Pozitif Düşünce Hayatımızı Nasıl Etkiler?

Bazen sihirli bir değnek hayatımıza dokunsun ve her şey değişsin isteriz. Ama genel olarak hayatın kısa yolu yok. Bugünkü yazı ve diğer pek çok yazıda yer verdiğim içerikler de süreklilik ve pratik istiyor. İnanıyorum ki doğru planlamayla bazı rutinleri hayata katıp alışkanlık haline getirebilirsek bir süre sonra geriye dönüp baktığımızda “vay be ne çok şey değişmiş” diyoruz; ama çoğu durum emek istiyor.:) Bu emek süreci için hazır, istekli, sabırlı, kararlı olmak gerekebiliyor. Pozitif düşünce hayatımızı nasıl etkiler konusuna geçmeden önce Mahatma Gandi‘nin meşhur bir sözü ile başlamak istedim;

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.

Daha önce blogda Deepak Chopra 21 Gün Meditasyon yazısını yayınlamıştım. Yazıda Oprah’ın podcast kanalında yer alan Deepak Chopra-Oprah Winfrey söyleşisini dilimize çevirmiştim. Genel olarak meditasyon eksenli bir söyleşiydi. Geçtiğimiz günlerde yeni bir podcast yayınlandı ve aynı ikilinin bu kez negatif ve pozitif düşünce kalıplarımız ve yaşam tarzımızın sağlığımızı nasıl etkilediğine dair çok keyifli bir söyleşi yapmışlar.(podcast yeni olsa da söyleşi eski sanırım)

Yazımda söyleşinin sevdiğim kısımlarını -mota mot olmasa da- çevirip sizlerle paylaştım. Gelelim; “Pozitif Düşünce Hayatımızı Nasıl Etkiler?” içeriğine;

Pozitif düşünce hayatımızı nasıl etkiler?
Pozitif düşünce hayatımızı nasıl etkiler?

Negatif – Pozitif Düşünce Kalıplarının Hayatımıza Etkisi

Oprah: Kitapta “Dünya üzerinde kendi biyolojisi üzerinde düşünerek ve hissederek değişiklik yapabilen tek varlığız.” cümlesi geçiyor. 

Deepak Chopra: Bunun sebebi düşünebilmemiz. Bilinçli olarak kendi vücut kimyamızı değiştirebiliyoruz.

Oprah: Mutlu şeyler düşündüğünde, kendinle ilgili iyi şeyler düşündüğünde, o gün ne kadar güzel olduğunu vs. düşündüğünde sanki endorfin salgılıyorsun ve daha mutlu hissediyorsun. 

Deepak Chopra: Bundan daha fazlası. Pozitif düşünce ile anti depresan etkisi olan, kanser karşıtı ilaç etkisi yapan şeyler de salgılıyorsun. İlaç olarak almaya kalktığında binlerce dolar ödemen gereken şeyleri kendin salgılıyorsun.

Oprah: Yani her minik negatif ve pozitif düşünce vücudumuzda kimyasal bir etki bırakıyor. 

Deepak Chopra: Kalbim acıyor gibi şeyler söylediğimizde olumsuz moleküller ortaya çıkıyor.

Oprah: Fakat bu şekilde konuştuğumuzda kanser olan kişiler bu hastalıkları kendileri yarattıkları için suçluluk duyabiliyor. 

Deepak Chopra: Bundan daha kompleks bir konu. Hayatımızda olan her şeyin katılımcısı olduğumuz için sorumluluk almak zorundayız. Yaptığımız şeyleri değiştirebiliriz. Bana gelip böyle bir sorunun olduğunu söylesen hayatında değiştirebileceğin şeyleri sorarım; beslenme biçimin, uyku düzenin, hayat düzenin, ilişkilerin… Toksik(zehirli) çevre, toksik besinler, toksik ilişkiler, toksik duygular… Tüm bunlar zehir etkisi yaratır ve kurtulmak zorundayız.

Oprah: Tamam hadi hepimizin zihin beden ve ruhla nasıl bağlantılı olduğumuz hakkında konuşalım.

Deepak Chopra: Zihin sahip olduğumuz düşüncelerdir, fakat bu düşüncülere sahip olan kim? İşte bu ruh. Ruh düşünceler arasındaki sessiz boşluktur. Tam şu anda pek çok şey düşünüyorum, bir düşünce ile diğer düşünce arasında sonsuz bir karar verici var. Bu ruh. Eğer gerçekten kendinizi iyileştirmek istiyorsanız, o parçanızla temasa geçmeniz gerek.

Oprah: Stresli an’ı hatırlamanın, stresin kendisiyle eş değer hormonal sebeplere yol açtığını söylüyorsun, bu ne demek?

Deepak Chopra: Çünkü beyin gerçek deneyim ile hayalin arasındaki farkı bilmiyor. Eğer bir ameliyata girmekten endişe edip korkarsam ameliyata girdiğim an kadar hatta belki daha fazla etkiyi yaratıyorum. Elimde sıcak bir şey tuttuğumu düşünsem vücut sıcaklığım artar.

