Sosyal medya platformlarına çok eleştiri getirdiğimiz ya da bireysel olarak yakındığım olabiliyor; ama Youtube’u ayrı yere koyuyorum. Benim için çok steril bir platform. İzleyeceklerimi izleyip çıkıyorum, Instagram ya da türevleri gibi hiç planda olmayan bir akışta saatlerce ekran kaydırmıyorum. Youtube’da da kısa videolar kısmı var; ama ben hiç kullanmıyorum. Elde telefon tutmayı ya da %100 odaklanmayı gerektirmeyen bir platform olmasını çok seviyorum. Akşam rutinlerimde, üşendiğim anlarda, motive olamadığım zaman dilimlerinde bana yeterli motivasyonu sağlıyor. Premium kullandığım için metroda, uçakta indirdiğim videoları izleyebiliyorum vs. Tüm bu sevgi seli içerisinde dün Instagram’da Youtube’a dair bir hikaye paylaştım ve izlediğim videoların linklerini paylaşmamı isteyen çok fazla mesaj aldım. Bu sebeple de son zamanlarda tükettiğim yabancı içerikler yazısını hazırladım.
Bu yazının neredeyse tamamını yazdım, sonra bir şekilde kaydolmadı, ekran kilitlendi ve silindi. Instagram’da bugün yazıp yayınlayacağımı belirtmesem kesinlikle tekrar uğraşmazdım; ama sözümün arkasında durmak adına tekrar yazacağım. Umarım faydasını görenler olur. 🙂
Yazımda sadece Youtube’dan değil genel olarak son zamanlarda tükettiğim dijital içeriklerden bahsedeceğim.
Neden yabancı içerikler?
Türkçe içerikleri zaten çoğunuz biliyorsunuz ve Türkçe içerik anlamında çok yeni bir keşfim yok. Ben Youtube’da eski/yeni dizi ve konuklu programlar ya da komedi türü haricinde %90 yabancı içerik izliyorum. Bu eskiden de böyleydi.
Yine de eski popüler Türk dizilerini tekrar tekrar izlemeyi çok severim. Bu bazen bir sarmal haline geliyor; ama fonda dikkat gerektirmeyen Türkçe bir şeyler dönmesini seviyorum. Dolayısıyla hep aşağıdaki türde videolar izlemiyorum.
Youtube İçerikleri
1)Japonya’da solo yaşam ve rutinler
Kanal Adı: Nami’s Life
Konuşma olmayan, kendi sesinden videolar izlemeyi seviyorsanız daha çok Japonya’da yalnız yaşam ve rutinler üzerine, çok yeni keşfettiğim bir kanal.
Örnek=>link
2)Minimal ve sakin yaşam
Kanal Adı: Malama Life
Benim en sevdiğim Youtube kanallarından biri. Youtube’a video üretiyor olsaydım hayatın koşturmacalı anlarını değil de bu sakinlikteki kısımlarını paylaşmak isterdim. Malama genelde minimal rutinlerini ve bir yaşam tarzını paylaşıyor. Görseller de, sesi de dinlendirici ve günümüz dünyasından biraz daha arınmış.
Örnek=>link
3)Paris’te bir şef
Kanal Adı: Ainsley Durose
Ben aslında hiçbir platformda yemek üzerine içerikler takip etmeyi sevmiyorum. Keşfete yeme-içme konusunda şeyler düşmesini hiç istemiyorum. Zira acıktırıyor veya durduk yere alışveriş/sipariş/tarif deneme gibi aksiyonlar çıkabiliyor. Dolayısıyla Ainsley genel olarak takip edeceğim türde bir içerik üreticisi değil. Ama minicik mutfağı bile o kadar huzurlu gözüküyordu ki videoları ilgimi çekti.
Paris, Latin Mahallesi’nde küçük bir dairede yaşıyor ve evinin ruhunu hissedebildiğim apartman turu videosu hoşuma gitti.
Daire turu için link
4)İsveç’te doğa içinde bir yaşam
Kanal Adı: Jonna Jinton
Yine Malama gibi en sevdiğim Youtuberlardan biri. Onunla birlikte bazen İsveç’te kuzey ışıkları izliyorum, bazen buzların içinde soğuk duş almasına hayretle bakıyorum, bazen mum yakıp cosy ortama geçiyorum. Eşiyle mutlu zamanlarını, boşanmasını, köpeğiyle mutlu zamanlarını, köpeğini kaybetmesini, büyük heyecanla sanat atöylesi açmasını, sonra kapatıp evine dönüşünü… Tüm sakin tarzıyla hayatın inişleri ve çıkışlarını sunmasını çok seviyorum. Bağırış çağırış bir şeyler anlatan birisi değil. Muhtemelen çok kaliteli bir ekipmanı var; bu kadar kalite bazen yapaylık getirir, ama yine de hayatın içinde doğal içerik üretiyor.
