Stepping Stones Pub
, ,

Stepping Stones: Londra’dan Birkaç Saat Uzaklaşmak

Written by

·

Trainline’dan Londra-Box Hill & Westhumble yönüne iki bilet aldık. Londra’nın merkezindeki şık semtlerden biri olan Marylebone’daki tren istasyonuna doğru yola koyulduk.

Sıcak havaların kasıp kavurduğu bir Temmuz gününde kliması olan bir trenin şaşkınlığıyla 50 dakikalık kısa bir yolculuğa çıktık.

İstasyondan indikten sonra google.maps açıp “Stepping Stones”a konum aldık ve 15 dakikalık sakin bir yürüyüş yaptık. Gözümüze çarpan tek mekan inanılmaz yaratıcı bir isme sahip olan “Stepping Stones Pub”dı. Yürüyüş esnasında yol kenarındaki böğürtlenleri toplayıp yedik. Geçen yıl Moreton-in-Marsh rotasında böğürtlenleri avcumda biriktirip hepsini lık diye ağza atma keyfiyle tanışmıştım. 🙂 Stepping Stones yolunda da tekrarladım. Market böğürtlenleri aynı zevki vermiyor mirim!

Stepping Stones
Stepping Stones

Denizkızı Burada!

Stepping Stones’a yaklaşırken bizi “Mermaid is here” tabelası karşıladı. Denizkızı burada! Ama anlamadık.

Ormanın içine doğru girince bir otopark ve minik bir seyyar kahveci gördük.(Routine Coffee) Sonra mı? Sonra denizkızı ile karşılaştık.(orta yaşlarda, denizkızı kılığında ama biraz da pakize bir denizkızı bu) Birisi denizkızıyla fotoğraf çekmek isteyip istemediğimizi sordu. Hiç denizkızıyla fotoğrafım olmamıştı. Hala yok. 🙂

Tam karşısında tamamen ıvır zıvır çer çöp satan bir masa. “Sürpriz kutu” yazan kutular satıyorlardı mesela. İlk kez bir sürprizi merak etmedim.

Ortam tam olarak 90lardı ve tam tetris oynanacak bir gündü!

Stepping Stones
Stepping Stones

Neden O Kadar Uzaklaştım Ki?

Stepping Stones, Mole nehri üzerinde bir yer. Tam bu kısımda su çok sığ -neredeyse bilek hizasında- ve nehirde iki kıyıyı birleştiren 10-15 adet basamak taşı yer alıyor. İsmini de buradan alıyor.

Bu bölgede yüzde 90’ı lokallerden oluşan bir kitle var ve insan kendini yabancı hissediyor. 🙂 Nehir kıvrımlı ve daha uzun olsa da basamakların olduğu kısımda genellikle çocuklar serinliyordu ve çok neşeli gözüküyorlardı. Ortamı görür görmez spor ayakkabılarımı ve çoraplarımı çıkarıp berrak nehrin içinde yürümeye başladım.

Hızımı alamayıp epey yürümüştüm ki nehrin içinde durunca ayaklarım sızlamaya başladı. Nehir taşlık ve taşlar batıyor. 🙂 O aşamada neden sadece ayaklarımı suya sokup sabit durmadığımı sorguladım. Tabii neden mayomu almadığımı da. Ama yüzülecek bir alan değil, belirttiğim gibi su çok sığ. Nehrin ileri kısımlarında yüzenler vardı, fakat o alanda da su basamakların olduğu yer kadar berrak ve temiz gözükmüyor, daha çamurlu.

Londra’dan günübirlik geziler
Londra’dan günübirlik geziler

İnsan Büyüse de Ruhu Çocuk

Basamaklardan geçip karşı tarafta biraz yürümeye karar verdik. Aklıma çok sevdiğim bir Zen hikayesi geldi;

Zen ustaları Tanzan ve Ekido bir zamanlar çamurlu bir yolda birlikte seyahat ederken şiddetli bir yağmur bastırdı. Yolda yürüyemeyen ipek kimonolu ve kuşaklı güzel bir kızla karşılaştılar. Tanzan kızı kollarına alarak çamurlu yolu geçmesine yardım etti.

Ekido, o gece bir konaklama tapınağına varana kadar bir daha konuşmadı. Sonra artık kendini tutamadı. Tanzan’a “Biz keşişler kadınlara yaklaşmayız.” dedi, “Özellikle genç ve sevimli olanlara. Tehlilekli. Neden bunu yaptın?”

Tanzan, “Ben kızı orada bıraktım. Sen hala taşıyor musun?”

Bir ara oltayla balık tutmaya çalışanlarla “hayvanlara işkence yapamazsınız” diye bağıran bir kadın arasında tartışma çıktı. Diyorum ya ortam tam 90ların sıkıcı aile filmleri gibiydi.

Gözümüz keşfedeceklerimiz için açıktı. Dalından erikler yedik, pek de olmamış fındıkları yemeye çalıştık. Ağaçlık dik bir patikada kendi kendimize yöntemler bularak tırmandık. Çıkması kolay da inmek nasıl olacak diye düşünürken, içten içe hala çocuk gibi bir yerlere tırmanmanın keyfini hissettik.

Arada felsefi sohbetler yaptık. Beklentiyle çıktığımız yolculukları, bunun yarattığı yorgunlukları, arada başkalarından fikir alsak da herkesin çıktığı yolda edinmesi gereken özgün biricik deneyimi ve yolda olmanın da kendi başına bir anlam içerdiğini konuştuk.

Stepping Stones Pub
Stepping Stones Pub

Fish And Chips!

Ve tabii ki acıktık. Gidebileceğimiz bir alternatif olmadığı için soluğu Stepping Stones isimli pubda aldık. Görece büyük bir pubdı. Her İngiliz pubı gibi şirindi.

Malum İngiliz mutfağının bir numarası yok, ama tuhaf bir şekilde özellikle kırsal yerlerde bana bir İngiliz mutfağı isteği yükleniyor. Canım soslu etler, pie çeşitleri, fish & chips istiyor.

Bu pubda da fish and chips paylaştık ve nım nım nım nefisti!

Feş end çeps
Feş end çeps

Box Hill – Yürüyelim Arkadaşlar!

Eğer Box Hill’e daha serin bir havada giderseniz, işaretleri takip edip seyir tepesine çıkabilirsiniz. Ama yokuşlu ve merdivenli olduğunu okumuştum. Rahat bir ayakkabı, su, atıştırmalıklar almayı ihmal etmeyin.

Dolayısıyla bu bölgeye aslında sadece Stepping Stones için değil bu rota için de geliniyor. Bizim gittiğimiz mevsim böyle bir yürüyüşe uygun değildi. Onun yerine Hampstead‘imizin Parliement Hill’ini tercih ettik. 🙂 Şaka şaka Hampstead’e varınca tekrar acıkmış ve yorulmuştuk. Yürümeyi değil Jin Kichi isimli Japon restaurantını tercih ettik.

Yeni rotalarda görüşmek üzere!

 

Biraz da siz kar(g)alayın!

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Yazar Karga sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin