Ekim en sevdiğim aylardan biridir ve nasıl bittiğini anlamadığım gibi, aylık hedefleri yayınlamadan Kasım’ın 2’si gelmiş bile. Tam şu an yeni ayda yapacaklarınız konusunda enerji düzeyiniz nasıl? 10 üzerinden puanlasanız kaç verirdiniz?
Ben Vedat Milor misali makro ve mikro anlamda planladığım, en önemlisi planlarıma uyduğum üretken bir ay geçirme konusunda motive hissediyorum. Şu an sanırım 8 ve üzeri bir puan verirdim. Kasım hedeflerini yazının son kısmında basitçe aktaracağım, ondan önce hayata dair birkaç konuya yer vermek istedim;
Yaşam Motivasyonu
Kenarda beni heyecanlandıran hayallerin, projelerin, fikirlerin, planların olmasını seviyorum. Bunlar çok minik ya da çok büyük konular olabilir. Yapabileceklerimi hiçbir zaman standart işimle sınırlamadım. Her zaman bir işim oldu ama işim dışında beni neler mutlu ediyor, onları hayatıma daha fazla nasıl katabilirim, bana ilham verenler ne, ben nasıl ilham olabilirim? Daha fazla değişmek, dönüşmek mümkün mü?
“Bu hayatla oyun hamuru gibi oynarsam neler olur?” gibi meraklarım var. Hayatın tadını böyle çıkarıyorum.
At Gibi Koşturmak!
Peki adına “yaşam motivasyonu” dediğim şey bir noktada tatminsizlik, elindekiyle yetinememe sorunlarını da getirir mi? Günümüz dünyasında büyük bir çıkmaz bu. İlkokuldan beri sınavlara hazırlanan at gibi hedeften hedefe koşturulan bir nesilden geliyorum ben.
Zaferlerin içsel olarak yeteri kadar ödüllendirilmediği, hemen sıradanlaştırıldığı; tüketimin çok ileri düzeyde olduğu bir çağda yaşıyoruz. Sadece kaynakları değil, başarılarımızı da çabucak tüketiyoruz. Aylarca hayal edip didindiğin bir şeye ulaştığında yaşadığın his tatminden ziyade sıradaki hedef ya da elde ettiğinle baş etme stresi oluyor.
Yavaşlamak
Bu aşamada kendini tanımak ve seni yavaşlatan, hayata katan şeyleri bulmak çok önemli. Ben yazarak yavaşlıyorum. Yazmak benim için nefes almak gibi bir ihtiyaç.
Doğada yavaşlıyorum. Seyahat ederken, keşfederken yavaşlıyorum. Bu sebeple de Londra’da genel hayat akışım Cumartesi günleri yeni sokaklar, müzeler, restoranlar keşfetmek. Parkların, doğanın tadını çıkarmak. Son 4 Cumartesi günüme bakıyorum mesela; Hampstead’de sonbahar yürüyüşü, Sevenoaks’a geyik görmeye şato gezmeye gitmek, Oxford’da sonbahar yürüyüşü, Brighton’da lokal gibi vakit geçirmek.
Matta yavaşlıyorum. Yoga matımı serip bir akış belirleyip matın üzerinde vakit geçirdiğimde müthiş yavaşlayıp yer yer neden daha sık yapmadığımı sorguluyorum.
Kitap okurken yavaşlıyorum.
Evde bir mum yakıp, çay yapıp, pencereden olanı biteni izlerken, kuşları dinlerken yavaşlıyorum.
Kısacası bu sürekli koşturmaya iten hayatta beni yavaşlatan, dengeye getiren şeyleri biliyorum. Büyük çerçevemde basit, sade şeyleri tutmayı seviyorum. Sade bir sosyal çevre, sade zevkler, basit ihtiyaçlar. Kıyaslamaktan, popülerin direttiğinden, rekabetten ne kadar kendimi sıyırabilirsem kendi otantikliğimi koruyabilirsem o kadar iyi hissediyorum. Bir lükse erişme ihtiyacım varsa da bu içsel olarak kendi istediğim bir şey olmalı.
