Seneca Okuyup İstifa Etmek

Daha önce Blog’da Seneca’nın Mutlu Yaşam Üzerine metnini konu almıştım. Bugünün içeriği ise yine Seneca ve “Yaşamın Kısalığı Üzerine” metni.(elimde hem İş Bankası Yayınları hem de Biblos Yayınları vardı, ben Biblos’u okudum)

Yazımda öncelikle kitaptan çarpıcı bulduğum kısımları aktaracağım son kısımda da kendi yorum ve sorularımı yazacağım.

Yaşamın Kısalığı Üzerine –  Altı Çizili Cümleler

Yaşam Süremiz Kısa Mı?

Bize verilen yaşam kısa değildir, tersine biz onu kısaltırız; uzun bir yaşamdan yoksun değiliz, yaşamı boşa harcıyoruz. Tıpkı etkileyici ve soylu bir servetin zavallı birinin elinde çarçur edilmesi gibi… Öte yandan servet, sorumlu bir koruyucuya emanet edildiğinde usul usul artmaya başlar; yaşam süresi de tıpkı böyle, onu ayrıntılı olarak tasarlayabilen kişiye çok geniş bir etkinlik alanı sunar.

Parasını dağıtmak isteyen birini bulamazsınız; oysa her birimiz yaşamımızı kim bilir kaç kişiyle paylaşıyoruz? İnsanlar özel mülkleri konusunda tutumludur; ancak iş, zamanı boşa harcamaya geldi mi, açgözlü olmanın saygıyla karşılanması gereken bu mal konusunda büsbütün savurgan davranırlar.

Öyleyse bunun sebebi nedir? Yaşamı hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorsun, insanca zayıflığın kafana girmiyor, ne kadar çok zamanın çoktan geçip gittiğini görmüyorsun. Yaşamı bol bol akıtılacak dolu bir kaynaktan geliyormuş gibi boşa harcıyorsun, üstelik de vaktini birine ya da bir şeye bağışladığın gün senin son günün olabilecekken.

“Yoğun” Olmak

Kafası başka şeylerle dolu birinin bir etkinlik alanını başarıyla sürdüremeyeceği konusunda herkes uzlaşır, çünkü dikkati dağılmış bir kafaya hiçbir şey derinlemesine girmez. Kafası işle güçle dolu adamın en az uğraştığı şey yaşamaktır. Bu öğrenilmesi en zor bilgidir. Diğer disiplinlerin eğitmenleri boldur. Ancak nasıl yaşanacağını öğrenmek bir yaşam sürer.

(Işe güce boğulanlar) “Ne zaman” der, “Ne zaman bir tatil olacak?”. Herkes, yaşamını hızlı ve düşüncesiz bir yarışla geçirirken, şimdiden tiksinmenin, sürekli geleceğe özlem duymanın acısını çeker. Ama yaşamının her saniyesini kendi gereksinimlerine adayan, her gününü baştan sona bir yaşammış gibi düzenleyen biri ne yarını ister ne de ondan korkar.

Kimilerinin boş zamanlarında bile kafası işle güçle doludur: Yalnızlıklarının ortasında herkesten uzaklaşmış olsalar, kendi kendilerine rahatsızlık verirler; onların varoluşları aylaklık değil boş bir meşguliyet olarak tanımlanmalıdır.

İnsanlar ne zaman anın tadını çıkarsalar kışkırtılmış düşünceleri o anı kendilerinden çalar: “Bu daha ne kadar sürecek?”

Yaşam bir meşguliyetten ötekine sürülecek; her zaman boş zaman için yakarıp duracak ancak onu asla elde edemeyeceğiz.

Zamanın Değerinin Farkına Varmak

Ne zaman insanların, başkalarının zamanlarından bir bölümünü istediklerini ve olumlu yanıt aldıklarını görsem çok şaşırırım. İki taraf da bu isteğin nesnesine odaklanırken hiçbiri zamanın kendisine aldırış etmez; bu hiçbir şeymiş ve varlığı güvencedeymiş gibi… İnsanlar yaşamın en değerli malını önemsemezler; bu, soyut bir şey oluşundan ötürü onların dikkatinden kaçar; gözle gözükmez, bu yüzden de çok ucuza gider.

İnsanlar yıllık gelir ve ikramiyelerine çok önem verir, bunları elde etmek için hizmetlerini, emeklerini ve dikkatlerini kiraya verirler. Gelgelelim kimse zamana değer vermez: Herkes onu bir bedeli yokmuş gibi, savurganca kullanır. Ancak ölümcül bir tehditle karşılaşırlarsa, aynı kişilerin doktorların önünde diz çöktüklerini görürsünüz. Duygularındaki çelişki böylesine büyüktür. Önümüzdeki yılları geçmiştekiler kadar açık seçik görebilseydik, yalnız birkaç yılı kaldığını görenler nasıl harekete geçer ve bu yılları nasıl özenle kullanırlardı! Çünkü, küçük de olsa, ölçüsü belirli bir şeyi yönetmek daha kolaydır; her an bitip gidebilecek bu miktarı korumada daha dikkatli olmalıyız.

