Malum Hollanda anketlerde dünyanın en mutlu ülkelerinden biri. Geçtiğimiz yıl beşincilermiş. İş-yaşam dengesi, sağlık sistemi, çok kültürlü toplum, toplu taşıma, güçlü sosyal güvenlik gibi kriterler var. Ben bugün yazımda Hollandalı Youtuber Vera’nın yönettiği Simple Happy Zen kanalından Mutluluk İçin 5 Basit Hollandalı Alışkanlığı paylaşacağım.
Önce Vera’nın aktardıklarına sonra da bendeki/bizdeki karşılıklarına yer vermek istedim. Bakalım ne kadar Hollandalı geni taşıyoruz? 🙂 Ya da Hollandalılar’dan feyz alabileceğimiz neler var?
1) Niksen
Niks = Hiçbir şey
Kısacası: hiçbir şey yapmama sanatı. İş, sosyal aktiviteler, hobiler, spor, çocuklar, temizlik, market alışverişi gibi türlü meşguliyetlerin olduğu bir dünya düzeninde yaşıyoruz. Niksen bütün “yapılacaklar listeleri”ni bir kenara bırakmak anlamına geliyor.
Hiçbir üretkenlikle meşgul olmamak ve bundan dolayı herhangi bir utanç ya da suçluluk duymamak. Evde kitap ya da dergi okumak, bir şeyler izlemek, uzunca duş almak. Balkonda ya da bahçede oturmak. Kanepede öylece oturmak değil belki; ama herhangi bir amaç ya da üretkenlik için bir şey yapmamak.
Ve Niksen zamanlarında şık gözükmek gibi bir kaygı yok. Pijamaları giyip, makyajsız oturmak, dağınık olmak serbest. Meditasyon ya da mindfulnessdan farklı, çünkü niksen esnasında şimdiye odaklanma, an’da kalma, nefese odaklanma gibi dertler de yok.
Niksen; Hollandalılar için sizden hiçbir şey beklenmediği bir zaman dilimi yaratmanın yolu.

Karga Yorumu:
Niksen’in bizde bir kelime karşılığı var bence: aylaklık. Şunu düşünüyorum bazen ne yaptığın değil nasıl yaptığın daha önemli demek ki. 🙂
Aradaki mentalite farkı şu; ben niksen ya da aylaklık vakitlerimle ilgili büyük/küçük suçluluk hissedebiliyorum. Hollandalılar ise koltuğa yayılıp dizi izledikleri zaman dilimlerini “mutluluk, sağlıklı yaşam” maddesi olarak görüp bundan herhangi bir suçluluk yaratmıyormuş.
İyi peki, bundan sonra pişman bir aylak değil de mutlu bir aylak olmayı seçeceğim.
2)Gezellig
Aslında biraz Hygge kavramını andırıyor. Birebir kelime çevirisi yok. Sıradan bir eylemi daha mutlu an’a dönüştürmek.
Temelde iki konuyu içeriyor; bir şeyi özel, cozy ve iyi hale getirmek aynı zamanda bunu biriyle paylaşmak. Örneğin, iş arkadaşınızla kahve molasına çıktığınızda kahveyi alıp yolda yürürken hızlıca içmek yerine keyifli bir yerde oturmak ve tadını çıkarıp gerçek bir ara vermek. Bu sebeple de Hollanda’da pek çok kafenin güzel atmosferi var.
Küçük şeyler gazellig atmosferine katkı sağlıyor. Örneğin bir mum yakmak, en güzel kupaları kullanmak, yumuşak battaniyeler, bitkiler, fotoğraf çerçeveleri. Kahve ya da çayı güzellikle servis etmek, yani minik bir cookie, çikolata, çilek vs.
Gezellig esnasında telefon, ipad gibi ekranlar kullanmamak; bunun yerine yanındakiyle bağlantıyı güçlendirmek gerekiyor.

