Londra’da Rengarenk Yürüyüş Rotası-Chelsea

Londra’da “renkli binalar” dendiğinde ilk akla gelen yer Notting Hill’dir sanırım; ama Chelsea’yi daha sevimli buldum. Yazımda yemek molası dahil yaklaşık 5 saatlik bir Londra turundan bahseceğim. Fakat bir yere yetişme telaşımız olmadığını ve aheste aheste gezdiğimizi belirtmek isterim. 🙂 O yüzden zaman kavramı herkese göre farklılık gösterebilir. Gelelim Londra’da yarım günlük yürüyüş rotasına;

Victoria & Albert Müzesi

Chelsea’nin Rengarenk sokaklarına geçmeden önce gezimizin başlangıç noktası olan Victoria And Albert Müzesi’nden bahsedeceğim. Malum Londra dünyanın en pahalı şehirlerinden biri, ama insanı hayran bırakan pek çok müze ücretsiz.

  • Müzedeki eserler dışında mimari ve bahçesinin atmosferi mükemmel.
  • Victoria And Albert Müzesi’ne çok yakın mesafede bulunan National History Museum çok daha popüler olduğu için bu müze nispeten sakindi. Hemen hemen tüm kitle yetişkindi.
  • Metroya çok yakın bir lokasyonda ve etrafta yürüyerek gezilebilecek çok güzel alternatif lokasyonlar var.
  • Müzenin içindeki kafenin yemek çeşitleri ve atmosferi inanılmaz güzel.

Ben müze, sergi, galeri aktivitelerini kara kış günleri için saklamıştım. Yeni Yıl Hedefleri 2023 yazısında ise kendime “her ay minimum 2 sanatsal aktivite” hedefi koydum. Ocak itibariyle hem sanat hem seyahat kısmını tamamlayacağım gibi gözüküyor.

Ocak’ta ilk gezim Victoria And Albert müzesiydi. İçinde resim, heykel, Budizm, gümüş, güncel tasarım eserleri, İslami eserler gibi envai çeşit eserin bulunduğu inanılmaz güzel bir müze. Aynı zamanda National Art Library de müzenin içinde yer alıyor.

Müzeyi bir günde bitirmek pek mümkün değil. Mesela ben vaktimi daha çok heykellerin olduğu kısımda harcarken bir arkadaşım dizayn alanında uzun uzun kaldı. Fakat tekrar ziyaret ettiğimde bu alanı ben de daha kapsamlı gezmek istiyorum. Gitmeden araştırdığım ve merak ettiğim pek çok eseri ise görmedim bile. 🙂 O yüzden kısıtlı zamanda gidiyorsanız önceden araştırıp hedef odaklı gezmenizde fayda var. Biz biraz “ön gezi” gibi kolaçan ettik.

Rengarenk Yürüyüş Rotası

Londra’nın En İnce Binası

Biz Victoria And Albert Müzesi’ni gezdikten sonra Chelsea’nin renkli sokaklarını dolaşacaktık, fakat yolumuzun üzerinde olduğu için ilk durağımız Londra’nın en ince yapılı binası oldu. Google.maps’te “Thin House” olarak yer alan bina Thurlol Square’de yer alıyor. Haliyle bir numarası yok, binayı fotoğraflayıp yola devam edebilirsiniz. 🙂 Ya da hiç uğramayabilirsiniz.

Londra’nın En İnce Binası
Londra’nın En İnce Binası

Godfrey Street-Burnsall Street

Pastel renklerle bezeli binalar için ilk lokasyonumuz Godfrey Street oldu. Chelsea’nin Notting Hill’den güzel tarafı haftasonu olmasına rağmen tamamen sakin olmasıydı. Notting Hill’de özellikle Cumartesi günü Portobello Market kısmında iğne atsanız yere düşmeyecek bir kalabalık var.

Godfrey Street ile Burnsall Street bitişik ve Burnsall Street’te de yine bir iki katlı pastel binalar var. Arabalar olmasa film setinden fırlamış gibi bir atmosfer.

Bywater Street

Chelsea’deki en popüler renkli binalar sokağı burası. Sağlı sollu şirin binalar var ve kimse olmadığı için çok tatlı fotoğraf kareleri yakalamak mümkün. Paris’teki Rue Cremieux havası var, ama Paris bir iki adım önde.

King’s Road

Chelsea’nin trend alışveriş alanlarından biri. Pek çok mağaza ve yeme&içme yeri var. Tekrar gidersem daha detaylı gezeceğim yerlerden, çünkü tam keşfedemedim ve sürprizli gözüküyor.

Cinquecento-Napoli Restaurantı

Chelsea’de pek çok patisserie ve yeme&içme alanı gözüme çarptı, fakat gitmeden önce yemek yiyeceğimiz yeri seçmiştik.

Cinquecento minik bir Napoli restaurantı. Kenarları kalın hamurlu pizzaları meşhur. Menüsü çok çeşitli ve rezervasyonsuz gittiğimiz halde yaklaşık 10 dakika bekleyip yer bulabildik. Biz dana etli lazanya, bufalo pizza, kırmızı şarap ve ev yapımı tiramisu yedik. Tiramisu yenmese de olurdu. Servis hızlı, atmosferi güzeldi, yemekler de lezzetli. Fiyatlar ortalama.(fiyat belirtmiyorum; çünkü yıl bazında değişebilir. Google.maps’ten menüye bakmak daha mantıklı)

Lucan Place

Cinquecento’dan çıkıp metroya doğru yürürken Lucan Place’e de uğradık. Burada çok tatlı bir Michelin House binası var ve Wes Anderson filmlerini hatırlatıyor.

Bina ofis, mağaza, restaurant ve bar alanlarını içeriyor. Sokaktaki menüye baktım fiyatlar ortalama Londra fiyatları.

Buradan sonra ise South Kensington Station’a geldik ve renkli gezimize yaraşır şekilde kırmızı albenili duvarıyla rotayı noktaladık. Önümüzdeki dönemde böyle mini yazılarla Londra ve diğer seyahatlerin yürüyüş rotalarına yer vermeyi planlıyorum.

Geçmiş yazılardan görüldüğü üzre renkli yerleri gezmeyi çok seviyorum. Belki sizin de ilginizi çeker;

Hizmetler: Profesyonel Koçluk almak ister misiniz?

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.

One Reply to “Londra’da Rengarenk Yürüyüş Rotası-Chelsea”

Biraz da siz kar(g)alayın!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.