Oprah: Yani bir şeyden endişeleniyorsan, endişelenmek deneyimin kendisi kadar sorun yaratıyor. 

Deepak Chopra: Daha fazla bile olabilir. çünkü stresli durumun ortasındayken, üstesinden gelmek için uğraşıyorsun. Ne yapman gerektiğine dair yanıtlar geliyor.

Öfke, suçluluk gibi duygular inflamatuar bozukluklar ve kanser gibi hastalıklarla ilişkili. Her zaman deneyimlediğimiz iki duygu var acı ve haz. Gerçek bir acı deneyimi meydana geldiği gibi yaşadığımızda sorun yok, ama bu duyguyu tutup bedenimizin içine hapsederek acı, öfke, korkuyu devam ettirdiğimizde deneyimin kendisiyle aynı durumu devam ettiriyoruz.

Oprah: Yaşlanmanın bir hata olduğunu söylüyorsun. 

Deepak Chopra: İnsan bedeni bir sene içinde sahip olduğu bütün atomların %90’ını değiştiriyor. Her altı haftada bir karaciğer yenileniyor, ayda bir deri yenileniyor, iskelet üç ayda bir yenileniyor. Geçen yıl sahip olduğunuz beden gidiyor.

Araştırmalar 70lerin orta yaşlar olduğunu, insan ömrünün 130lara uzadığını söylüyor. (Burada Chopra genetik faktörlerin ömrü uzatmada 3-4 yıl gibi çok daha kısa etkisi olduğunu bunun yerine kişinin yaşam tarzının, stres seviyesinin, beslenme egzersiz alışkanlıklarının daha önemli bir faktör olduğunu söylüyor)

Doğru Beslenme

Oprah: Söylediğin şeylerden biri de “ne yersek oyuz”.(söyleşinin bu kısmında biraz ayurvedik beslenme üzerine konuşuyorlar)

Deepak Chopra: Benim yemeğe yanıtımla seninki aynı olmayabilir. Bazı insanlar “istediğim şeyi yiyorum; ama kilo almıyorum” derken bazıları “su içsem yarıyor” diyor. Bunun sebebi yiyeceklere karşı farklı metabolik yanıtlarımızın olması, bunu anlarsak kendimiz için faydalı beslenme biçimini oluşturabiliriz. Bazı yiyecekler metabolizmayı yüzde 25 hızlandırıyor. Hiçbir egzersizin yapmadığını yapıyor. Vücudun ihtiyaç duyduğu şeyleri bilmek gerekir.

Dış etmenlere çok fazla maruz kalıyoruz. Medya, reklamlar, ilaçlar bize sürekli neye ihtiyacımız olduğunu söylüyor. Fakat kendi bedenimizi dinlersek mucizevi olduğunu görürüz. İnsan bedeni sonsuz şeyi aynı anda yapıp birbiriyle bağlayabilir. Düşünür, yemekleri sindirir, toksinlerden kurtulur, piyano çalar aynı zamanda bebek yapabilir.

Kendinle konuştuğunda bedenindeki her küçük hücre ile konuşursun.

İçinde olan bir şey susmadan konuşuyor. Uykuda, rüyada bu iç diyaloglar devam ediyor. Ve bu iç diyaloglar zaman algımıza, ilişkilerimize, yaşamımıza, beslenme deneyimimize yansıyor.

Oprah: Stres için yediğimizde farklı bir şeye dönüşüyor.

Deepak Chopra: İnsanlara stresli hissettiklerinde gerekirse iyi hissedene kadar öğünü atlamalarını söylüyorum. Yemek eğlenceli bir aktitivite, yemek yerken tadını çıkarıyorsak doğru şekilde metabolik etki yaratırız.(diğer türlü toksik etki yarabiliyor)

Oprah: Söylediğin şeylerden biri de buzlu su içmemek.

Deepak Chopra: Evet çünkü beden vücudu normal sıcaklığına getirmek için çok fazla enerji kaybediyor. Vücuttan toksinleri atmanın en güzel yollarından biri her gün 8-10 bardak ılık su içmek.

Oprah: Ama buzlu su seviyorum

Deepak Chopra: Pavlov refleksi gibi içtikçe alışırsın. (Pavlov’un köpeği meşhur bir koşullanma deneyi)

***

Neleri Değiştirebiliriz?

1)Kendi Etki Alanına Odaklanmak

Teoriyi söyleşi ile kaptık peki pratikte bu konular için neler yapabiliriz? Bence değiştirebileceğimiz ve değiştiremeyeceğimiz şeyler konusunda bir farkındalık seviyesine varmak önemli. Ülke gündemi, savaşlar, hava durumu gibi konular muhtemelen bizim etki alanımızın olmadığı ya da çok küçük olduğu konular. Odağı bunlara çevirmek yerine Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı kitabında yer aldığı değiştirebileceğimiz konulara yoğunlaşıp proaktif adımlar planlamak daha iyi olacaktır.

