Paris ve Londra’nın sık sık karşılaştırıldığını biliyorum. Son Edinburgh seyahatimde şehirleri karşılaştırma merakımız gözüme çok komik geldi. İstemsizce yapıyoruz bunu. Bir şeyi geçmiş deneyimimizle benzetmeye çalışıyoruz. Bu bize güvenli mi hissettiriyor? Tanıdık mı hissettiriyor? Ukala ve çok görmüş mü hissetiriyor? Ya da sadece gözlemlerimizi ortaya koymak için mi yapıyoruz, bilmiyorum. Özellikle yeni bir şehirdeysek “karşılaştırma” eğilimimizi fark edip, onu bir bir köşeye park etmek ve yeniye yer açabilmek daha güzel.
Ama Londra’ya mastera gelmeden önce Berlin’den de kabul almıştım. O dönem iki şehri kıyaslayan pek çok blogdan ve siteden faydalandım. Bu gibi durumlar için somut karşılaştırmalar, analizler çok yararlı olabiliyor.

Sanat Cenneti İki Şehir
Paris’e şimdilik üç kez seyahat ettim, Londra’da ise iki yıldır yaşıyorum. Her iki şehir de sanat anlamında çok doyurucu. Paris’in Louvre, Orsay, Pompidou gibi dünyaca ünlü müzelerine Londra’nın British Museum, Victoria and Albert, Tate gibi müzeleri eşlik eder. Her iki şehirde de sayısız müze, galeri sayısız sanat aktivitesi var.
Londra’nın avantajlı tarafı birbirinden muhteşem müzelerin büyük çoğunluğunun ücretsiz olması. Bu konuda yazı hazırlamıştım. Son seyahatimde ise Paris’teki ücretsiz müzeleri de araştırdım. Meraklılarına listemdeki bazı yerleri paylaşıyorum.

- Petit Palais
- Musee Carnavalet
- Musee d’Art Moderne de la Ville de Paris
- Musee Cognacq-Jay
- Musee de la Liberation de Paris
- Musee Bourdelle
- Musee de la Vie Romantique
- Maison Victor Hugo
- Maison de Balzac
Bugünkü yazımda ise her iki şehirde de ilk akla gelen en popüler müzelerden ziyade biraz daha kıyıda köşede kalan iki müzeyi yazacağım. Hem müzelerden bilgiler hem de müze sonrası gezebileceğiniz semtlere ve sokaklara dair kısa bilgiler aktaracağım.

Musee National Gustave Moreau – Paris
Paris’teki Musee National Gustave Moreau ücretli bir müze ve biletler için sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Paris’in 9. arrondissement’ında yer alan müze, sanatçının yaşamı boyunca yaşadığı ve çalıştığı üç katlı evde bulunuyor. Müzede 14 oda var ve her oda sanatçının farklı dönemlerine ve eserlerine ayrılmış.
Müze, Moreau’nun yaklaşık 1,200 tablo, 5,000 çizim ve 15,000’den fazla eskizden oluşan geniş bir koleksiyonunu barındırıyor. Bu koleksiyon, Moreau’nun sanatsal gelişimini ve yaratıcı sürecini ayrıntılı bir şekilde gözler önüne sermekte.
Gustave Moreau ve Sanatı
Merak edenler için Gustave Moreau ve sanatı için de kısa bilgiler aktaracağım;
Gustave Moreau (1826-1898), Fransız sembolist bir ressam ve sanatı, mitoloji, dini konular ve mistisizmle dolu zengin, ayrıntılı kompozisyonlarıyla tanınıyot. Aşağıdaki tablo aslında dev ve tamamlanmamış bir eser, ben küçük bir kısmını ekledim; ama detaylarıyla büyülendiğim eserlerden biriydi.

- Moreau, sembolist hareketin öncülerinden. Resimlerinde sembolizmin yoğun duygusal ve hayal gücüne dayalı anlatım tarzını benimsemiş. Mitolojik ve dini figürler aracılığıyla insan ruhunun derinliklerini keşfetmeyi amaçlamış.
- Sanatında Yunan mitolojisi, İncil hikayeleri ve Orta Çağ romantizminden ilham almış. Resimleri, çoğunlukla tanrılar, kahramanlar ve mistik yaratıklarla dolu.
- Moreau’nun eserleri, gerçekçi tasvirlerden ziyade hayal gücüne dayalı. Bu nedenle eserleri genellikle büyüleyici, rüya gibi ve hatta biraz ürkütücü bulunuyor.
- Moreau, başarılı bir ressam olmanın yanı sıra etkili bir öğretmendi. Paris’teki École des Beaux-Arts’ta öğretmenlik yapmış ve aralarında Henri Matisse’in de bulunduğu birçok ünlü sanatçıya rehberlik etmiş.