Her bir en iyi “yaş” değil, her bir en iyi “gün”. Zaman hızla uçup giderken umursamaz ve aldırışsızken, neden kendine sıra sıra yıllar ve aylar ayırıyorsun, açgözlülüğün için ne kadarı yeterli?

Yaşam Akıp Gider

Kimse geçen yılları geri getirmeyecek, kimse seni onarıp eski kendin olmanı sağlamayacak. Yaşam başladığı yolu izleyecek ve bu rotada ne geriye akacak ne de duracak. Hiçbir kargaşaya yol açmayacak, çabucak akıp gidişi hiç dikkat çekmeyecek. Sessizce süzülecek. Ne bir kralın buyruğu ne de halkının yaygarasından ötürü kendini uzatacak; ilk günden başladığı gibi yolunda sapmadan ve gecikmeden ilerleyecek. Peki ya sonuç? Yaşam hızla geçerken işin başından aşkındı; bütün bu süre içinde ölüm kendini perdenin ardından gösteriyor, beğen ya da beğenme, ona zaman bulmak zorundasın.

Ertele-me 🙂

Yaşamı en çok boşa tüketen şey ertelemedir: Art arda gelen her yeni günümüzü çalar, geleceği vereceğine söz vererek şimdiyi bizden koparır. Yaşamanın önündeki en büyük engel bekleyiştir, yarına güvenip bugünü harcar. Neyi hedefliyorsun? Amacın ne? Tüm gelecek olanlar belirsizlik içinde: Şimdiyi yaşa.

“Neden eylemde bu kadar yavaşsın? Günü yakalamazsan sıvışıp gider. Yakalasan, sıkıca tutsan bile yine de akıp gidecektir: Dolayısıyla yaşamı, onun akışı kadar hızlı kullanabilmeli, her an kuruyabilecek bir nehirden içer gibi çabucak içmelisin.

Kendine Vakit Ayırmak

Yaşamın geniş ve kuşkusuz daha güzel olan bölümü çalışmaya harcandı; şimdi artık zamanının bir bölümünü de kendine ayır. Seni tembel ve başıboş bir eylemsizlik durumuna ya da bütün yaşam enerjini uykuda, kalabalığın gözünde değer taşıyan zevklerde boğmaya davet etmiyorum. Kafayı dinlemek bu değil. İnzivaya çekildiğinde, şimdiye dek var gücünle uğraştıklarından çok daha önemli konular bulacaksın.

Şimdi, hazır hevesliyken, ilgisi canlı olan kimseler daha iyi şeylere doğru gelişmelidir. Bu yaşam biçiminde, araştırmaya değer bir sürü şey seni bekler; erdemleri sevmek, onlar üzerine alıştırma yapmak; hırsları unutmak; yaşamanın, ölmenin ve erincin bilgeliği.

İşi başından aşkın insanların durumu acıklıdır, gelgelelim en kötü durumda olanlar, kendilerine ait olmayan meşguliyetlerin köleliğini çekenler; uyku düzenleri başkasınınkine bağlı olanlar, başkasının adımlarından yürüyenler ve eylemlerin en özgür olanlarını bile buyruk altında yapanlardır. Bu insanlar yaşamlarının ne kadar kısa olduğunu bilmek isterlerse, şu an yaşadıkları yaşamın ne kadar küçük bir bölümüne sahip olduklarını düşünmelerini sağlayın.

Kitabı okurken zihnimden geçenler;

