Bu ara evden çalışırken yürüyüş yapmaya çalışıyorum. Kısa açık hava yürüyüşleri, benim için ara ara nefes almanın en kolay yolu. Geçtiğimiz haftalarda biraz daha stresli hissettiğim birkaç gün oldu. Normalde stresli ya da çok yoğun olduğumda “evden çıkarsam bölünürüm, buna vaktim yok” gibi cümlelerle kendimi ikna eder, evden çıkmamayı bir hak gibi görürdüm. Bu kez bu döngüyü kırmak istedim
- Stresli günde çıktım.
- Yoğun günde çıktım.
- Yağmurlu günde çıktım.
Kısacası sorgulamadan çıktım. Aslında sorgulasam da çıktım.
Kötü havada dışarı çıkmak neden önemli?
Hever Castle’a giderken okumak için Psychologies dergisini aldım. Aylık olarak yayınlanan bir dergiymiş. Psikoloji, mindfulness, iyi yaşam konuları üzerine içerikler var.
Yazılardan biri de Kate Mason’ın kötü hava koşullarında da dışarı çıkmaya dair önerilerini içeriyor:
- Doğada geçirilen zamanın stresin azalması, ruh halinin iyileşmesi ve daha iyi bir iyi oluşla bağlantılı olduğuna dair çok sayıda kanıt var. Ama bence soğuk aylarda dışarı çıkmak daha da önemli hale geliyor.
- Dışarı çıkmanın yalnızca hava ideal olduğunda sayıldığını düşünmeyi bırakmamız gerekiyor.
- Dışarıdaki en sevdiğim deneyimlerin bazıları donarak, sırılsıklam olarak, çamur ya da kuma bulanarak ve hayat tercihlerimi sorgulayarak geçti! Doğa her zaman rahatlatıcı olduğu için değerli değil. Bazen öngörülemez, rahatsız edici, zorlayıcı, hayret verici ya da heyecan verici olduğu için değerli.
- İnsanlar yürüyüşten dönüp “Keşke kanepeden kalkmasaydım” dediklerinde pek nadir olur.
- Yürüyüşten ıslanıp titreyerek dönmüşsem kanepede battaniyenin altına girmek daha da keyifli olur. Sıcak bir evin keyfini bir kat daha yoğun hissettiriyor. Oraya tam zamanlı yerleşmek ise beni huzursuz ve ilgisiz yapar, bazen de biraz yalnız hissettirir.
- Kuralın ‘canım isterse dışarı çıkarım’ ise, hiçbir zaman gerçekten istekli hissetmeyeceksin. Bunun yerine, içine kat kat giyinip çıkma konusunda pek hevesli olmasam bile bu eylemin büyük resimde benim için önemli olduğunu kendime hatırlatmayı öneriyor.
- Çok zaman almasına gerek yok: dışarısı karanlık olsa bile sadece gökyüzünü görmek için sabah beş dakikalık bir yürüyüş. Ya da bahçede kış kuşlarının şarkısını dinlerken yenen müsli. Bu basit adımlar bile beynini uyandırmaya yetiyor. Hava özellikle berbatsa, bu onu daha da ‘zorlu’ hissettiriyor!
- Sabah kahveni dışarıda iç. Kendiliğinden kafede buluşmak yerine arkadaşınla yürümek için buluş. Gün doğumunu ya da gün batımını izlemek için özellikle dışarı çık ve mevsimler ilerlerken çevrende gerçekte neyin değiştiğine dikkat et.
- Bazen soğuk, karanlık ya da çiseleyen bir havada bilerek dışarı adım atmak, beyninin o anki konforu yerine istediğin hayatı seçmenin küçük bir eylemidir. Hava ideal olmadığında seni içeride tutan düşüncelerin ötesine geçebiliyorsan, önemli bir şey yapıyorsun: İyi bir şey yapmadan önce kendini motive, özgüvenli ya da rahat hissetmeni beklemek zorunda olmadığını öğreniyorsun
Psychologies dergisini Hever Castle’a giderken okumak için aldım. Aylık yayımlanan bu derginin psikoloji, mindfulness ve iyi yaşam üzerine yazıları var. Derginin yazılarından birinde klinik psikolog Kate Mason, kötü havada dışarı çıkmanın önemini anlatıyor.

Evden çalışırken yürüyüşe nasıl vakit bulurum?
Çalıştığım için uzun yürüyüşler yapmak yerine kısa molalar veriyorum. Bu yazıdaki önerilerden ilham alarak şunları yapıyorum:
- Evin çevresindeki bakery’lerden birine gidip kahve alıyorum. Kahve bağımlısı değilim, ama kahve çoğu zaman yürümek için iyi bir bahane oluyor.
- Evin yakınındaki parka gidiyorum. Sonbaharı yakından izlemek için de bir fırsat oluyor.
- Markete yürüyerek gidiyorum.
- Kate Mason’ın da önerdiği gibi sabahları kahvemi dışarıda içmeye çalışıyorum.
Yağmurlu günde dışarı çıkmak neden iyi geliyor?
Bu önerilerin bende en tatlı karşılığı şu oldu: Kötü havada dışarı çıkıp eve döndüğünde ev daha güzel, daha sıcak hissettiriyor. Ekim’in sonuna yaklaştığımız için yağmurlu ve kasvetli günler çok. Birkaç yağmurlu günde yine de çıktım. Yağmurda ve soğukta da planına sadık kalınca insan kendini daha güçlü hissediyor.
Ekim neden bu kadar hızlı geçiyor?
Bilmiyorum, ama Ekim çok hızlı geçiyormuş gibi hissediyorum. Birkaç hafta sonra sonbaharı bitirip kışa geçeceğiz ve buna hazır olduğumu sanmıyorum. Hayatı ve rutinleri yeniden planlamak, yerleşik hayata geçmek iyi geldi. Bir de arada bu yazı gibi daha kısa yazılar yazmak istiyorum. Yoksa çok uzun aralıklarla yazıyor olacağım, bu da hoşuma gitmiyor.
Son güncelleme: Ekim 2026
Yazan: Özge. Özenli yaşam, rutinler, keşifler, seyahat, İngiltere’de iş ve sosyal yaşam üzerine yazıyorum. Daha fazlası için Hakkımda sayfasına bakabilirsin.


Biraz da siz kar(g)alayın!