davetiye gönderebiliyorsunuz. Sonra sanırım tekrar davetiye hakkınız oluyor; ama bu kaç davetiye ile sınırlı bilmiyorum.

Ek olarak uygulamayı kullanırken size özünde şunu içeren bildirim geliyor “xxx arkadaşınız clubhouse yüklemiş, davetiye göndermek ister misiniz?”, isterseniz davetiye haklarınızdan birini bu bildirim ile de harcıyorsunuz. Dolayısıyla ekşisözlük’te “ben kimseden davetiye istemedim, yükledim girdim” yazanlar aslında yine davetiyeyle giriş yapıyor.

Ek olarak sizi Clubhouse uygulaması için davet eden kişi profilinizde daimi olarak gözüküyor. “Sizi davet eden, onu davet eden, onu davet edeni davet eden” diye inceleyip çok enteresan kişilere ulaşabilir, “dünya küçük” diye düşünebilirsiniz. 🙂

Paniklemeyin!

Uygulama geliştiricilerinin temel amacı kar etmek. Dolayısıyla ne kadar çok kişi kullanırsa, ne denli popüler olursa işlerine gelir. Kısa süre içerisinde büyük bir artışla davetiye tüm IOS kullanıcılarına zaten kendiliğinden ulaşacak. Kimseden istemeye gerek yok, istemeseniz de gelecek. Geliştirmeler tamamlandığında Android için de aynı konu geçerli.

Clubhouse Uygulaması Neden Bu Kadar Heyecan Uyandırdı?

Davetiye sistemi, uygulamanın yeni olması, merak uyandırması gibi konuları bir kenara bırakırsak “dijital” kavramının hayatımızdaki yeri belli. Saatlerce ekranlara bağımlı yaşıyoruz. Ve yıllar içerisinde şunu gördük ki sosyal medya inanılmaz bir “gelir” kaynağı. Hepimizin aklında “ah 15 sene önce şu blogu açsaydım”, “ah ilk instagram’a girdiğimde niş(niche) bir konuya eğilseydim” ya da “youtube’da seyirci olacağıma kanal açsaydım” düşünceleri olabiliyor. Sosyal mecralar pek çok kişiye kendi işini yapma ve kendi kitlesine sahip olma imkanı sundu.

Şu anda youtube, twitter, instagram, bloglar, podcastler büyük ölçüde doyuma ulaşmış durumda. Parseller kapılmış, köşe olan olmuş, yeni ve tutan bir fikrin olmadıkça ilerlemen eskisi kadar kolay değil. Dolayısıyla her gördüğü hıyara tuzlukla koşanlar misali insanlar yeni bir sosyal medya uygulaması gördüğünde koşmaya başlıyor.

Yarı ünlü ve ünlülerin koşma derdi “ya yeni trend burası olursa adapte olamayıp unutulursam” telaşı, onlar girince zaten kitle de merak edip katılıyor. Ek olarak ünlü olmayanların bir kısmının derdi de “burası yeniyken girip fırsatı değerlendireyim” telaşı.

Ve tabii Clubhouse uygulaması pandemi dönemine denk geldiği için de bu denli yankı uyandırıyor. Hepimiz çok kısıtlı bir çevre ile iletişim halindeyiz ve sıkıldık. Dolayısıyla sosyalleşme heyecanı duyanlar da mevcut. Ek olarak görüntü olmaması da bir rahatlık alanı oluşturacaktır.

Clubhouse Uygulaması Neye Hizmet Ediyor?

Bu sanırım tüm sosyal medya uygulamaları için geçerli öznel bir soru. Clubhouse uygulaması tek bir şeye hizmet etmiyor. Uygulamayı son derece boş sohbetlerin döndüğü odalarda saatlerinizi harcayarak da kullanabilirsiniz. Network ya da sosyalleşmek için de kullanabilirsiniz. Markalar ticari amaçla kullanabilir. Ki çağrı merkezleri tarzında marka odaları olabileceği konuşuluyor. İlgi alanlarınızdaki sohbetlerin döndüğü odalara katılıp fikir alışverişinde bulunmak için kullanabilirsiniz. Birilerine ulaşmak, sesinizi duyurmak için kullanabilirsiniz. Sadece vakit geçirmek için de kullanabilirsiniz. Ya da yeni bir alan yaratıp kitlenizi oluşturmak için kullanabilirsiniz. Yaratıcılığa ve kendi ihtiyaçlarınıza açık bir konu.

Diğer bir tercih ise hiç kullanmamak. 🙂 Ben artık bu adaptasyon, seleksiyon konularını aştığımızı düşünüyorum. Şu an 68 kuşağı insanlar da akıllı telefonlarından emojiler gönderip, görüntülü sohbet edip, Netflix izliyor. Dolayısıyla clubhouse uygulaması kullanmıyor diye kimse doğal seleksiyona uğramaz. 🙂

Biz “sosyal mecraları azaltalım” dedikçe yerine hızla yenileri eklenecek. Önemli olan gerçekten arada soluk alıp “buna ihtiyacım var mı?” diye sormak sanırım. Zihnimiz yoruluyor, ruhumuz yoruluyor. Tükettiğimiz, vakit harcadığımız şeyler bize “iyi anlamda” hizmet etmeli. O yüzden yeni bir bağımlılık da beni korkutuyor ve boğuyor. O noktada da akıma, telaşa kapılmadan otokontrollü davranıp uygulamanın tutsağı olmamak gerekli sanırım. Bu da ne kadar mümkün göreceğiz. 🙂

Aşağıdaki yazılar da ilginizi çekebilir;

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.

Biraz da siz kar(g)alayın!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.