  • Teknoloji gelişse de insanların temel dertleri aynı eksende dönüp duruyor. Hatta Seneca’nın yüzlerce yıl önce anlattığı konular şu an çok daha büyük problem.
  • Seneca o dönemki bilgisiyle şimdiki çağı, hayatını ekrana bakarak geçiren ve sürekli “yoğun” olan insanlığı görse ne düşünürdü? Ya da bu dönemde doğsa nasıl bir hayatı olurdu, hangi rüzgara kapılıp giderdi?
  • Başlığı “Seneca Okuyup İstifa Etmek” diye attım, hem çarpıcı olmasını istedim hem de incecik kitabı okurken yaşadığımız hayat düzenini bol bol sorguladım. Kitap insanı istifa ettirecek bir potansiyele sahip, ama ben hali hazırda geçen yıl istifa etmiştim. 🙂
  • “Ne zaman bir tatil olacak?” kısmına güldüm. Çalıştığım yıllar boyunca yeni bir yıla girerken ilk baktığım şey “resmi tatiller”di. O yüzden kitaptan alıntığladığım son cümle beni en vuran yerlerden “şu an yaşadıkları yaşamın ne kadar küçük bir bölümüne sahip olduklarını düşünmelerini sağlayın.”
  • “Peki ne yapsın bu kadar insan?” sorusu da aklımda. Para diye bir gerçek varken zamanını satmadan yaşamak mümkün mü? Bu durumda aklıma gelen ilk konu; sevdiğin işi yapmanın, işini sevmenin gerçekten önemli bir nokta olması. Zamanını satıyorsan bari gönlünün istediği, seni mutlu eden, inandığın bir hizmet için sat. Peki bu ne kadar ve nasıl mümkün? Bence bu konunun bir matematiği yok, herkes kendi muhasebesini kendisi yapmalı.
  • İkinci konu da şu iş dışında da zamanımız çok değerli değil. 🙂 Öyle olsa koltuğa uzanıp saatlerce boş boş haberlere, sosyal medyaya bakmaz insan. Ya da buluştuktan sonra negatif enerjiyle dolduğu kişilere tekrar tekrar vaktini hediye etmez.
  • Para konusunda şunu da eklemek gerek, çoğu insan ihtiyaçları ya da deneyim yerine sürü psikolojisiyle ihtiyacı olmayan ürünlere çılgınca para yatırıp zamanına zincir vuruyor. Warren Buffet gibi dünyanın en zengin insanlarından biri ise yıllardır aynı evde oturuyor.:)
  • Yaşam akıp gider başlığı da çok hoşuma giden kısımlardan biriydi. Yaşam akışının hepimiz için ne kadar adil olduğunu düşündüm. Bazen sadece bir es vermek istiyor insan. Durdurma tuşuna basmak, ara vermek. Ama zengin, fakir, yaşlı genç hiç kimse için hayatın böyle bir düzeni yok. Ve biri “sen hayatın peşinden sürüklenme, hayat seni kovalasın” demişti. Çok sevmiştim bu cümleyi. Akışın farkında olmak; dünyayla, doğayla uyumlanmak değerli geliyor bana. (kitapta başlıklar yok ben yazının akışı için ayırdım)

Kısacası bu 60-70 sayfalık kısacık metin beni epey etkiledi. Ara ara yaşam konusunda hizaya gelmek istersem açıp okuyabileceğim bir kitap. Zihnim sürekli doluysa ve an’a gelemiyorsam “bu durumu nasıl değiştirebilirim?” diye sorabilmeliyim kendime. Ama sormak da yetmez, neresinden tutabilirse orasından düzeltmeli insan bir şeyleri. 🙂 Çünkü zihin sürekli; ama sürekli doluysa yolunda olmayan bir şeyler mutlaka vardır. Sakin deniz kenarı bir yerde, berrak bir gökyüzüyle güneşin batışını izlerken zihninden abuk sabuk fikirler geçiyorsa denizin bile huzurunu kaçırabilirsin. Hafif bir kuş gibi uyumlanabilmeliyiz doğayla. Bunu ne kadar çabasız yapabiliyorsak o kadar hizadayız bence.

Aşağıdaki yazılar da ilginizi çekebilir;

Hizmetler: Profesyonel Koçluk almak ister misiniz?

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.

2 Replies to “Seneca Okuyup İstifa Etmek”

  1. Sizi ekşi sözlük üzerinde kendimi anlayabilmeye çalıştığım başlıkların birinde görmüştüm ve hemen mail bülteninize üye oldum o başlığı şimdi hatırlayamadım ama hayat yolculuğunuzda keşfettiğiniz detaylar kendi içimde sorduğum soru ve sorunlara benzer arayışlardı bu başlık tekrar mailime düştüğünde zamanımı yönetme hususunda kendimi ciddi anlamda tırmaladığım bir konu çünkü hayatım ev iş, iş ev üçgeni arasında döngüde ve eve geldiğimde kendime vakit ayrımak yerine ya sosyal medya yada tv karşısında zamanım gidiyor. Spor yapıyordum ama 3 haftadır ara verdim onada dönmem gerekiyor kilo problemim var neyse hayatımı özet geçtim ama farkındalıklarınız ve bize aktarımınız için teşekkür ederim.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Bu dönüşleri aldığımda çok mutlu oluyorum. İçinde bulunduğunuz döngüyü çok iyi anlıyorum. Ama size iyi gelebilecek herhangi bir rutin inşa edip “bir sene bunu düzenli yaparsam hayatım nasıl değişir” penceresinden bakabilirsiniz belki. Ben blog yazma, yoga, günlük tutma gibi eylemlerin hepsine bu soru ve merakla başladım. Bir anda hayatıma sihirli bir değnek dokunmuş olmadı; ama bazen ufak bir adım bile olsa “başladığım noktadan iyi bir durumdayım” diyebilmek ya da “elimden gelenin en iyisini yaptım” diyebilmek çok güzel, değerli. Umarım egzersiz rutini; nefes almak kadar, yemek içmek kadar doğal bir alışkanlığa dönüşür sizin için.🙏🏻🥰

Biraz da siz kar(g)alayın!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.