Haftaiçi boş olup Londra’yı güneşli bir sonbahar günü gezmek tekrar tekrar “aşık oldum” hissi yaşatıyor. Ekim ayı bu şehir için büyülü bir ay bence. Yüzümü hangi köşeye dönsem hayran kalıyorum. O buz kesen soğuklar gelmedi, ortalığa sonbahar saçılmış durumda. Romantik bir havası var. İşte böyle bir Ekim günü alarmsız uyandım. Kendime omlet, peynir, zeytin, domates, salatalık, kızarmış ekmek, fındık ezmesi, ceviz içeren klasik bir kahvaltı hazırladım. Öğlene kadar miskinlik edip, sosyal medyada takılıp, uzun süredir izlemediğim Emily in Paris’e bakıp istikameti British Museum olarak belirledim.

British Museum
British Museum Londra’da en sevmediğim müzelerden biri aslında. Çok büyük olduğu için mi bilmiyorum, bana çok yorucu geliyor. Yine de iki-üç kez gittim, ama “Reading Room” denen okuma odasını görmemiştim.
Bu kez amacım sadece Reading Room’u görmek ve istikameti müze çevresindeki karakteristik kitapçılara çevirmekti.
Müze oldukça merkezi bir konumda yer alıyor. Çıkışta Londra’nın afilli pek çok semtine(Covent Garden, Soho vs.) yürümek mümkün. Giriş ücretsiz; ama yine de bilet kontrolü olabiliyor, bu sebeple biletinizi almanızı öneririm.
Ücretsiz bilet almak için: link

Reading Room
British Museum’un Reading Room’u, dünya çapında ünlü bir kütüphane ve araştırma alanı olarak biliniyor. 1857 yılında açılan bu oda, başlangıçta British Museum’un bir parçası olan British Library’ye ait kütüphane koleksiyonlarına ev sahipliği yapmış. Bu büyük, kubbeli yapı, hem mimarisiyle hem de tarihiyle oldukça etkileyici.(1997’de British Library yeni binasına taşınmış)
Victoria Dönemi’nin en büyük kütüphane projelerinden biri olarak tasarlanmış ve İngiltere’nin en önemli entelektüel figürlerine ev sahipliği yapmış. Karl Marx, Mahatma Gandhi, George Bernard Shaw gibi isimlerin burada çalıştığı biliniyor. Bu büyük kubbeli oda, 19. ve 20. yüzyılın entelektüel gelişmelerine önemli bir katkıda bulunmuş.
Okuma odası müzenin giriş katında , orta kısımda yer alıyor.

4 Karakteristik Londra Kitapçısı
Ben okuma odasıyla başlayan Londra günümü kitap kokan bir hale çevirmek istedim. Bu sebeple British Museum’a yürüme mesafesinde yer alan 4 karakteristik Londra kitapçısını gezdim. Kitap aldım, kitapçı kafesinde oturup bir şeyler okudum. Kısacası kitapla ilgili aktivitelere doydum.
1)Bookmarks
1973 yılında kurulan Bookmarks İngiltere’de sosyalist ve ilerici düşünceyi destekleyen en önemli kitabevlerinden biri olarak biliniyor. Bağımsız bir kitapçı ve özellikle sol görüşlü politikalar, sosyal adalet, sendikalar, feminizm, insan hakları, aktivizm gibi konular üzerine odaklanıyor. Zaten adım attığınız anda bu havayı hissediyorsunuz. 🙂
Kitapçı müzeye birkaç dakika yürüme mesafesinde yer alıyor. 2018 yılında aşırı sağ bir grup tarafından saldırıya da uğramış fakat topluluk desteğiyle faaliyetlerine devam ediyormuş.

London Review Bookshop
Nispeten yeni sayılabilecek London Review Bookshop(LRB), Londra’nın ikonik kitapçılarından biri ve müzeye bir iki dakikalık bir yürüme mesafesinde yer alıyor.
İki katı olan kitapçının şiir, sanat, kurgu, tarih, siyaset gibi geniş bir kitap yelpazesi var. Londra’nın kalabalığından kaçmak için bahçesinde şirin bir kafesi de mevcut bu sebeple favori kitapçılarımdan biri haline geldi.

Gay’s The Word
Aslında bir sonraki kitapçıya yürürken tesadüfen karşıma çıkan, bu bölgede olduğundan haberim olmayan ikonik Londra kitapçılarından bir tanesi. 1979 yılında kurulmuş ve İngiltere’nin ilk LGBT+ kitapçısı olarak geçiyor.
LGBT+ edebiyatını, politik kitapları, şiirleri, tarih çalışmalarını ve kişisel gelişimle ilgili eserleri barındırıyor. Küçük bir kitapçı.
1984 yışında baskılarla karşılaşıp bazı kitaplara el konulmuş ama topluluk güçlü bir direniş göstermiş ve kitapevi geniş bir destek görmüş. Sadece kitapçı değil aynı zamanda LGBT+ topluluğunu biraraya getiren noktalardan biri.

Judd Books
1992 yılında kurulan kitapçı yine müzeye yürüme mesafesinde bulunuyor. İkinci el ve indirimli kitaplar satılan bağımsız bir kitabevi. Özellikle akademik kitaplar, sanat, tarih, sosyal bilimler, edebiyat ve felsefe gibi geniş yelpazede kitaplar sunuluyor.
İki katlı bir kitapçı. Küçük tatlı bir atmosferi var. İkinci el kitapların yanı sıra, yaygın bulunamayan, tükenmiş baskılar da mağazada yer alıyor. Ayrıca birçok kitapçıya kıyasla oldukça uygun fiyatlı geniş bir seçki sunuyor.

Diğer
Ben gezimi burada sona erdirdim; ama British Library Judd Books’a 7 dakika yürüme mesafesinde yer alıyor. Metroya giderken karşıma çıktı. St. Pancras’ın ikonik binasını, King’s Cross’taki Harry Potter noktalarından biri olan “Platform 9 3/4”ü görebilirsiniz. Kitapçı gezmeye doyamadıysanız 15-20 dakika daha yürüyüp Londra’nın en ikonik kitapçılarından biri olan Word on The Water’ı da gezebilirsiniz.
Merak edenler için ben London Review Books’tan Patti Smith’in Just Kids(Çoluk Çocuk) kitabını aldım. Yıllar önce Türkçesini okuyup çok sevdiğim biyografik eserlerden biriydi. İngilizce versiyonunun da elimde olmasını istedim. Çapraz okuma yapmayı düşünüyorum.

“Londra’da bir gün” temalı günlük yazılarım devam edecek. Aşağıdaki yazılar da ilginizi çekebilir;
Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.


Biraz da siz kar(g)alayın!