2)Toksiklere Çare Bulmak

Toksik insanlar, toksik toplum, toksik iş hayatı gibi konular büyük bir sorun.  Belki de bu yüzden yaşasın introvertlik. 🙂

Ama en kötüsü insanın kendisinin toksik olması tabii. 🙂

Mesafeler koymak, çevremizdeki toksik insanların bir kısmını tamamen hayattan çıkarmak, bu gibi kişilerle görüştükten sonra sıfırlanmak için ritüeller uydurmak(duş almak, iyi bir müzik dinlemek vs. gibi) ya da kişilere karşı açık olup toksikliklerini ve rahatsız olduğunuz noktaları dile getirmek. Böyle devam ederlerse kendi sağlığınız için bazı sohbetleri kısıtlamak zorunda kalacağınızı paylaşmak.

3)Rutinler

Bazı pozitif düşünce rutinleri geliştirmek. Sabah uyanınca ya da akşam uyumadan 3-5 güzel şey söylemek gibi, olumsuz düşüncelerinizin farkında olup pozitife çevirmek gibi… Şükretme ritüelleri gibi… Bir kası geliştirmek için rutin, düzenli bir çalışmaya ihtiyaç var.

4)Beyni Kandırmak

Ben şahsen beynin tahmin ettiğimiz kadar da akıllı olmadığı konusunda iknayım. 🙂 Judith Liberman bir eğitimde konuyu çok tatlı bir hikaye ile birleştirmiş ve önümüzde balık yokken ağzımızı birazdan balık yiyecekmişizcesine sulandırmayı başarmıştı. 🙂 O yüzden kaotik düşünce kalıplarından bile isteye, çabayla, gayretle, gerekirse başta biraz inanmaya inanmaya kurtulmaya çalışmak gerekiyor.

5)Dili Değiştirmek

“Yoğunum” demek yerine “gün içinde bana yetecek kadar enerjim ve kapasitem var” demek. “İşimden memnun değilim” demek yerine “hayattaki tek opsiyonum bu iş değil, fırsat yaratabilirim” demek. “Bugün ne kadar güzelim” demek. “Bugün çok iyi ve güçlü hissediyorum” demek. 🙂 Deneyin, yazarken bile keyifli aslında. Belki bunun için günlük tutmak vs. etkili olabilir.

***

Kısacası kendi karakteriniz ve yaşamınızla bağlantılı olarak yapabileceğiniz onlarca, yüzlerce şey var. Ne bileyim çok haber izliyorsanız izlemeyi bırakmak, Deepak’ın dediği gibi beslenme, uyku, egzersiz vs. kalıplarınızı gözden geçirmek. Nasıl iyileştirebilirsiniz konusuna bakmak…

En önemlisi çözümsüz bir noktada olduğunuzu düşünüyorsanız uzman yardımı almak da başlı başına bir adım.

Diyerek fazlasıyla uzattığım yazımı burada noktalıyorum. Aşağıdaki yazılar da ilginizi çekebilir;

Soru ve görüşleriniz için; İletişim sayfasından ya da yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.

4 Replies to “Pozitif Düşünce Hayatımızı Nasıl Etkiler?”

  1. Teşekkürler yazı için, “Bir kası geliştirmek için rutin, düzenli bir çalışmaya ihtiyaç var” bu kısım benim geliştirmem gereken kısım sanırım. Çok fazla kişisel gelişim yazısı okuyup hayata uygulamayınca, yapmam gerekeni yapmıyormuş hissiyatı oluşup daha çok stresleniyorum 🙂

    1. O his zaman zaman hepimizde oluşabiliyor. Teoriyi bilmekle pratik farklı şeyler maalesef. 🙂 Ama belki geçmişte bana yardımcı olan şeyin size de yardımı dokunur büyük challengelar yerine basit bir eylemle başlayın. Örnek olarak her sabah güne bir bardak su ile başlamak, yatağı düzeltmek gibi… Eylemi küçümsemeyip bunu bir alışkanlık kazanma deneyi, kendini tanıma güçlendirme süreci gibi görün. Bir alışkanlığı kazandıktan ve sistemi oturttuktan sonra insan daha güçlü hissedip yenilerini ekleyebiliyor.

  2. 1984 de Transandantal Meditasyon’a başladım. Deepak Copra’da bu grup içindeydi. Sözlerinde beni en çok etkileyen cümle; Düşünceler arasındaki “boşluk”oldu. Sanırım bu yüzyılda ki en büyük sıkıntı o boşlukları Yaşayamamak. Hızlı yaşamak koşuşturmak acele etmek…İşte bunlar ruhumuza ulaşmanın önündeki engeller sanırım.
    Güzel bir yazıydı zevkle okudum! “Boşluk her şeydir”. demek istiyorum son olarak😘

    1. Çok teşekkürler. Özümüzü yakalamak için bence de boşluk her şeydir! 🙂 Meditasyon ve sanat da güzel araçlar bunu yakalamak adına.

Biraz da siz kar(g)alayın!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.