Karga Yorumu:
Gezellig bana biraz “hayatı romantikleştir” kavramını hatırlattı. Ekim ayında haftasonları Londra’da cozy kafe keşfine karar vermiştim. Araştırıp, liste oluşturdum. Bir arkadaşımla gidip çevrede dolaşıp, hayata dair sohbet muhabbetin içine düşerek keşifler yaptık.
Burada önemli noktalardan biri dedikodu gibi kimseye faydası olmayan sohbetleri mümkünse hiç yapmamak ya da minimumda tutmak. Hayata dair konular, film, dizi, yeni bir eğitim vs. ufuk açıcı konular konuşabileceğim; gündelik dertlerimden beni biraz uzaklaştırabilen sosyallikleri seviyorum.
Gezellig deyince aklıma Bozcaada ve Kapadokya’da günbatımı izlemememiz geldi. Yanımıza güzel atıştırmalıklar, içecekler alıp her gün olan sıradan bir eylemi sevdiklerimizle izlemek, sohbet etmek yıllar sonra bile hatırlanıyor.
Benim Ekim’de belirlediğim kafe keşifleri gibi kendi gazellig ritüellerinizi oluşturabilirsiniz. İyi geliyor.
3)Dışarı Çıkmak
Hava yağmurlu, rüzgarlı, soğuk olsa bile çıkabildikleri kadar dışarı çıkmaya çalışıyorlar. Yılın ilk güneşli günlerinde dışarı çıkarsanız pek çok Hollandalı kişinin güneşi içine çekmeye çalıştığını görürsünüz.
Öğlen aralarında pek çok insan hava almaya çıkıyor. Buienradar isimli app yaygın. Üç saatlik yağmur durumunu takip edip yağmıyorsa dışarı çıkıyorlar.
“Uitwaaien: biraz temiz hava al” diye bir kavramları var. Rüzgarlı bir günde sahile gitmek ve rüzgarın zihnini temizlemesine izin vermek. Yağmur yağsa bile bir yağmurluk alıp yürüyerek seni yenilemesine, hizalamasına izin vermek.
Buz pateni yapmak, bisiklete binmek de hemen hemen tüm Hollandalıların tecrübe ettiği konular.

Karga Yorumu:
Yeni yıl hedeflerimden biri bu maddeyi uygulamak. Türkiye’deki iş yaşamımda yerimden kalkmayı çok seven biri değildim. 40 katlı bir plazada çalışıyordum. Sigara içmiyorum. Kahve bağımlılığım yok. Aşağıya inmek, çıkmak üşendiğim konulardan biriydi.
Londra’da da bazen gün hiç aydınlanmıyor. Dışarısı soğuk geliyor ve miskinlik(pardon niksen) yapıp tüm günü evde geçirebiliyorum. Ama bu denli hareketsizlik, oksijen almamak beden ve ruh sağlığı için yararlı değil.
Güncel hedefim çalıştığım günler her gün 20-30 dakika bile olsa kendime nefes alma molaları vermek.(koştura koştura metroya yürümek buna dahil değil. Sakin ve zihnimi rahatlatacak bir yürüyüş ritüeli istiyorum) Evdeysem daha uzun yürüyüşlere çıkmak.
4)Verimlilik
Hollandalı kişiler verimli çalışmayı çok çalışmaya tercih ediyor. Saatlerce çalışmaya değer vermiyorlar. İş-yaşam dengeleri önemli. Araştırmalara göre Avrupa’nın en düşük çalışma saatlerine sahip ülke. 4:00, 4:30’a kadar herkesi çok sıkı çalışırken görebilirsiniz. Ama 5, 5:30’dan sonra kimse kalmıyor.
Verimliliklerine etki sağlayan şeylerden biri iletişim yöntemleri. “Hollandalı direktliği ya da Hollandalı kabalığı” olarak da bilinen direkt iletişim tercihleri var. Bir şeyleri dolandırıp söylemek yerine vakit kaybetmeden doğrudan iletişim kuruyorlar.

