Judith Liberman

Judith Liberman; Fransa doğumlu, Türkiye’de yaşayan Masal Terapi isimli kitabı ve birbirinden farklı masal anlatım seminerleri ile bilinen tam adı Judith Malika Liberman olan renkli kişilik.

Türkçe’yi sonradan öğrenmesine rağmen anlattıklarını büyük keyifle dinlettiriyor. Tabii ki bu konuda çok ciddi eğitimler almış. Dileyenler NTV Radyo podcastlerinden kendisini dinleyebilir.

Bir kez şirketimde verilen 1 saatlik masal anlatım seminerine bir kez de iki gün süren eğitimine katılma fırsatım oldu. Eğitiminden aklımda kalan bazı şeyleri aklımda kaldığı şekliyle derleyeceğim. Gene de Judith’ten dinlemeniz daha keyifli olacaktır;

  • “Ben de” demeden dinleyin. “Ben de” diyerek karşılık vermeye başladığınız zaman karşınızdakinin anlattıklarından ziyade kendi anlatacaklarınıza konsantre oluyorsunuz. (Burada bir parantez açmak istedim. Ben bu konuda bir farkındalık kazandıktan sonra “ben de” demeden dinlememin çok zor olduğunu anladım. Birileri bir şeyler anlatırken, yüreğim sürekli kıpır kıpır ve parmağını kaldırıp öğretmeninin söz vermesini bekleyen çocuklar gibi davranıyor. Ama kendimle mücadele edip susturmayı başardığım zamanlar oluyor.)
  • İnsanın hayatında 3 önemli katman var. Bağırsak, kalp, beyin. Bağırsak duyu bölgesidir. Çocukları, duyuları yani bağırsak yönlendirir. Ellerine geçirdikleri nesneyi koklarlar, ağızlarına sokarlar, dokunurlar. Gençliğe doğru ilerledikçe kalp devreye girer. Deli dolu aşık olurlar, kapı çarparlar. Her şeyi büyük boyutlarda yaşarlar. Olgunluk dönemine geldikçe bağırsak yani duyu bölgesi iyice devreden çıkar. Kalp de yerini beyine yani mantığa bırakır. Beyin de olaylara duygusuz yaklaşmamıza vesile oluyor. 🙂 İnsanın hayattan zevk alması duyu katmanını tekrar geliştirmekten geçer.
  • İnsanoğlu iki seviyede yaşar; gerçeklik ve hayal. Biz bir süre sonra hayali unutup gerçeklik seviyesinde yaşamaya başlıyoruz. Bisikletin iki tekerliği olur, sürerken hep ön tekeri görürüz; ama arka tekerin de çok büyük önemi vardır. Yaşarken de hayal evresi unutulur; ama unutmamak gerek. (bu noktada Hayal Etmeyip Kaybettiklerimiz yazımı okuyabilirsiniz)
  • İnsan beyninin komut sistemi ilginç bir yapı. Size “limonu ekşi ekşi yediğinizi hayal edin” desem ya da “mangaldan mis gibi et yiyeceğiz, nar gibi kızarmış, içi lokum gibi ağızda dağılıyor” desem, bu anları hayal ettiğinizde ağzınız sulanmaya başlar. Çünkü beyin “o anda gerçekten limon ya da et yiyecekmisiniz” yoksa “hayal mi kuruyorsunuz” ayrımını idrak edemiyor. Komutu veriyor. (Burada da önemli bir parantez açmak istiyorum. Yapılan bir araştırmaya göre bir şeyi yaptığınızda aldığınız keyif ve hormonal düzeyiniz ile o şeyi hayal ederken bünyenizin gösterdiği etki aynı. Yani bisiklet sürerken aldığınız keyif ile bisiklet sürdüğünüzü gerçek anlamda hayal ettiğiniz an bünyeniz aynı olumlu etkiyi gösteriyor)
  • Söylemek ve anlatmak iki farklı fiil, aynı şekilde duymak ve dinlemek de öyle. (Tekrar parantez açıyorum. Genellikle birinin sizi dinlemediğiyle ilgili sitem ettiğinizde son söylediğiniz cümleyi tekrar ederek dinlediğini iddia eder. Halbuki duymak ile dinlemek bambaşka iki eylem. Söylemek ve anlatmak da öyle. Bu sebeple bir şeyi söyleyip geçiştiriyor musunuz yoksa anlatıyor musunuz noktası çok önemli. Çoğumuz masal anlatıcısı olmayacağız. En azından ben olmayacağım; ama günlük hayatımda sürekli konuşuyorum. Neden insanlara daha keyifli bir dinleti sunmadan konuşayım? )
  • İyi anlatmanız için yavaşlamanız lazım, duyuya inmeniz lazım.(bağırsak bağlantısı) Anlatımın temeli imge aktarmak. Sen görürsen onlar da görürler sen hissedersen onlar da hissederler.
  • Her sanat dalı diğerlerinden beslenir. Hayatınızda sanata yer vermeniz çok önemli.
  • Yaptığınız işler, eylemler konusunda her geri bildirime açık olmayın. (Türkiye’de insanların ne kadar boş ve motivasyon kaybettirecek şekilde geri bildirim verdiğini düşünürsek çok mantıklı. Örneğin Judith seminerlerinden sonra “iyi” “kötü” gibi yorumlardan ziyade “aklında ne kaldı” gibi geri bildirimleri önemsediğini belirtti. Herkesin iyi ve kötü düzeyi farklı olabiliyor)