Montmarte Sokakları
Gustave Moreau Müzesi’ne gelmişken yürüyerek Montmarte sokaklarını arşınlamak gerek. Görebileceğiniz meşhur noktalar;
- Metroyla gidip Abbesses durağında inerseniz 250 dilde “seni seviyorum” yazan duvarı görebilirsiniz.
- Moulen Rouge
- Rue Tholeze(sonu yel değirmenine ve aslında özel bir mülke çıkan şirin bir sokak)
- Dalida heykeli(Memesine dokunulduğunda şans getirdiğine inanılıyor. Asla ve katta es geçmem böyle şeyleri)
- Le Passe-Muraille
- Meşhuuuuur Instagram noktalarından Le Consulat

- Yine çok tatlı Instagramlık sokaklardan Rue de l’Abreuvoir
- Ve elbette ki Montmarte’a temel gitme sebeplerinden biri olan Sacre Coeur.
- Montmarte ile ilgili tek uyarım sırf Amelie filmi çekilmiş diye “Cade Des Deux Moulins” isimli kafeye uğramamanız. Hayatımda gittiğim en kötü kafelerden biriydi, paranıza yazık.
Yemek için ise her ne kadar İtalyan mutfağı olsa da Pink Mamma önerebileceğim yerlerden.
Detaylar için Paris yazımı bırakıyorum: Paris Gezilecek Yerler – 3 Günlük Rota

Sir. John Soane’s Museum – Londra
Şu ara çok fazla vakit bulamasam da Kenwood House’un gönüllü bir çalışanıyım. Bu müzede uzun süredir çalışanlarla sohbet imkanı bulduğumda “Londra’daki favori müzeleri”ni sordum. Sir John Soane’s müzesini söyleyen kişiler oldu. Daha önce duyduğum bir müze değildi ve görselleri çok estetik gözüktüğü için ilgimi çekti. Paris’in aksine ücretsiz tabii ki. 🙂

Sir John Soane’s Museum, Londra’da bulunan ve ünlü İngiliz mimar Sir John Soane’in (1753-1837) eski evi, ofisi ve kişisel koleksiyonunu barındıran bir müze. Müze, Soane’in isteği doğrultusunda ölümünden sonra olduğu gibi korunmuş ve halkın ziyaretine açılmış.
Sir. John Soane’s Museum Hakkında İlginç Bilgiler
- Müze, Londra’nın merkezindeki Lincoln’s Inn Fields’da yer alır ve Soane’in 1792 ile 1824 yılları arasında satın alıp genişlettiği üç bitişik evi kapsar. Soane, evini bir mimari şaheser haline getir ve aynı zamanda bir müze olarak tasarlamış.
- Soane, müze-evin tasarımında yenilikçi mimari çözümler uygulamış. Dar alanları daha geniş ve aydınlık göstermek için aynalar, kubbeler ve ışık oyunları gibi yaratıcı teknikler kullanmış. İç mekan tasarımında kullanılan bu teknikler, zamanının çok ötesinde bir mimari anlayışı sergiliyor.
- Sir John Soane, evinin ve koleksiyonunun olduğu gibi korunarak halka açık bir müze olarak kalmasını vasiyet etmiş. Müze, Soane’in yaşadığı zamandaki haliyle kalmış nadir müzelerden biridir ve evde yapılan hiçbir düzenleme ya da değişiklik Soane’in özgün tasarımını bozmamıştır.
- Müze, Sir John Soane’in yaşamı boyunca topladığı binlerce sanat eseri, antik heykel, resim, mobilya ve arkeolojik kalıntılardan oluşan zengin bir koleksiyona sahip. Koleksiyon, antik Yunan ve Roma eserlerinden Rönesans dönemi tablolarına ve hatta Mısır mumyalarına kadar uzanır.
- Müzenin en önemli sanat eserlerinden bazıları William Hogarth’ın ünlü “A Rake’s Progress” ve J.M.W. Turner’ın resimleridir. Özellikle Hogarth’ın eserleri, müzenin en dikkat çeken bölümlerindendir ve Soane’in sanat zevkini yansıtır.

Sir. John Soane’s Museum Sonrası Londra Sokakları
Yukarıda Montmarte sokaklarından bahsettim. Genellikle turistik gidilen şehirlerde daha planlı bir gezi takip edilebiliyor. Biz, Sir. John Müzesi’nden sonra spontane olarak “ayaklarımız nereye götürürse oraya” gittik. Ama müze Covent Garden’a 12 dakikalık bir yürüme mesafesinde.
Covent Garden, Trafalgar Square, St. James Park, Buckingham Palace, Green Park, Hyde Park rotasını yorulduğunu yere kadar takip etmeniz mümkün. Trafalgar’dan sonra St. James yerine Westminster taraflarına dalıp Westminster Abbey, Big Ben, London Eye gibi yerleri de görebilirsiniz.
Ya da Covent Garden, Soho, Oxford Street civarları arşınlanabilir.
Kısacası müze oldukça merkezi bir konumda.
Sanat notlarıma burada virgül koyuyorum, önümüzdeki günlerde Londra’nın en yeni müzesiyle ilgili deneyimlerimi yazacağım.
Hizmetler: Koçluk almak ister misiniz?
Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.


Biraz da siz kar(g)alayın!