Örnek link
5)-71 Derecede yaşam
Kanal Adı: Kiun B
Londra’da kış geldi, ama buranın kışının başka ülke ve şehirler için yaz olduğunu izlemek hoşuma gidiyor galiba bu günlerde. 🙂 Ya da Jonna izlediğim için algoritma karşıma Kiun B’nin videosunu çıkardı. Yakutsk şehrinde yaşama şartlarına dair bir video izleyip kanalı takibe aldım.
Basit bir market alışverişi için bile ne kadar uzun bir giyinme seremonisi gerekeceğini, fazla alkol alanların sokakta düşüp soğuk yüzünden uyurken öldüklerini, hava koşulu sebebiyle tutukluk yaptığı için birden fazla kamera ekipmanı kullandıklarını ve bir sürü şeyi izlemek müthiş.
Örnek link
6)Amsterdam’da Kanal Kenarı Daire Turu
Kanal Adı: Never Too Small
Aslında yemek içerikleriyle paralel şekilde daire turu içeriklerini de çok tüketmemeye çalışıyorum. Çünkü bu da alışverişe teşvik eden bir içerik türü. Şu an zaten bence benim “küçük stüdyo turu” videosu çekmem gerekir. Çünkü yeterince küçük bir alanda yaşıyorum. 🙂
Amsterdam’da kalan kenarında 45 metrekare, inanılmaz yüksek tavanlı bir evde yaşayan tatlı bir çiftin anlattığı videoyu ise sevdim. Zaten 2.5 milyon izlenmiş. Tasarımla ilgilenen kişilerdi ve kadın Türk’tü. Çok sakin, keyifli bir anlatımları var. Yaşam alanları da müthiş yaratıcı, huzurlu gözüküyor. Kanalın diğer videoları da ilginç olabilir.
7)Kilo vermeyi kolaylaştıran alışkanlıklar
Kanal Adı: Flourished Hope
İçeriğini kaliteli bulsam da anlatımında kulağımı tırmalayan bir tonlama var. Ama izlediğim video kilo vermek için motive olmak isteyenlerin belki ilgisini çeker. Kanaldaki diğer içeriklerine çok hakim değilim.
8)Londra’da kurumsal hayat
Kanak adı: Johanna Helena
Kendim de Londra’da kurumsal hayatın içinde olduğum için ve zaman zaman akşamlarımı yönetmekte zorluk çektiğim için bu türde çok video izlediğim oluyor. Johanna da abone olduğum ve ara ara içeriklerini izlediğim, sevdiğim, doğal bulduğum birisi.
9)İngiltere kırsalında yaşam
Kanal adı: Steph Bohrer
Ahh izlemeyi sevdiğim türlerden biri kırsal yaşam vlogları. Zaten genel türler: sakin akşam rutinleri, pazar resetleri, solo travel ya da yaşamlar, farklı kültürlere ait yaşamlar, minimalist içerikler.
İngiltere kıraslına da aşığım ve bu türde vloglar çok huzurlu geliyor.
Youtube Dışı İçerikler
Yazıyı noktalarken yine son günlerde dinlediğim birkaç Spotify müzik listesi ve iki de yabancı dizi yazayım;
Spotify:
- Caravaggio – özellikle yağmurlu, kapalı havalarda
- Fall songs 2025 chill autumn vibes
- Cosy Autumn Vibes 2025
- aslında ev işi yaparken de Spotify’ın benim için oluşturduğu happy walking mix’ini çok sevdim. Ama onu paylaşamıyorum sanırım.
Dizi:
- Ted Lasso – Londra ve aslında Richmond’da geçen motivasyonel, hayatın içinden, kafa yormayan bir İngiliz dizisi.
- Pluribus – Şu sıralar büyük yankı uyandıran distopya. Kötü tarafı haftalık olarak yayınlanması. Fakat felsefi boyutunu çok sevdim. Zaten distopya türü benim için beğenme garantili bir tür diyebiliriz. Yayınlanan tüm bölümlerini izledim, ama kalanı için sanırım sezonun bitmesini bekleyeceğim.
Evet, son zamanlarda tükettiğim yabancı içerikler genel olarak bunlardı. İzleyip çok beğendiğiniz olursa buradan ya da Instagram’dan yazınız. Sevgiler.


Biraz da siz kar(g)alayın!