Anlatma Sanatı

Judith’e eğitimde bir sorum olmuştu;

“bir şeyleri betimlerken küçük, harika, uzun gibi kelimelere sarılıyoruz Türkçeyi sonradan öğrenmiş biri olarak çok başarılı tasvirlerin var. ne önerirsin?”

Cevabı yaklaşık 20 dakika sürdüğü için hepsini yazamayacağım.

Ama o konuşmadan çıkarttığım ders kavramsal kelimelerden uzaklaşmak gerektiği.

Nedir kavramsal kelimeler? Özgürlük mesela…

Özgürlüğün bir tanımı yok. Bin kişiye sorsanız bini de farklı açıklayabilir. Biri “amerika” der, öbürü “tatil günleri”, diğeri “çocukları kaynanama bıraktığım an” der. Diğeri hapisten çıkmak olarak tanımlayabilir… Hiçbirisine de itiraz edemeyiz.

Judith iyilik, özgürlük gibi şeylere anlatma sanatı içerisinde hemen hemen hiç yer vermediğinden bahsediyor. Aynı şekilde bu kavramları günlük hayatta da tartışmak sizi bir yerden bir yere götürmüyor.

Bunun yerine çilek anlattı mesela, “köşeyi döndüğümde burnuma çileklerin kokusu geldi. Biraz yürüyünce kıpkırmızı çileklerin özenle dizildiği tezgaha yaklaştım. Daha görmeden bile kokusu sokağı kaplayan çileklerin gözenekleri kocamandı. Bir tanesini tatmak için ağzıma attım. Sulu, tatlı halleri o kadar lezzetliydi ki hepsini yemek istedim.”

Siz de çilek anlatın, kırmızıyı anlatın mesela… Mucizeymiş, kötülükmüş, özgürlükmüş anlatma sanatıyla uğraşmasanız bile günlük enerjinizi boş yere tüketeceğiniz konular.

Aynı zamanda Judith betimlemede ilk aklına gelen kelimeleri attığını belirtti. Örneğin; İstiklal Caddesi’ni nasıl tasvir edersiniz?

“uzun, sağlı sollu dükkanların olduğu, kalabalık bir cadde” diyebiliriz; ama Türkiye’de ve Dünya’da bu tabire uyan yüzlerce cadde var.

Bunun yerine; “ortasından kırmızı tramvaylar geçer. O tramvayların arkasına çocuklar asılır. Aşağıya doğru bir kitapçıda sürekli Amelie çalar. Saç ektirmiş arap turistler dolaşır. Kestane arabaları ve dumanı caddeyi sarmıştır. Çocuklar için sokak satıcıları vardır, gökyüzüne oyuncağı fırlatırlar kafana düşer mi diye korkarak yürürsün. Caddede aşağıya doğru yürüyünce Kızılderili olmayan ama Kızılderili kılığına bürünmüş sokak şarkıcılarına denk gelirsin”

Bu şekilde bir anlatımda bahsedilen caddenin İstiklal Caddesi olduğu daha net şekilde hayal edilir…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s