Odaklanma Sorunu – Gorili Görüyor Musunuz?

Netflix’in The Mind Explained serisinde ikinci sezon ilk bölüm “Nasıl Odaklanırız?” konusunu ele alıyor. Daha önce odaklanma sorunu için Pürdikkat kitabını okumuş ve bloga notlarımı aktarmıştım. Aralık’ta her zaman olduğu gibi yine yeni yıl üzerine yazı içerikleri planlıyorum. “Telefon gibi dikkat dağıtıcılarla olan ilişkimi düzeltmek” gündem maddelerimden biri olacak. Odaklanma sorununu irdelemeden ve kendin için en doğru yöntemleri tespit etmeden bu pek mümkün değil. Yazının son kısmında bazı öneriler yer alıyor.

“Odaklanma Sorunu” Uydurma Mı?

Netflix’teki belgeseli izlemeyi düşünenler için aşağıdaki paragraf spoiler olabilir.

Belgeselde bir spor salonunda trambolinde zıplayan biri ve etrafında başka dikkat dağıtıcı insanlar var. Seslendiren kişi; sadece trambolinde zıplayana odaklanarak kaç kez zıpladığını saymanızı istiyor. Ben de bunu yaptım ve doğru saydım, fakat o esnada salonda goril kıyafetli biri gezmiş onu hiç görmedim. 🙂

Bu araştırma daha büyük goril ile de yapılmış ve katılanların %50’si gorili hiç görmediklerini belirtmiş.

Yani aslında istersek bir gorili dahi fark etmeyecek kadar odaklanabiliyoruz. 🙂

Multitasking – Aynı Anda Birden Fazla İşi Yapabilir Miyiz?

Belgeselde multitasking(çoklu görev) konusunun aslında bilgisayarlar için çıktığı yer alıyor. Fakat biz robot değiliz. Böyle bir işlemcimiz yok. 🙂 Hızlıca bir işten diğerine geçebiliyoruz, fakat bu da beraberinde verimsizlik, stres, zihin yorgunluğu getiriyor.

Birkaç yıl öncesine kadar bu konu bir “beceri” olarak sunulurdu. İş yerlerinde de çoğu zaman tek göreve konsantre olabilmen mümkün değil. Şu an büyük şirketlerde odaklanma sorunu için “focus odaları” var. Fakat pek kimsenin oraya geçip odaklandığı yok.

Sadece bir maili yanıtlarken bile onlarca kez telefonun çalabilir, biri işyeri chat uygulamasından yazabilir, şirketteysen yanına gelebilir, kendi aklına gelenlerle defalarca kez bölünebilirsin. Sonra tekrar maile dönersin vs.  Sırf bu sebeplerle açık ofis mantığını değiştirip eskiye dönen şirketler var. Zira açık ofisler odaklanmayı imkansız kılıyor.

Belgeselde “maille haberleşmeye” geçiş süreci ve insanları nasıl saçma bir şekilde “sürekli mail kontrolü” deliliğine ittiğinden de kısaca bahsediyor.

Buna son yıllarda “whatsapp” gruplarının da eklendiğini düşünürsek durmadan “yeni bir bildirim mi var” hissiyle yaşıyoruz.

Fakat şu an multitaskingin aksine “tek görev”, “tek odak noktası” gibi konuların işlevselliğine dair araştırmalar yapılıyor.

Odaklanma sorunu
Odaklanma Sorunu

Odaklanma Sorunu İçin Öneriler

Aslında belgesel “goril” örneğindeki gibi, istersek bal gibi odaklanabileceğimizi belirtiyor. Beynin radyo, tv, akıllı telefonlarla birlikte geriye gittiğine dair de ispatlanmış bir çalışma olmadığını aktarmışlar. Dolayısıyla dikkat dağıtıcılara hem çağın gereklilikleri hem de bizim tercihlerimiz izin veriyor. Bazen hiçbir dikkat dağıtıcı unsur olmasa bile odaklanmamayı seçiyoruz.

Odaklanma sorunu için Better Up, Zen Habits ve belgeselden derlediğim bazı öneriler;

  • Meditasyon

Üzgünüm; ama evet yine yeni yeniden: meditasyon. 🙂 Nefes egzersizleri, mindfulness, meditasyon gibi pratikler beynin odaklanma kasını güçlendiriyormuş. Aynı pratiklerin sayısız faydası sürekli karşıma çıkıyor zaten, fakat yogayı çok sevsem de düzenli bir meditasyon pratiğinden hep kaçıyorum. Kaçtığım için de size kendi gözlemlerimi aktaramıyorum. Belki Aralık Aylık Hedefler yazısında bu konuya yer vermekte fayda olur.