Durmak – Demlenmek – Planlamak – Harekete Geçmek
Tüm bunlarla birlikte yaz dönemi tatil, rahatlama, Eylül-Ekim durma demlenme ve minik aksiyonlarla geçti. Düşünmeye bol bol vakit kaldı.
Kasım çerçeveyi daha net gördüğüm ve aksiyonları büyütebileceğim bir ay. Bir dönüşüm istediğinizde her kalemin ayrı değeri var. Durmanın, düşünmenin, demlenmenin, planlamanın ve harekete geçmenin. Bazen en büyük işi dururken yapıyoruz.
Kasım Hedefleri
İçerik Üretimi: Enerjiyi ve Zamanı Doğru Kullanmak
Birkaç gündür Blog’da reklamsız versiyona geçtim. Okurlara daha iyi bir deneyim sunmak istiyorum. Bunun bir ölçüde maddi götürüsü var ve her şeyin reklam olduğu, kimsenin bir şey okumaya vakit ayırmadığı bir düzende enerjimi nereye yönlendireceğime karar vereceğim.
Yıllardır Instagram’da Trendyol, Amazon influencerlığım var. Toplamda 5 link verdiğimi bile hatırlamıyorum. Link influencerlığı benlik bir konu değil. Bir gün bunu yaparsam da kendi stilimde ve inandığım şekilde yaparım.
Blog’u açtığımda Türkiye’de yaşıyordum, yoğun bir çalışma hayatım vardı. Şu anda da içerik dünyası dışında beni tatmin eden bir iş hayatım var. Bu sebeple sosyal medya ve içerik konusundaki stratejilerim ve hedeflerim çoğunlukla geri planda kalıp sekteye uğruyor. Bundan da mutsuz değilim, bir yere yetişmiyorum.
Fakat enerjim ve zamanım değerli, uzun süredir blog konusunda biraz daha durma ve az içerik üretme sebebim bu. Yoksa stokta 100’den fazla konu birikti. Zihnimde pek çok içerik serisi fikri var. Ama çabama değmesi önemli. Eylül-Ekim’de başlattığım stratejik adımlara, Kasım’da da devam edeceğim. İçerik üretim kanadında bir dönüşüm planlıyorum.
Düzen: Kısa Kısa Kasım Hedefleri
Kış dönemi hayat akışım üç aşağı beş yukarı belli. Hastalık, iş yoğunlukları, misafir, seyahat vs. gibi konulardan arındığım zaman kendimden bekleyebileceklerim belli.
- Spora yazılmıştım. Kasım’da özellikle yürüyüş/koşu yapacağım. Adım sayım geçtiğimiz yıla göre çok düşmüş, bunu yükselteceğim.
- Kasım ortalarına kadar sonbahar temalı gezilere devam, yeni yılın o çılgın dönemi geliyor. Kasım ortasından sonra Londra ve çevresinde Noel ışıkları kovalarım. Başlı başına heyecanlı, festival tadında geçen 6-7 hafta oluyor bu süreç.
- Ekim’de Ted Lasso’yu bitirdim. Güzeldi; ama Kasım’da akşamları izlemekten çok okumaya vakit ayırmayı planlıyorum.
- Ekim’de Zen Kitabı & Basit Yaşama Sanatı ve bir yabancı youtuber’da izlediğim “her sabah yaşam alanını temizlemeye 5-10 dakika ayır” mottosu hoşuma gitti. Zen rahipleri her sabah tapınağı temizlerken çoğu zaman tapınak kirli olduğu için değil zihinlerini düzene koymak için temizliyor. İkincisi de “her eşyanın bir evi olsun. Akşam uyumadan önce hepsini evine bırak” söylemi. Çocuklu aileler bunu okuyorsa ütopik bulabilir biliyorum. 🙂 Benim için ütopik değil. Kasım’da Zen pratiklerine arttırarak devam edeceğim. Mata daha çok oturduğum, meditasyon ve nefes egzersizleri yaptığım, zihnimi daha az yorduğum bir ay planlıyorum.
- İş dışında odaklanmak istediğim konulara da aktivitesiz günlerde 1 saat ayıracağım.
Özetle pek de özet olmayan bir yazı oldu. Hatta Yeni Yıl Hedefleri tadında geçti. Faydalı gelmesi dileğiyle.


Biraz da siz kar(g)alayın!