Amelie ve Hayat

Bugün itibariyle 10 günlük tatilim başladı. Ben otel tatilinden çok fazla hazzetmiyorum. Birincisi alışık değilim ve dinlenemiyorum. İkincisi de otel tatiline ayıracağım bütçe ile görmediğim bir yeri seyahat etmeyi tercih ediyorum. Yaz tatili anlayışım Antalya‘da deniz kum güneş üçlüsüne maruz kalmak, lezzetli yemekler yemek, bol bol okumak, bir o kadar yazı yazmak, yavaşlamak, unutmak, zihnimi dinlendirmek, işten tamamen uzaklaşmak. Kısacası “tam zamanlı blogger olsaydım nasıl olurdum” konusunu bir süreliğine deneyimlemek.:)

Bol bol yazı stoklayacağım, ama ilk güne kolay bir hedefle başladım; Haftanın Önerileri-3 yazısında da bahsettiğim Amelie filmi ile ilgili bazı notlarımı karalayacağım. (Orijinal adıyla Le Fabuleux Destin d’Amelie Poulain)

Amelie

“Hayat çok garip; çocukken geçmek bilmez, sonra bir bakmışsın 50 olmuşsun.” Zaman konusu gerçekten yanıltıcı olabiliyor. Çoğu hafta Cuma gelmek bilmezken bir anda tekrar yılbaşını kutluyoruz. 🙂

Filmde Amelie’nin, görme engelli yaşlı bir amcayı karşıdan karşıya geçirdiği bir kısım var. Hızla adım atıyorlar ve Amelie o an gördüğü tüm sahneleri adama betimleyerek anlatıyor. Karşıya geçtiklerinde adam mutluluk sarhoşu gibi göğe bakıyor. Son zamanlarda etrafımı biraz daha fark etmeye çalışsam da genel olarak çok fazla otomatik yaşıyoruz. Robot gibiyiz. Yapacaklarımıza programlanmış şekilde hareket ediyoruz. Çoğu kişi “en son ne zaman hiçbir şey yapmadan, videoya da çekmeden kuş seslerini dinledin” sorusuna yanıt veremez. Bir ağacın yaprağının rüzgarla dans edişini gözlemledin? Bir gülü kokladın? Yıldızlara uzun uzun baktın?

Gene filmde erkeklerden çok da hazzetmeyen orta yaşlı bir kadın; “bütün kadınlar bir erkeğin omzunda uyumak ister; ama erkekler horlar ve benim kulaklarım hassas.” diye ifade ediyor duygularını. Aklıma yabancı 50-60 yaşlarında başarılı bir iş kadınının Ted konuşması geldi. Bir arkadaşıyla diyaloglarını anlatıyor;

-Benim kocam bir melek.

+Ne kadar şanslısın benimki hala yaşıyor.

Filmde; ölen kişinin ardından, hüzünle adres defterinden kişinin ismini silen bir adam var. Devir dijitalleşme devri, artık adres defterleri kalmadı; ama cep telefonlarımızın rehberinden siliyoruz. (Ben silemiyorum gerçi)

“İki insanı birbirlerinden hoşlandıklarına inandırdığında aşık olurlar” bu da filmin çok tuhaf denklemlerinden birisiydi. Doğruluk payı var mı emin değilim; ama şunu filmde de tescilledik karakteri bozuk insan illa ki defo veriyor. Saplantılı bir adam ile hastalık hastası bir kadını birbirlerine aşık ettiler, başta her şey çok yolunda gitse de o adam “ne mutlu olur, ne de mutlu eder” türünde bir karakter.:)

  • Filmde “Şans Fransa turu gibidir. Uzun süre beklersin sonra hemen geçer. O an geldiğinde değerlendirmek gerekir.” cümlesi geçiyor. Aklıma şans hazırlıklı olanı sever cümlesini getirdi. Kalbi açmak, görmek ve değerlendirmek gerekir.
  • Atasözlerini iyi bilen bir erkek tamamen kötü olamaz” cümlesi de vardı. Benim gibi İstatistik mezunu biri için tuhaf istatistikler; ama katıldım. Atasözlerinin yarısından feyz alarak yaşayan insan ortalamanın üzerinde bir karaktere sahip olur.
  • Son olarak, Amelie’nin üzgün olduğu bir gün aşağıdaki diyalog yaşanıyor;

-Mucizelere inanır mısın?

+Bugün değil.

Halbuki o günün finali çok güzel bitiyor. Doğunun Limanları‘nda geçen “Mucize gerçekleşti. Daha doğrusu yavaş yavaş olgunlaştı. Büyük oranda bilgim dışında. Uzun zaman hiçbir işaret görmedim. belki de kurtuluş beklediğim bir yerden gelmediğinden.” cümlesini hatırlattı.

Mucizelerin de güzel tarafı bu, doğru zamanı bekleyip “hazır mısın” ya da “inanıyor musun” diye sorgulamıyorlar.

Aşağıdaki fotoğrafları son Paris gezisinde Amelie filminde geçen kafede(tuvalette) ve Montmartre’ta çekmiştim. Kafede soğan çorbası içip, krep yemiştik. Ortalama bir yer. Gitmenizi önermem. Ama kafenin bulunduğu Montmartre sokaklarını çok sevdim.

Filmin müziklerine de tekrar not düşmek istiyorum; dinlenirken, çalışırken, yürüyüşte vs. çok iyi gidiyor.

Instagram: @yazarkarga

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz. 

Reklamlar

4 Replies to “Amelie ve Hayat”

  1. Antalya’ya mı geliyorsunuz efenim? 🙂 Varsa yapabileceğimiz bir şey haberimiz olsun. Oldukça iyi bilirim ve çok severim kentimi.

    1. Harikasınız💙 Çok teşekkürler, benim de yazlıkçı olmama rağmen çok sevdiğim ve ikinci memleketim gibi benimsediğim bir şehir.

  2. Yıllarca ön yargılı davransam da izledikten sonra çok sevdiğim bir filmdi Amelie. En güzel bölümlerinden esintiler sunmuşsunuz en güzel şekilde, harika bir yazıydı, gidilecek yerler listeme de yeni bir yer eklendi : Montmarte sokakları 🌿
    İyi tatiller, iyi eğlenceler 🙂 🌼💛

    1. Çok teşekkürler 💙 Montmarte çok renkli, “tekrar gitsem uğrarım” diyeceğim yerlerden. Şimdiden iyi bayramlar, sevgiler.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.