  • El Becerisi Gerektiren İşler

Bu konu belgeselde de yer alıyor; ama bazen mutfakta yemek yaparken şu cümle aklıma gelir;

”İnsanın en fazla konsantre olduğu zaman dilimlerinden biri elinde keskin bıçak olduğu zamandır.” 🙂

  • Dikkat Dağıtıcıları Ortadan Kaldırmak

Örneğin çalıştığınız masanın derli toplu olması. Konsantre olmanızı gerektiren bir işiniz varsa telefonun sesini ya da bildirimlerini kapatmak. Telefonu hemen ulaşmadığınız bir yere bırakmak.

Ekranlarda açık duran, ama işlevi olmayan tüm sayfaları kapatmak. Mail uygulamasını kapatmak. Evdeyseniz tv.’yi kapatmak ya da dikkatinizi dağıtabilecek kişileri uyarmak vs.

Ben genelde bloga yazarken evde biri varsa “yazı yazdığımı” belirtir, başka hiçbir şeyle ilgilenmeden yazar, yayınlar ve kapatırım. Diğer türlü çok uzayabiliyor.

  • Egzersiz

Yapılan araştırmalara göre düzenli egzersiz hafızayı güçlendirip, konsantrasyonu ve mental gücü sağlıyor. Aynı şekilde beyindeki dopamin, norepinephrine, serotonin seviyelerini de yükselttiği ve tüm bunların dikkat ve odaklanmaya etkisi oldığı belirtiliyor.

(Harvard Men’s Health Watch/2013)

  • Planlama Yapmak

Gününüzü planladığınızda, o gün tamamlanması gereken görevleri ve zaman dilimlerinizi belirlediğinizde öncelikleriniz netleşiyor. Elimizde akıllı telefonlar varken tüm gün bir şeylere odaklanabilmemiz çok mümkün olmasa da günü planlarken kendinize belirli bir süre, örneğin “1 saat” derin çalışma/odaklanarak çalışma görevi koyabilirsiniz.

O süre zarfında “dikkat dağıtıcılardan tamamen arınıp, işim neyse onu yapacağım” gibi bir söz verdiğinizde uygulamak kolaylaşacaktır.

  • Anda Kalmak 🙂 

Blogda zaman zaman Lao Tzu Sözleri, Dalai Lama Sözleri, 10 Harika Zen Hikayesi gibi yazılar yazdığım oluyor. Hangisinde geçiyordu hatırlayamıyorum, ama çok sevdiğim bir söz var; “mutlu insan saçını tararken saçını düşünen/hisseden insandır.”

Her şeyi otomatik yapıyoruz, duş alırken bile suyun sıcaklığından ya da hissinden ziyade aklımızda binlerce düşünce oluyor. Yemek yaparken, mail okurken hatta bazen spor yaparken bile…

Yaptığın şey “her neyse” sadece onunla ilgilenmek harika bir mindfulness pratiği. Elma yıkarken dokusunu hissetmek, keserken seslerin farkında olmak… Hayatına minik minik “anda kalma” alanları açtığında odaklanma sorunu yaşatan dikkat dağıtıcıların farkına varman kolaylaşacaktır.

***

Yazımı burada noktalıyorum. Ekim sonu itibariyle öğrenciliğe geri dönmüş ve mastera başlamıştım. Hibrit sistemdeyiz, yani derslerin bazıları okulda; ama bazıları online. Aman Tanrım! Online eğitim gerçekten çok zorluyor bünyemi. Pandemide online olarak Koçluk eğitimi almıştım ve böyle hissetmemiştim. Çünkü Koçluk eğitiminde sürekli demo koçluk alıp verdiğiniz için odaklanamamak gibi bir ihtimaliniz pek yok.

Üniversitede ders olan günlerde parolam en öne oturmak. Eğitmenin dibinde olduğum için dersi dinlememek gibi bir alan bırakmıyorum kendime. Aynı zamanda da sıkılmamak için sürekli not alıyorum. Çünkü anlamadığım şekilde İngiltere eğitim sisteminde asla ara vermeden 2 saat bazen daha uzun blok ders yapıyorlar.

Hocalarla bu konunun “verimlilik” tartışmasını yapacağım bir ara. 🙂 Fakat ev günleri korkunç. “Dersin kaydedilmesi” rahatlığı geride biriken onlarca dersi getiriyor. 🙂 Kim izleyecek peki o dersleri?

Sanırım okuldaki parolayı uygulayıp; kamera açıp, sürekli not almak ve katılımcı olmaya çalışmak konuyu epey çözer. Yeter ki insan çözüme gönüllü olsun. 🙂

2 Replies to “Odaklanma Sorunu – Gorili Görüyor Musunuz?”

  1. Yazılarınız gerçekten ilham verici teşekkür ediyorum hep yazın 🙏🏻☺️

Biraz da siz kar(g)alayın!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.