Karga Notu:
Direkt iletişimin verimlilikle ne kadar bağlantısı var bilemiyorum. İngilizler net iletişim kurmamalarıyla nam salmışlar. Sosyal medyada pek çok komedi hesabına malzeme verecek kadar anlaşılması güç dilleri olan bir millet.
Türk toplumu genele vurursak net. Ama konu verimlilikse ve iş hayatıysa bence net değiller. Birincisi insanlar “net olduklarında” işlerini kaybedebileceklerini düşünüyor. Gizli anketlerde bile gerçek görüşünü yansıtamayan, hal böyle olunca gerçek görüşlerini dedikoduyla sınırlayan azımsanmayacak bir kitle var. Doğru geri bildirim vermeyi de bilmiyoruz. Kendi hayatında yeteri kadar net olamayan herkes sosyal medyada cengaver kesilip linç kültürüne ortak olabiliyor.
Diğer bir nokta da bence “verimlilik” bizim çok kafa yorduğumuz bir konu değil. Verimli olmak planlama gerektirir. Biz daha ziyade “kervan yolda düzülür” tadında yumurta kapıya dayanınca “Allah Allah” nidalarıyla çalışmayı sevebiliyoruz. Türkiye’de fazla çalışmak, mesaiye kalmak terfi sebebiyken, Avrupa’da “neden sürekli mesaidesin, koşullarda ya da çalışma stilinde ters giden ne?” sorusu sorulabiliyor.(tabii Avrupa’da bakış açısıyla yönetilen bir şirkette çalışıyorsanız) Yine de yeni kuşaklarla birlikte değişebileceğini düşünüyorum. Z kuşağı bu bağlamda hakkını daha iyi savunacak gibi geliyor bana. 🙂
5)Hobi ve İlgi Alanları
İş yaşam dengesine sahip oldukları için hobilerine ve ilgi alanlarına vakit ayırabiliyorlar. “Ne iş yapıyorsun?” ilk sordukları soru değil. Daha çok “iş dışında neler yapıyorsun?” konusunu merak ediyorlar.
Okumak, değişik yemekler yapmak, seyahat, hayvanlarla ilgilenmek, sosyalleşmek, açık alan aktiviteleri, spor, fitness, video oyunları, bahçe işleri, kendin yap(DIY), meditasyon gibi aktiviteler en popüler olanlar.
Keyif aldığınız bir hobiye sahip olmanın mutluluğa etkisi var. Mental sağlığı, well-beingi etkiliyor. Depresyonu ve stresi düşürüyor, kan basıncını düzenliyor.
Saatler harcamaya gerek yok. 10-15 dakika kitap okumak gibi küçük şeyler bulunabilir.

Karga Notu:
Herkes her hobiye erişemez, evet; ama zamandan, mekandan, paradan bağımsız olarak herkesin yapabileceği hobi bulunur. Milyonlarca hobi var, olmayanı da kendine göre sen yaratabiliyorsun. İlla saatler harcamaya da gerek yok, her yaşam stiline uydurulan bir ilgi alanı vardır.
Yıllar önce iki arkadaşımla “hobileriniz neler?” diye sohbet etmiştik. İkisinin de hayatlarında “hobi” diye nitelendirdikleri bir eylem yoktu. Benim “nasıl olmaz” yaklaşımımla onların “bizim hobimiz yok, yıllardır da olmadı” tadında konuya Fransız yaklaşımları o kadar tezattı ki kahkahalar eşliğinde yaptığımız sohbeti unutamıyorum.
Hobi ya da ilgi alanı, benim için hayatta en önemli kavramlardan ikisini tetikliyor. Biri merak, diğeri öğrenmek. Bir ilgi alanın olması için en azından bir konuyu merak etmen gerekiyor. Sonra da öğrenme, ustalaşma, süreklilik, gelişim gibi pek çok iyi noktaya temas edebiliyorsun. O ilgi alanına sahip kişilerle sosyalleşebiliyorsun. Ortak sohbet geliştirebiliyorsun.
Büyürken ilkokuldan itibaren sınavlara hazırlandığım için, aile-çevre “hobi” kavramını hep şeytan gibi gördü. “X’le ilgilenmesin derslerden geri kalır.” Eğitim sistemi de buna değer olsaydı bari. 🙂 Dolayısıyla belirli nesiller için hobiye sahip olmamak sürpriz bir sonuç değildi. Günümüzde değişiyor sanırım.
***
Eveeet, bir Hollandalı’nın paylaştığı “Mutluluk İçin 5 Basit Hollandalı Alışkanlığı”nı ele almış olduk. Niksen ve gezellig kelimelerini daha önce duymamıştım. Genel olarak 5 madde de hayata katılabilecek konular.
Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.


Biraz da siz kar(g)alayın!